X ve Z Kuşakları LGBTi+ Beyin Göçü Evlilik İçin Ne Düşünüyor?

Armağan Çağlayan'ın Youtube kanalında bu hafta LGBTIQ+, beyin göçü, kadın ve erkek eşitliği ve benzeri konularda OvsO isimli tartışma programı yayınlandı.

Eklenme Tarihi: 19 Mart 2021

Armağan Çağlayan'ın sunduğu OvsO programında X ve Z kuşağından iki birey, kuşaklarını temsilen kendilerine sorulan sorulara cevap verdi.

Programa, 1965 ile 1980 yılları arasında doğan X kuşağını temsilen TÜRKSAM başkanı Sinan Ogan, 1997 ile 2012 yılları arasında doğanları kapsayan Z kuşağını temsilen ise Boğaziçi Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı okuyan Ebru Batur katıldı.

1. Kadın ve erkek eşit midir?

Ebru Batur: Kesinlikle eşittir. Eşit olmak, aynı olmak anlamına gelmiyor. Biyolojik inkar içinde değilim bu konuyla ilgili. Erkek, kadın, non-binary, interseks gibi bütün cinsiyet kimlikleri yönelimlerini ve kadın - erkek eşitliğini tam anlamıyla kabul ediyorum. Anayasa önünde, toplumda, iş olanaklarında, eğitimde kadın ve erkek eşittir, ancak şu anda sağlanan imkanlar bağlamında eşit olamamaktadır. Bu eşitsizlik biyolojik eksiklikten kaynaklanmıyor, bizzat iktidar ve devlet eliyle yaratılıyor. Kanun önünde eşitliği sağladığımızda, kadın ve erkeğin eşitsizliğine sebep olacak hiçbir fark yoktur.

"Allah erkek ve kadını daha farklı fiziksel özelliklerle yaratmıştır..."

Sinan Ogan: Tartışmaya mahal vermeyecek şekilde kadın ve erkek eşittir. İnsanın farklı fiziksel özelliklerde yaratılması onların hak anlamında eşit olmayacağı anlamına gelmez. Allah erkek ve kadını daha farklı fiziksel özelliklerle yaratmıştır. Bu fiziksel özellikler bir cinse, diğer cins üzerinde daha baskın veya daha farklı haklara sahip olma hakkını vermez.

2. Evlilik mutlaka olması gereken bir kurum mudur?

Ebru Batur: Genellikle toplumda 'evlenmemek tercihtir' diye düşünülse de evliliğin tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü iki kişi arasındaki bireysel bağların kamuya bildirilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Çocuk yapmanın, evlenmenin birer zorunluluk olarak dayatılması bence toplum mühendisliğidir. Bu dayatmalar aslında tamamen hayatlarımızın tek bir doğrultuda, başka hiçbir olasılık yokmuşçasına inşa edilmeye çalışılmasıdır. Seçen elbette ki seçer ama bir zorunluluk olarak dayatılması bana kalırsa tamamen devletin bir mühendisliği ile aynı yöne itilmeye çalışması, tek tip insan yaratmaya çalışmaktır.