Serpent Dizisinin Vitali Hakim'i Kimdir? Rafael Sadi Araştırdı

Rafael Sadi, ünlü oyuncu İlker Kaleli'nin başrollerinde oynadığı BBC yapımı olan ve Netflix'te ses getiren Serpent dizisinin ana karakteri Vitali Hakim'i araştırdı

Oda TV yazarı Rafael Sadi, BBC yapımı olan ve İlker Kaleli'nin de yer aldığı Serpent dizisinin ana karakteri Vitali Hakim'i araştırdı.

İşte Sadi'nin yazısı:

"Valla ben 1955 yılında Kasımpaşa’da doğdum ve 1968 yılında 13’e yaşımda idim. Yani Yahudi dini gelenekleri ve dini kuralları gereğince ergenlik aşaması olan BAR MİTSVA töreni hazırlıkları ile geçti. Eh kolay iş değildir birden bire, “Artık sen de ERKEK oldun, 10 kişilik MİNYAN üyesi” sayılabilirsin dediler.

Yahudi gelenekleri gereğince dua etmek, aşkava okumak için en az 10 ergen erkeğin bir arada olması gerekmektedir. Bu 10 kişilik topluluğa da MİNYAN deniyor.

Yani 13 yaşına girdiğinizde birden bire erkekten sayılıyorsunuz. Peki önceden, erkek değil miydik? Erkek çocuğu idik ve 13 yaşında erkek olduk resmen anlayacağınız.

Bar Mitsva törenine hazırlık neredeyse 1 yıl süren bir eğitim gerektirmişti. Ne mi öğretildi bu bir yıl süresince… Tören günü yaş gününü müteakip Cumartesi günü Sinagog'da TEVA'ya çıkıp (Tevrat okunan Kürsü) Tevrat rulosundan o hafta okunan bölümü (Peraşa'yı) doğru makam ve vurgular ile okumak gerekiyor. Hiç de kolay iş değildir. Kolay olmayan MAKAM'ı tutturmaktır. Din hocası bir abi bana bunu bir seneye süren bir zaman içinde öğretti. Haftada bir veya iki saatlik dersler ile. Aynı zamanda anne ve babama ve büyüklerime teşekkür edeceğim bir NUTUK da hazırladı ve bunu sinagogda bulunan cemaatin huzurunda okumam gerekiyordu. Tabii gecesine de Barmitsva töreninin kutlamalarının yer alacağı düğün salonunda bu nutuk tekrarlanacaktı.

Düğün salonu dediğime bakmayın rahmetli babamın dostları aracılığı ile o dönemin en ünlü gece kulüplerinden biri olan RUJ E NOIR GECE kulübünde yemekli şarkılı sözlü canlı orkestralı müthiş bir gece ayarlanmıştı.

“ÇİÇEK ÇOCUĞU” OLARAK ADLANDIRILIYORLARDI

Peki, 68 kuşağı neydi kimlerdi? Bizim yani o dönemin Yahudi gençlerinin ilgisi ne kadardı inanın kimse bunun bilincinde değildi bile. Evet, böyle bir olayın varlığından tabiki haberdardık, tabii ki memlekette olanlardan ve dünyada geçenlerden haberdardık. Televizyon ve Facebook internet olmazsa da Hürriyet gazetesi ve diğer basın organları hatta Hayat, SES ve bence de en önemlisi PAZAR dergileri bizleri oldukça haberdar ediyordu. GIRGIR dergisini atlamamak lazım. Olayların tamamı bu dergide vardı mizahi bir şekilde ama renkli basındakinden daha lezzetli bir şekilde anlatılıyordu.

68 kuşağının Che Guevara ile Vietnam Savaşına karşı çıkan Amerikan gençliğinin Çekoslovakya gençliğinin askerlerin tüfeklerinin namlularına çiçek koyan gençlerin bu eylemleri sayesinde “ÇİÇEK çocuğu” olarak adlandırıldıklarını da biliyorduk. Hatta 68 kuşağı olarak DENİZ GEZMİŞ ve arkadaşlarının da adlandırıldığını biliyorduk.

Yahudi toplumu arasında 68 kuşağı ve Hippi olmanın pek fazla bir popülaritesi yoktu. Veya en azından anne ve babalarımızın koyduğu kurallar ile bizi yetiştirdikleri kurallar  bu akımlardan en az etkilenmemiş gerektiğini beynimize kazımışlardı.

