Odatv yazarı Müyesser Yıldız: Sahi, Hulusi Akar ABD'de ne yapıyor?

Odatv yazarı Müyesser Yıldız; "Barzani'ye ve diğer düşmanlara gözdağı vermek için sınıra tankları yığdığımız sırada Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar nerede; Erdoğan'la birlikte ABD'de" dedi.

Müyesser Yıldız'ın "Sahi, Hulusi Akar ABD'de ne yapıyor" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

“Barzanistan”ın Kerkük'lü “bağımsızlık” planlarından önce Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın ABD seyahatine değinelim.

Erdoğan Trump'la tanışmasının alt yapısını hazırlamak üzere üç temsilcisi; Hulusi Akar, Hakan Fidan ve İbrahim Kalın'ı Washington'a gönderdiğinde, Trump PKK'nın Suriye koluna ağır silah verilmesi kararını imzaladı.

Erdoğan-Trump biraraya geldiğinde ise o silahların ilk sevkiyatı yapıldı. Trump'ın Özel Temsilcisi Mc Gurk da bölgede PKK'lılarla toplantı halindeydi. ABD'nin PKK'ya silah sevkiyatı o günden bu güne bizzat Erdoğan'ın ifadesiyle bin 100 TIR'ı aştı.

Erdoğan bu defa BM toplantısı için NewYork'ta ve Perşembe günü Trump'la biraraya gelecek. Gitmeden önce, “Koruma polislerini getirme” dendi. Götürmedi... Bugün de Trump'ın, Erdoğan'ın korumalarının kullanması için ABD'li bir silah şirketiyle yapılan yarı otomatik silah satış tasarısını geri çektiği bildirildi.

Hiçbir diplomatik teamüle sığmayacak istiskalin geldiği boyutun farkında mıyız?.. “Müttefikimiz ve dostumuz” ABD, “Bizzat seni hem korumasız, hem silahsız bırakırım” diyor.

Erdoğan ise “stratejik ortak” olarak yine “üzüntülerini” ifade etmekle yetiniyor.


Biz de çok üzgünüz!.. Önce ülkemiz, sonra şahsı adına!..

Lâkin bu kadar istiskale rağmen bir kez bile, “Eyy ABD!.. One minüte!... Daha da gelmem Washington'a, New York'a!..” diyememenin hikmet-i sebebi nedir?

2 AY ÖNCEKİ MGK'DAN SONRA NE YAPILDI

“Barzanistan” referandumuna 6 gün kaldı...

Davul zurnayla gelen referandumun yapılacağı resmen ne zaman belli oldu? Nisan'da... Kerkük'e de Barzani bezi asıldığında...

Ankara'dakiler ne yaptı?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Barzani'nin “tuzağa düştüğünü” savunduğu gibi, bez oylaması öncesi Neçirvan Barzani'yle görüştüklerini, Barzani'nin, “Oylamadan evet çıksa da biz bu bayrağı asmayı düşünmüyoruz” dediğini açıkladı.

Ya Erdoğan; “Oradaki o bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki, bölücülük yapıyorlar. Ben Irak bölgesel Kürt yönetimine sesleniyorum. Bu yanlıştan bir an önce dönün. Hemen o bayraklarınızı indirin. Sadece Irak milli bayrağıyla orada yola devam edin. Yoksa şu andaki geldiğimiz noktadan kusura bakmayın geri adım atmak zorunda kalırsınız. Bedeli ağır olur” uyarısında bulundu. Bu arada kadim Türkmen kenti Kerkük için, “Kerkük Kürtlerindir safsatasına biz Türkiye olarak asla uymuyoruz. Kerkük orada yaşayan Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Kürtü varsa Kürtüyle hepsinindir” dedi. Yani Kerkük'ün ayan beyan bir Türkmen kenti olduğunu söyleyemedi.

Tabii Neçirvan Barzani bu sözün üzerine atladı ve Kerkük konusunda Erdoğan gibi düşündüklerini vurguladı.

Sonrası malûm!.. “Bez” işi resmileşti ve unutuldu!.. Ankara'yı “aldatan”Barzani'ye karşı bir tavır konulmadı.

Taa ki, 17 Temmuz'daki son MGK toplantısına kadar. Toplantıdan sonra; “Irak Kuzeyi Bölgesel Yönetimi’nin aldığı referandum kararının, hukuken ve fiilen uygulanamayacağı, bu teşebbüsün vahim bir hata olduğu ve istenmeyen sonuçlar doğuracağı” açıklandı. Ayrıca, “Irak’taki Türkmen varlığının ve haklarının korunmasının yakından takip edilmekte olduğu” bildirildi.

Erdoğan “Barzanistan” referandum münasebetiyle MGK toplantısının 5 gün öne çekildiğini söyledi ya, hatırlatalım istedik. O günden bugüne ne yapıldı? Yine hiç bir şey!..

Bu arada Barzani Kerkük'e gitti.. Dahası, “Kerkük'süz Kürdistan, kalbi olmayan insana benzer” dedi.

