Sezgin Baran Korkmaz'ın Mafyaya Milyonluk Hediyelerinde Çarpıcı Detaylar

Alaattin Çakıcı’nın eski avukatı, yıllar önce Sezgin Baran Korkmaz'ın rüşvet ağı kurarak, ünlü isimlerin mallarını ucuza alıp suç örgütlerine "hediye" ettiğini anlattı.

Hakkında "organize suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak" suçlamasıyla soruşturma başlatılan Sedat Peker, son yayınlanan videosunda SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz'dan bahsetti. Peker çeşitli iddialarda bulundu ve Sezgin Baran Korkmaz dosyası tekrar gündeme geldi

Türkiye’de “zor durumda” olan şirketleri ucuza alıp pahalıya satan, ABD’de “Kingston Kardeşler” olarak bilinen Jacop Ortell Kingston, Isaiah Kingston, Rachel Kingston, Sally Kingston’un yargılandığı davayla ilişkilendirilen Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili Peker'in iddiası ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla yaptığı görüşmeydi.

Adı “SBK” olarak kısaltılan Sezgin Baran Korkmaz hakkında hazırlanan ABD kaynaklı dosya ise dikkat çekiciydi.

YÜZLERCE MİLYON DOLARLIK KARA PARA AKLAMA DOSYASI
ABD hazinesini dolandırarak 500 milyon doları ülke dışına çıkardığı belirlenen “Kingston Kardeşler”in 132 milyon doları Türkiye’ye gönderdiği belirlenmişti. Kingston kardeşlerin bu parayı Türkiye'ye getirmek için şirket kurdukları ortaya çıkmıştı. Doalyısıyla SBK de bu parayı kullanmakla suçlanıyordu.

Korkmaz’ın ne iş yaptığı ise hep merak konusuydu.

SBK yaptığı işi şu cümlelerle anlatıyordu: “Batmış olan, kapanmış olan şirketleri satın alıyorum, onları yeniden üretime kazandırıyorum, insanlar çalıştırıyorum, ekonomiye katıyorum.”

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önce yurt dışı yasağı kararı alması sonra da resen kaldırması sonrasında SBK yurt dışına kaçmıştı. Peker'in iddiasına göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, SBK’ye “Hakkında tahkikat başlatılacak yurt dışına çık” demişti.

Ve Peker, SBK dosyasını tekrar gündeme getirdi. SBK’nin geçmişte de birçok kez haber olmuştu. Hakkındaki kara para aklama, “mala çökme” iddiaları ise anlatılanlardan çok daha fazlaydı.

SBK’NİN DEYİMİYLE: BİR BATIK MALI EKONOMİYE KATMA HİKAYESİ
Şimdi takvimleri geriye sarıp yıllar önce yaşanan ve anlatacaklarımızla ortaya çıkacak olan SBK "ticaretini" inceleyelim.

Sene 2012. Ünlü armatör Mahmut Serter bankadan aldığı yüklü miktardaki kredilerle birlikte borçları artmıştı ve ödemekte zorlanıyordu. Ve o günlerde milyonlarca dolar değerindeki “Princess S” teknesi haczedildi.

Alacaklılar arasında Ziyaattin Bartik vardı. Şimdilerde, kara para aklama operasyonunda tutuklu bulunan Bartik, Baran Kokrmaz’ın akrabasıydı ve SBK Holding’in bekçisiydi.

Borçlu Serter’in teknesi hakkında haciz kararı vardı fakat tekne bulunamadı. Teknenin bulunması için ödül koyuldu. Çok geçmeden teknenin nerede olduğu ortaya çıktı.

Ziyaattin Bartik’in avukatı Mehmet Sinan İnce, Bereket Öner ile teknenin bulunduğu Marmaris’te Türkbükü Mavi Otel önüne gitti. Bereket Öner, SBK ile uzun yıllar çalışan ve kara para aklama operasyonunun sanıklarındandı.

Öner ve avukat İnce tekneyi teslim aldı. İstanbul 11. İcra Dairesinden yazılan talimatlar sonrasında Marmaris 2. İcra Müdürlüğü’nde 21.6.2012 tarihinde haciz işlemi yapıldı. SBK’nin deyimiyle “Batık malı ekonomiye katma” ise burada başladı.

Tekneye Bereket Öner, avukat Mehmet Sinan İnce, bilirkişi ve jandarmalar geldi. Haczi istenen malın bu tekne olduğu tarafların beyanıyla tespit edildi. Avukat İnce’ye göre, “Taner Pulluk” imzalı “bilirkişi” sıfatıyla tekneyi inceleyen isim ise SBK idi. Ve tekne Bereket Öner’e yani SBK’nin çalışanına teslim edildi. Bereket Öner, yasal mevzuatlar bitene kadar “Tekneyi burada tutacağım” diyerek haciz tutanağını imzaladı.

