Keşke hep dönem dizisinde oynasak

Payitaht: Abdülhamid’in iki zıt karakteri Güzide Arslan ve Cemre Baysel dönem dizisinde oynamanın kendilerini sultan gibi hissettirdiğini anlatıyor.

Payitaht Abdülhamid’ kariyerinizde nasıl bir deneyim oluyor?

Güzide Arslan: Payitaht içinde kendimi hayal ettiğim sisli dünyanın kapılarını açtı bana. At arabaları, tahta bavullar, siyah-beyaz fotoğrafları mecmualar. Dönem işinde bulunmak büyük bir şanstır her oyuncu için.
Cemre Baysel: Kariyerime dönem dizisi eklemiş ve tarihimizi daha yakından keşfetme şansı elde etmiş oldum.

O dönemin kıyafetleri içinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

G.A: İlk çektiğim sahnelerden biri sahaftan çıkıp Theodor Herzl’in peşinden koştuğum sahneydi… Şimdi hep yaptığım şeyi yapıyorum ama başka bir karakterin hayatını, kostümlerini giyinmiş bir şekilde ve yıllar yıllar öncesinde. Ne kadar sevinçliyim anlatamam...
C.B: Firuze, Sultan değil ama bazen platoda gezerken o atmosferde kendimi Sultan gibi hissediyorum. O kıyafetlerle insanın duruşu, bakışı değişiyor ve bu durumu çok seviyorum.

Bu diziden sonra gelen rolleri ne gibi ayrımlar yaparak değerlendireceksiniz?

G.A: Dönem işini çok sevdim. Keşke hep dönem işleri gelse de oynasam diyorum.
C.B: Belirli bir dönem kriterim yok. Aklıma yatan her projeyi değerlendiriyorum.

Kim gibi bir oyuncu olmak istersiniz, örnek aldığınız biri var mı?

G.A: Vivien Leigh, Gene Kelly, Türkan Şoray, Sadri Alışık oyunculuklarını en çok beğendiğim, takdir ettiğim isimler. Ama Kill Bill gibi bir filmde Uma Thurman’ın oynadığı karakter gibi bir karakter oynayıp tüm stresimi atmak istiyorum. İçimdeki amazon kadınını değerlendirin.
C.B: İsim vermem gerekecek olursa Natalie Portman oyunculuğuna hayran olduğum bir kadın.

Kendimizi sınırlamıyoruz

Sizi oyunculuğa yönlendiren şey ne oldu? Planladığınız bir şey miydi yoksa şans mıydı?

G:A: Oyuncu olmak insana her şey olabilme sansı veriyor. Oyuncu oldum böylelikle, hiçbir şeyden vazgeçmiş olmadım. Kendimi sadece oyuncu olarak sınırlamadım. Evet, ben bir oyuncuyum ama aynı zamanda bir şeyler yazıyorum, toprakla uğraşmayı çok seviyorum, belki günün birinde organik tarım yaparken romanlar senaryolar yazarım, hiç belli olmaz.
C.B: Kesinlikle şans eseri oldu… Bir anda kendimi setlerde buldum. İlk projem TRT1’ de yayınlanan Yeşil Deniz dizisiydi. Öykü Çelik’in kız kardeşini arıyorlardı. Ben öylesine nasıl olsa seçilmem diye diye gittim görüşmeye. Ege şivesi yapmamı istediler, onu da yaptım Hoca iki bölüm senaryo verdi elime çalış gel dedi. Çok şaşırmıştım büyük bir sorumluluk vardı artık üzerimde. Gerçekten şans eseri oldu yani. Öykü Çelik’e benzemem, Ege şivesi yapabilmem artı olarak geri döndü.

(Vatan)