Putin ve Esad’ın istediği oldu! Moskova’daki mutabakat ne anlama geliyor?

Moskova’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yaklaşık altı saat süren toplantıdan, Esad rejiminin en çok istediği çıktı.

Suriye iç savaşının ilk günlerinden itibaren Esad rejiminin elinden çıkan ve cihatçı teröristlerin kontrolüne geçen, Şam’ı iki önemli kente yani Halep ve Lazkiye’ye bağlayan M-4 ve M-5 karayolları “rejim muhalifi” unsurlardan tamamen temizlenmiş oldu. İki karayolu da ulaşıma açıldı.

Görüşmeden sonra ayrıca, Erdoğan ve AKP hükümetinin son dönemde sürekli gündemde tuttukları “Esad rejimi Soçi mutabakatı sınırlarına geri dönsün” çağrısı ve ültimatomu da boşa düştü.

Yeni mutabakat uyarınca, Esad rejim unsurlarının son dönemde Soçi sınırlarını aşacak şekilde kazandığı bölgelere dokunulmuyor. Aksine, Esad rejimi geri çekilmeyeceği için, Soçi mutabakatı, Moskova'da açıklanan yeni mutabakat ile “yenileniyor.”

TÜRKİYE, “GARANTÖR” HALİNE GELDİ

M-5 karayolu zaten Esad'ın ordusunu son birkaç ayda gerçekleştirdiği Rusya destekli saldırılar sonucunda, tam olarak rejimin kontrolü altına girmişti. Moskova'daki ateşkes mutabakatı ile, M-5 üzerindeki rejim kontrolü kesinlik kazanmış oldu.

Türk silahlı kuvvetlerinin de müdahil olduğu, M-4 karayolunun kontrolü konusundaki son birkaç haftada yaşanan çatışmalar için ise “ateşkes” ilan edildi. Karayolunun en çok çatışmanın yaşandığı Serakib yakınlarındaki Trumba ile Ayn El Havra arasındaki bölgede Rus ve Türk askerlerinin “ortak devriye atması” üzerinde uzlaşıldı.

Mutabakat metninde yer alan bu “ortak devriye” ile, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları da, karayolunun tekrar cihatçıların kontrolüne geçmemesi için “garantör” haline getirilmiş oldu. Eğer cihatçılar karayolunu geri almaya kalkarlarsa, Moskova'da bugün imzalanan mutabakat gereğince sadece Rus değil, Türk askerleri de onlara müdahalede bulunacak.

ESAD GERİ ÇEKİLMİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'de çatışmaların arttığı ve Esad rejimine bağlı güçlerin büyük ilerleme kaydettikleri son dönemde yaptığı hemen hemen her konuşmada “rejimin, Soçi mutabakat sınırlarına geri dönmesini” istemiş, aksi halde TSK unsurlarının bizzat rejime karşı harekete geçeceği ültimatomunu vermişti.

Moskova anlaşmasında Esad'ın ordusunun son dönemde aldığı yerlerden geri çekilmesine ilişkin her hangi bir unsur yer almıyor.

TÜRK GÖZLEM NOKTALARI KALACAK AMA…

Moskova mutabakatı ile, daha önce Soçi'de kararlaştırılan ve kurulan 12 Türk gözlem noktasının ise göreve devam etmesi kararlaştırıldı.

Ancak Soçi mutabakatı sırasında tamamıyla muhalif unsurlar ve cihatçı teröristlerin kontrolündeki bölgede olan Türk gözlem noktalarının yarısı, Esad ordusunun ilerlemesiyle, rejim kontrolündeki bölge içinde kalmıştı.

Moskova mutabakatında bu gözlem noktalarının görevlerine devam etmesi yer alıyor. Ancak görevin sadece “ateşkesi izleme” olarak belirlendiği de liderlerin yaptıkları açıklamalarda kayda girilmiş oldu. Erdoğan, gözlem noktalarının “sadece ateşkesi izleyeceklerini” açıkladı.

Yani rejimin geri çekilmesi için bu noktalardan karşı harekat yapılmayacağını da diplomatik bir üslupla dile getirmiş oldu.

“SURİYE ARAP CUMHURİYETİ” VURGUSU

Ortak metnin Türkçesi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından okundu. Suriye'den bahsederken “Suriye Arap Cumhuriyeti” isminin kullanılması dikkat çekti.

Suriye Arap Cumhuriyeti ismi, aynı zamanda Esad rejiminin BM'de temsil edildiği isim olması açısından kritik önemde.

ERDOĞAN “DOSTUM” DEMEDİ, “SAYIN PUTİN” DEMEYİ TERCİH ETTİ

Erdoğan ile Putin geçen yıl toplam 8 kez, bu yıl da -hala Mart ayında olmamıza rağmen- üç kez yüz yüze görüştüler.

Erdoğan özellikle geçen yıl yapılan görüşmelerde Putin'den bahsederken pek çok kez “Dostum Vladimir” hitabını kullanmıştı. Oysa Moskova mutabakatının ardından Erdoğan'ın Putin'e sadece “Sayın Devlet Başkanı” ve “Sayın Putin” olarak hitap etmesi dikkat çekti.

SÖZCÜ