HULUSİ AKAR ABD'DE NE YAPIYOR

Yumurta kapıya dayandı... Kandil'i bombaladık... Tanklarımız Habur sınır kapısında tatbikat başlattı... Savaş tamtamları çalıyor...

Ve “dost” Trump, Erdoğan'ın şahsi korunmasına bile silah ambargosu koyuyor!..

Özellikle 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra TSK'nın halet-i ruhiyesini anlatmaya gerek yok. Komutanlara güven, emir komutanın sorgulanır olması, devam eden operasyonlarla herkesin “sıra bana gelir mi” tedirginliğini yaşaması bir yanda.

Öte yanda bizzat Milli Savunma Bakanı Canikli'nin birkaç gün önce yaptığı şu açıklama:

“Müttefiklerimizin bugüne kadar bu ülkeye en büyük tehdidi yapan terör örgütlerine çok ciddi silah desteği verdiğini de biliyoruz. Ama bize vermiyorlar. Birçok Almanya ve ABD firması tarafından örtülü şekilde savunma ürünlerimizde kullandığımız yedek parçalara yönelik örtülü ambargo uygulanmaktadır. Bu parçaları tespit edip kendimiz üretmeyi planlıyoruz. Hangi firmanın hangi üründe hangi yöntemle örtülü ambargo uyguladığını biz resmi olarak hem Almanya'ya hem ABD'ye ilettik, dolayısıyla bu çabamız ülkemizin ihtiyacı olan savunma sistemini kurmaya yöneliktir.”

Uzatmayalım, hâl ve acı gerçek bu!..

Peki, Barzani'yi ve diğer düşmanlara gözdağı vermek için sınıra tankları yığdığımız sırada Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar nerede; Erdoğan'la birlikte ABD'de.

Daha üç gün önce Arnavutluk'un Başkenti Tiran'da yapılan NATO Askeri Komitesi Genelkurmay Başkanları toplantısında “arkadaşı” ABD Genelkurmay Başkanı Dunford'la biraraya gelmedi mi? Bilmem kaçıncı kez, “ABD'nin Suriye'de terör örgütüyle birlikte hareket etmesinden duyulan rahatsızlığı” aktarıp, “Güney sınırlarımızda bir Kürt kuşağı kurulmasına izin verilmeyeceği” mesajını iletmedi mi?

Farklı ne olacak, ne söyleyecek de ABD'ye gitti?.. Kararlıysak, gerçekte bulunması gereken yer sınır değil midir?

Aynen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş Paşa'nın 1998'de yaptığı gibi...

Unutanlar veya bilmeyenler için kısaca özetleyelim:

Teröristbaşı Suriye'deydi, terör azmıştı. Mayıs-Haziran aylarında yapılan MGK toplantılarında, “Suriye üzerinde baskı kurulması” kararlaştırıldı.

Burada alınan karar gereği tanklar sınıra, Atilla Ateş Paşa da 16 Eylül 1998'de Hatay'a gitti. Yani, “Türk dış politikasının arkasına TSK'nın gücü kondu.” Atilla Paşa sınırda şu konuşmayı yaptı:

“Bazı komşularımız bizim iyi niyetimizi, gösterdiğimiz yakınlığı yanlış değerlendirmişlerdir. Apo denilen eşkıyayı kendi ülkelerinde barındırıp, onu destekleyerek Türkiye'yi terör belasına bulaştırmışlardır. Türk Milleti artık bu konuda göstereceği iyi niyetin sonuna gelmiştir. Sabrımız tükenmek üzeredir. Sabrımızı taşırmasınlar.”

Bu uyarı yetti ve Suriye, teröristbaşını apar topar sınır dışı etti!..

ERBİL BAŞKONSOLOSUNU ÇEKSEYDİNİZ BARİ

Tablo ortada; Barzani'ye de ağa babası ABD ve İsrail'e de ne bir tepki, ne bir yaptırım var. Sadece, “bedel ödetmekten” söz ediliyor.

Bari bir yetkili, en olmadı MHP Lideri Bahçeli Kerkük'e gitseydi, gitse... 2012'de Ramazan Bayramı namazını Kerkük'te kılmaya niyetlenmiş, ama Bağdat yönetiminin vize vermemesi sebebiyle gidememişti. “Barzanistan” referandumu ve Kerkük konusunda Bağdat'la aynı görüşte olduğumuza göre, gitmenin tam zamanı değil mi?

Erdoğan ve iktidar sadece MGK ve Bakanlar Kurulu'nu toplamayı planlıyor... Kılıçdaroğlu'nun hükmü yok da acaba Bahçeli, Meclis'in de toplanması için niçin girişimde bulunmuyor?

Küçük bir soru da iktidara; madem “had bildirme” kararlığı var, yapılması gereken ilk iş Erbil Başkonsolosumuzu çekmek, hatta konsolosluğu kapatmak değil midir?

Referandumdan sonra orayı “Büyükelçilik” seviyesine çıkarmayı düşünmüyoruz herhalde, değil mi?!.