BİR GÜN ARAYLA TEKRAR HACZEDİLDİ
Ancak bir gün sonra tekne Bodrum’a götürüldü. Tekne, Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nde tekrar haczedildi.

Yaklaşık değeri 10 milyonun üzerinde olduğu belirtilen tekneye, “Mehmet Ceyhan” adlı bilirkişinin “Arızalı, bozuk, problemleri var” raporuyla 2 milyon TL değer biçildi.

Cumhuriyet'ten Furkan Karabay'ın haberine göre, Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki kara para aklama, “mala çökme” iddiaları anlatılanlardan daha fazlaydı. Alaattin Çakıcı’nın eski avukatı, yıllar önce Korkmaz'ın rüşvet ağı kurarak, ünlü isimlerin mallarını ucuza alıp suç örgütlerine "hediye" ettiğini anlattı. Belgelerde ise çarpıcı detaylar yer alıyordu.

Avukat İnce’ye göre “Mehmet Ceyhan” adlı bilirkişi Sezgin Baran Korkmaz’dı. İddiaya göre, icra dairesinde rüşvetle bilirkişi olarak kendi ıslak imzasını kullanıyordu.

Tekne, değerinin çok altı bir fiyatla Ziyaattin Bartik’e yani SBK’ye geçmişti. Avukat İnce’ye göre, tekne çeşitli kusurlar bulunarak 450 bin TL’ye alınmıştı. Yine İnce, SBK’ye çok düşük bir fiyatla geçen milyonluk teknenin Yakup Süt’e “hediye” edildiğini söyledi. Yakup Süt hakkında, yağma, tehdit ve silah ticareti iddiası bulunuyordu. Nitekim Yakup Süt, 14 Şubat 2020’de düzenlenen operasyonla tutuklanmış 1 yıl Silivri Cezaevi’nde kalmış ardından tahliye olmuştu.

ÇAKICI’NIN ESKİ AVUKATI: “BAŞINA İŞ ALIRSIN” DEDİLER
Peki tüm bunları yıllar sonra açıklayan avukat Mehmet Sinan İnce kim miydi? Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın eski avukatıydı. Çakıcı davasında sanık olarak da yer alan İnce, işlenen suçlardan bahsetmişti.

Olayla ilgili konuştuğum İnce yaşananlarla ilgili çarpıcı şeyler söylüyordu. İnce, söz konusu tekne olaylarının ardından konuyu Emniyet’e ilettiğini fakat “Başına iş alırsın” yanıtını aldığını iddia ediyordu. İnce, "Bu konuya bulaşmamam konusunda ciddi uyarı yapıldı bugüne dek susmak zorunda kaldım" diyordu.

Avukat İnce yaşananları şöyle anlatıyordu:

“İsmi geçen Bereket Öner üniversite zamanlarımdan arkadaşım olur. 2012'de bana çok kuvvetli bir abisinin avukatlığını ve fiili hacizlerini yapmam için başvurdu. Ziyaattin Bartik adına adıma vekaletname ve avukatlık sözleşmesi düzenlendi. Kendisiyle yüz yüze hiç gelmedik şimdi anlıyorum ki bahsettiği abisi ve asıl alacaklı SBK'ymış. Alacak meblağlar hep yüksek olurdu.

Fiili hacizleri gerçekleştirirken Bereket yanında şimdi basında izlediğimde gerçek adının Sezgin Baran Korkmaz olduğunu gördüğüm şahısla gelirdi. Bereket ve Sezgin Baran bana ve hacze iştirak eden tüm resmi görevlilere kendisini ‘deniz bilirkisisi’ olarak tanıtıp farklı kimlikler kullanarak resmi tutanaklara beyanda bulunup imza atmaya başlayınca şüphelendim ve dönemin KOM şubesine müracaat ettim. Dönemin KOM şube müdürü bana bu konuya bulaşmamam konusunda ciddi uyarı yaptı bugüne dek susmak zorunda kaldım. Gerekirse yetkililere bu müdürleri de açıklarım.

Temennim odur ki oluşturulmaya çalışılan korku ortamına yenik düşmeyip bu şekilde malları ve paraları haksız kazanç yoluyla temin edilen çok sayıda büyük firmaların patronları olduğunu biliyorum , korkmasınlar çıksın anlatsınlar. Haciz değil yağmaya varan yollarla çok kişinin malları gasp edildi.”