Ne hippi olabilirdik ne de anarşist. Devrimci filan olmak bizim harcımız değildi. En fazlası beğenmediğimizi uygun bir lisan ile yazabilirdik o da başımızı ve ailemizi belaya sokmayacak derecede.

Bir de 68 kuşağı olarak etkilendiğimiz en önemli şeylerden bazıları ise müzik ve o dönemin sanatçıları olmuştur. Barış Banço hippiliğin yaklaşık izdüşümü idi. Kuşkusuz ailelerimizde de çok sevildi ve dinlememize hatta ilk çıkan televizyonlarında da izlememize izinler verildi. Uzun saçları kıyafetleri ve en önemlisi yüzükleri hepimizi cezbetmekteydi. Müzikleri oldukça etkileyici ve sevimliydi. Nazım Hikmet okumamız olası değildi siyasi yelpazenin daha solunda olan arkadaşlarımız bir yerlerden bulup gizli gizli okuyorlardı ama babamla başımın derde girmesini daha doğrusu benim yüzümden babamın başının derde girmesine katlanamazdık. Ne ben ne de ablam sağolsun. Okuyabildiğimiz en sağlam yazar ise AZİZ NESİN idi bir de onun İsrail izdüşümü ve Varlık yayınları eserleri EFRAİM KİSHON idi. Tabiki bu mizahi eserlerin içinde gizli gizli bir sol akım vardı ama kesinlikle insancıl ve mizahi dokunduruculuğu ile bizleri daha sağlıklı düşünmeye ve insan olmaya yönlendiriyordu.

Bu dönemden 18 yaşına kadar kaptığım etkilendiğim olaylardan bizi ve en önemlisi Barış Manço uzun saçları idi. Tabii lise hayatı sonrası yıllarda saçlarımı oldukça uzun idi ve o zamanlar vardı. Saçlar omuzlarımdan sarkmakta idi. Cumartesi günleri de İstiklal Caddesindeki berberim HALİS'te düzeltilir ve arkadaşlar ile buluşmaya gidilirdi Osmanbey Dilberler mağazasının köşesinde. İşte oradaki gençlerin hippilikleri saçların boyu ve bazı kızların kıyafetleri ile sınırlı idi. Hatta bugün eşim olan kızın hippilerin andıran bir deri ceketi vardı ve ceket Kızılderililerinki gibi hafif püsküllü idi. Ama hepsi o kadar.

Ha bir de şu “SAVAŞMA SEVİŞ” sloganını çok severdik. (Sevenler erkekler idi) Kızlar ise sevişmemek için adeta savaşırlardı. Ne yapsınlar anneleri öyle öğretmişti.

YAHUDİ TOPLUMU İÇİN 68 KUŞAĞI DEVRİMCİ YOK MUYDU

Benim saçlarımın uzunluğu ise rahmetli baba dostu HAYRI PİRİNÇÇİOĞLU’nun babamın dükkânına çay içmeye geldiği bir gün bana evladım anan gibi saç uzatacağına baban gibi bıyık uzatsan daha iyi olmaz mı demesi ile sona ermişti. Hippilik sevdası da orada son buldu. Ve o gün bugündür bıyıklar uzamaya devam ediyor çok şükür. Saçlar da neredeyse bitti bitecek. Tam kel olmadıysak da çok az kaldı.

Peki, Türk-Yahudi toplumu içinde 68 kuşağı devrimciler yok muydu? Kuşkusuz vardı ama eser miktarda halen de eski tüfeklerden bir iki tane kaldı geçenlerde son tüfeklerden biri hayata veda etti duyduğum kadarı ile Allah rahmet eylesin. Bir başkası da benim sınıf arkadaşım olur ve sıkı sosyalisttir ideolojik anlamda ama asla devrimci veya silahlı eylem konusunda bir faaliyeti olmamıştır. O devrimciliğini yazarak ve gitarı ile yapıyor çok Da iyi yapıyor. Bir tanesi de İsrail’de elektrik mühendisi olup burada da sol parti üyesi bile olmayıp sadece oy vermekle yetinmektedir. O bana “Faşist” diyor ben de ona “Gomonist” diyorum ama asla kavga etmedik çok da iyi dostuz.

