Mucize Doktor'un Ali Vefa'sı Taner Ölmez'i en çok etkileyen sahne..

Mucize Doktor'un yıldızı Ali Vefa rolünü oynayan Taner Ölmez Episode dergisine konuştu.

Eklenme Tarihi: 29 Kasım 2019

Mucize Doktor, ilk bölümünden beri en çok izlenen dizilerden biri, dizi hikayelerinin çok
durağanlaştığı bir dönemde böyle bir dizi yayına girdi. Sizce sektörün ve izleyicilerin
yaklaşımını nasıl değiştirecek ya da nelere neden olacak bu dizi?

Dünyada yapılan farklı tarzlardaki dizileri dijital platformlardan beğeniyle izlerken bunu kendi
projelerimize, kendi televizyonlarımıza da uygulamamız gerektiğini düşünüyorum. Yavaş yavaş
olacaktır, birden olmaz ama Mucize Doktor öncü oldu diyebiliriz. Hem izleyicilere, hem
yapımcılara, hem kanallara hem de oyunculara farklı işler yapmak konusunda cesaret verdiğini
umuyorum.

Yapılan yorumlar neler düşündürüyor size, nasıl yorumlar alıyorsunuz son dönemde? En
dikkat çeken yorumlar neler oldu? Herhalde otizmli bireyler ve ailelerinden gelen yorumlar
biraz daha önemli.

Aslında onlar oldu. Çok güzel bir hikaye yaşadım. Dizinin birinci bölümü yayınlandı, 10 buçuk,
11’de bitti, uyudum. Sabah 8 gibi uyandım ve sete gittim. Araba beni sete bıraktı, arabadan indim,
on adım attım, yanımdan koşarak bir adam geçti. Sonra geri döndü. 40-45 yaşlarında. “Kardeşim,
ben neden koşuyorum biliyor musun? İşe geç kaldım, senin yüzünden. Otizmli bir kızım var, diziyi
izledim, sonra tekrarını izledim, uykularım kaçtı” dedi. Yani birinci bölüm yayınlandıktan sonra
setten herhangi bir kişiyi bile görmeden ilk gördüğüm insan, yanımdan koşarak geçen, otizmli kızı
olan bir babaydı. Enteresan bir hikayeydi benim için. Ondan başka da aldığım mesajlar,
karşılaştığım insanlar, bu örneğe yakın çok örnek gördüm. En fazla etkileyen bunlar oldu tabii.
Ayrıca ilkokul ya da ortaokul öğrencilerinin okulda doktorculuk oynadıklarına şahidim.
Çocuklardan biri Ali oluyor ya da Ali’yi oynatacak kimseyi bulamıyorlar, onu ağaç yapıyorlar,
diğerleri Ferman oluyor, Nazlı oluyor, bir şekilde oyun oynuyorlar. Araştırıyorlar, soruyorlar.
Google’da trendler arasına savant sendromu, otizm kelimeleri girmiş. O kadar mutlu edici şeyler ki
bunlar. Aslında amaca ulaşmışız işte. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Amaca ulaşmışız,
istediğimizi başarmışız. Tepkiler çok güzel.

Şu ana kadar oynarken ya da izlerken en etkilendiğiniz sahne?

5 bölümdeki bir sahne. Ali Vefa’nın abisine yarım kalan bir vazifesi var. Bir kitap var, Şeker
Portakalı. Tamamını okumuş ama son sayfasını okuyamamış. Bu, beni çok etkiledi, zaten kitabı da
çok severim. Hangisine benzeteyim bilemiyordum Ali Vefa’yı. Acaba Şeker Portakalı’na mı,
Küçük Prens’e mi? Gezegen gezegen dolaşıyor çünkü, Ferman’ın gezegenine gidiyor, Nazlı’nın
gezegenine gidiyor. Acaba hangisi diye düşünüyordum. Senaristler, bunu yazdılar 5 bölümde. O son sayfayı okumak benim için çok değerliydi. Tam olarak öyle olmasa da sonuçta abisine benzeyen bir çocuk geliyor ve Ali öyle bir şey hissediyor. O çok değerliydi.

Çok çalışkan bir oyuncusunuz. Çok kafa yoruyorsunuz belli ki, bir projeyi kabul etmeden
önce de kabul ettikten sonra o karakteri doğru çıkartabilmek için de...

Her işte, her konuya onu tartarak, her yanını düşünerek yaklaşmaya çalışıyorum. Gelen dizi, tiyatro, reklam olsun fark etmez onu elime alırken kırk kere düşünürüm. Şu oyun güzel, evet, ne anlatıyor, derdi ne, derdi var, gündeme oturuyor, tamam. İçi dolu, temeli sağlam işler yapmak istiyorum. çünkü hayatımda. Çalışma kısmına gelince, aslına bakarsan siz burada bir çekim yaptınız, bunun öncesinde oturup çalıştınız değil mi? Ne olabilire baktınız, ben niye bakmayayım? Bir futbolcu bir gün maç yapıyor, beş gün antrenman. Ben niye antrenman yapmayayım? Başka türlü kendimi nasıl sıcak tutabilirim ki, nasıl konuşabilirim? Nasıl bir yükseltinin üstüne çıkıp insanlara, bir dakika kardeşim, kralı oynuyorum, en iyi kralı oynayacağım şimdi size diyebilirim? Onun için çalışmak gerekiyor, başka türlü bir yaparsın, üç yaparsın dördü yapamazsın.