Yuda Siliki dostum sıkı bir solcu olmasının yanı sıra aynı zaman düzgün bir milliyetçidir de.  Hem Türk hem de Yahudi milliyetçisidir. Tuttuğu futbol takımları ise Fenerbahçe ve Maccabi Hayfa’dır. Halbuki solculuğunun uzantısı olarak Hapoel Hayfa takımını tutması gerekir gibi düşünürsek tam aksi istikametteki Maccabi takımını tutması da fanatik olmadığının kanıtıdır sanıyorum.

VİTALİ HAKİM

Yahudiler arasında hippiler gibi giyinen ve kendisine “çiçek çocuğu” deyip demediğini pek de bilmediğimiz bir genç Bankok'ta resmen katledildi ve hatta yakıldı.

Adı VİTALİ HAKİM idi.

Bu genç ile beni bir süre karıştırmışlardı. O yıllarda ben ticari amaçlı olarak Uzakdoğu’ya gidip geliyordum ve aynı dönemlerde 1972-1975 arası bu isimde bir Yahudi gencinin Tayland’a gittiği ancak haber alınmadığı söylentisi yayıldı. Benim de Uzakdoğu seyahatlerim bilindiği için neredeyse haftada bir iki kişi babamın dükkânına gelip Rıfat’tan haber var mı iyimidir cinsinden ve de babamı korkutmayacak şekilde nezaket çerçevesi içinde sorular soruluyordu.

Babam da durumu öğrendikten sonra neredeyse her gün benim aramamı emretmişti.

Ben de her gün babamı telefonla aramak durumunda kaldım ve rapor vermem onları Ancak yıl 1975 henüz cep telefonu olmadığı gibi internet de yoktu henüz ve ben uluslararası telefon edebilmek için saatlerce santral sırası beklemem gerekiyordu. Ben ancak otele vardığımda santral aracılığı ile sıra yazdırıp hat bağlanmasını bekliyor ve artık ne zaman bağlanırsak konuşabiliyordum. Önemli olan onları endişe içinde bırakmamak idi…

Artık herkes Bangkok'ta kaybolan kişinin ben olmadığımı anlamıştı. İyi de kaybolan kimdi.  Bunu uzun süre bilmedik.

(NOT: Yazının bu bölümünden sonrası Serpent dizisi için spoiler-ipucu içermektedir…)

İLKER KALELİ’NİN OYNADIĞI SERPENT FİLMİ

Geçen sene SERPENT (yılan) isminde bir filim yapıldı ve VİTALİ HAKİM ismi yeniden gündeme geldi.

Hatta Vitali Hakim rolünü İLKER KALELİ ismindeki sevimli oyuncu oynadı. Bu diziden de öğrendiğimiz kadarı ile cani ruhlu bir hırsız olan Charles Sobhraj (Bikini Katili ) uyuşturucu ve elmas hırsızı Vitali Hakim'i de ağına düşürüp parasını ve elindekileri çalıp öldürmüş ve hatta yakmıştı.

Vitali Hakim'in ulaşılabilen yegane resmi budur. Renkli resimde ise onu filimde canlandıran usta oyuncu İlker Kaleli…

(Bu da olayın Bangkok ve Dünya basınındaki  manşetleri…)

SONER YALÇIN ARAŞTIRMAMI İSTEDİ

Soner Yalçın Vitali'nin gerçek kimliğinin kim olduğunu bulmamı ve öğrenebildiğim kadarı ile hikayeyi yazmamı rica etti.

Uzun süre aradım ve birçok insana sordum ama kimse bilmiyordu. Hatta 48 sene önceki bir olayı hatırlayan insan sayısı da gittikçe azalmaktaydı. Yani olayı hatırlayabilecek olanlar vefat ediyorlardı.

Akllıma Facebook sayfam geldi ve VİTALİ HAKİM'i tanıyanların bana yazmasını rica ettim. O kadar sayfa arkadaşım arasında bu insanı tanıyan 2 kişi bana müracaat etti.

Biri DAVİD ARDİTİ İsrail’de gümrük komisyoncusu ve eski bir dostum. Vitali Hakim ile Heybeli adasından çocukluk arkadaşı olduğunu ve aynı arkadaş grubu arasında üç kişinin de hippi gibi giyindiklerini ifade etti. Vitali’nin de Tayland’a gittiğini ve dönmediğini hatta hatırladığı kadarı ile öldürüldüğünü ve babasının da cenazeyi tespit için Brezilya'ya gittiğini hatırladığını belirtti.

Vitali gibi hippi olan diğer iki arkadaşının da isim lerini söyledi ama onların nerede olduklarını kesin bilmemekteydi. Biri Amerika’da diğeri ise Avrupa’da olabilirlerdi. Yaşıyorlarsa bulmayı deneyeceğim tabi. Brezilya tabiki hatalı bir tespit idi belli ki David abim yanlış hatırlıyordu. Doğru mekan Tayland ve Bangkok idi.

BABASININ YANINA UĞRARDI

Bu arada Başka bir Facebook arkadaşım Vitali Pinto beni aradı ve kendisinin aile hakkında detaylı bilgisi olduğunu söyledi ve anlatmaya başladı.

Sağolsun konulması oldukça akıcı ve hoştu. İfadesine göre kendi işyeri Mahmutpaşa MANASTIR  handa idi ve Vitali Hakim'in babasının da aynı  han  da hatta aynı katta  konfeksiyon işi olduğunu Vitali Hakim'in babasının adının  LEON  Hakim olduğunu belirtti. Aile Kuledibi’nde ikamet etmekteydi. Vitali Hakim ise arada sırada babasının işyerine uğrar ve herkes ile de oldukça sevimli ve dostane ilişkiler içinde olan bir gençti diyordu Bay Pinto. Hippi miydi değil miydi bilmem ama hippi gibi uzun saçları ve kıyafetleri vardı. Hoş o yıllarda bütün gençler bu şekilde giyiniyordu. Vitali Hakim 1947 veya 1949 doğumluydu dedi. Bu tarihleri David Arditi de onayladı. Ancak David Arditi'ye göre bu çocuğun öldcürülme tarihin i 1975’ten çok daha eski olduğunu sanıyor.

Bu arada Bay Pinto’nun hatırladığı kadarı ile Baba Leon Hâkim ile abisi veya kardeşi ortak idiler ve sonradan da ortaklığı ayırmışlar. Kardeş aynı han da aynı katta benzer bir işkolunda devam etmiş ve kimse de rahatsız olmamış. Allah herkesin rızkını verir mantığı ile kardeşler uyum içinde yaşamışlar. BU arada Bay Pinto'dan öğrenebildiğim kadarı ile Vitali Hakim'in bir kız kardeşi vardı ve biri ile evlenip İsrail'e yerleşmişlerdi. İsimlerini hatırlamıyordu.

İpin ucunu yakalamıştım bırakamazdım artık. Kız kadeşi ararken Leon Hakim'in kardeşi veya abisi İsrael Hakim'in de iki oğlu olduğunu hatırladı Bay Pinto. Birinin adı HASKİ diğeri ise RONİ idi. Aslında Facebook’ta ikisini de buldum ama yazdığım mesajlara maalesef cevap vermediler. Bu arada kız kardeşi kim tanır diye aramaya başladım. Facebook aramak için ideal bir kaynak. Ama yeterli değil. Yahudi camiası yine devredeydi ve önüme gelene bu bayanı soruyordum. (Yahudi lobisi dedikleri buydu galiba) En yakın arkadaşım Menahem Leon aslında Muhtar gibi adamdır. Bu bayanın eşinin adının LEON AVNAİM olduğunu bildirdi eniştesi onun yanında çalışmış bir ara. Adamcağız kumaş işi yapıyormuş şimdi ise Rehovot şehrinde aynı işi yapan bir firmada çalışıyormuş. Buradan hareketle eşinin adını da öğrendim eniştemin bir tanıdığı olan Moiz Dirlik bu bilgileri onayladı ve Vitali Hakim'in kız kardeşinin adının Bayan Sara olduğunu bildirdi. Facebook’ta Bayan Sara’nın sayfasına ulaştım ancak o da mesajlarıma ve telefonlarıma cevap vermedi. Muhtemelen bu acı olayı hatırlamak bile istemiyor ve konuşmak istemiyorlardı diye yorumladım.

Tabii ki aileden birileri ile konuşabilseydim bu hikâyenin kim bilir daha ne kadar derinlere gittiğini belki de öğrenebilirdik. Ama şimdilik elim izde olan bilgiler bu kadar. Şayet kendileri ile konuşma imkanı bulursam kuşkusuz sizlerle paylaşacağım.