Karındeşen Jack, Sultan Abdülhamid'i neden tehdit etti?

Tarihin en ünlü seri katillerinden "Karındeşen Jack"in peşine Sultan II. Abdülhamid'in de düştüğü ve ondan tehdit aldığı iddia edildi.

Tarihin en meşhur ve gizemli seri katillerinden biri “Karındeşen Jack”ti. Bu özellikleriyle birçok film ve belgesele de konu olan Karındeşen Jack, ilk cinayetlerini Londra'nın doğusundaki “East End” semtinin “Witechapel” mahallesinde işledi.

Tarihin en meşhur ve gizemli seri katillerinden biri “Karındeşen Jack”ti. Bu özellikleriyle birçok film ve belgesele de konu olan Karındeşen Jack, ilk cinayetlerini Londra'nın doğusundaki “East End” semtinin “Witechapel” mahallesinde işledi.

CERRAH MI KASAP MI?

Kurban, “Mary Nicholls” isimli bir kadındı ve boğazı kesildikten sonra hunharca delik deşik edilmişti. Mary Nicholss'un vahşi bir şekilde öldürülüşü ve katilin geceleyin hiçbir iz bırakmadan sessizce ortadan kayboluşu, çevrede büyük bir paniğe yol açtı. Artık herkesin, her yerde şüpheli insanlar gördüğünü iddia etmeye başladığı bir ortamda benzer bir olayla, 8 Eylül 1888 günü karşılaşıldı. İkinci kurban “Annie Chapman”ın da adeta paramparça bir şekilde bulunuşu, İngiliz kamuoyunda müthiş bir korku ve heyecana sebep oldu. Bir Londra gazetesinin “Kızıl Dehşet” manşetiyle duyurduğu haberlerin ardından; Karındeşen katilin “meşin önlüklü” , “şapkalı”, “uzun paltolu”biri olduğu, elinde “bir çanta” ile dolaştığı, cinayet aletlerini ve kurbanlardan kestiği organlarla uzuvları buna koyduğu, cesetleri hızlı bir şekilde bıçaklarla kesip biçmesinden hareketle uzman bir “cerrah” veya “kasap” olabileceği yolunda iddialar yayıldı.

KARINDEŞEN JACK (JACK THE RİPPER) KİMDİR?
1888 yılında Londra’daki Whitechapel semti ve çevresindeki çoğunlukla fakir bölgelerde faal olduğuna inanılan kimliği tespit edilememiş bir katile verilen en genel isimdir. Karındeşen Jack ismi katil olduğunu iddia eden bir kişi tarafından yollanıp medya tarafından yayılmış bir mektuptan ortaya çıkmıştır. Bu mektubun çoğunlukla bir kandırmaca olduğuna inanılmış ve gazeteciler tarafından hikayeye olan ilgiyi güçlendirerek gazetelerin tirajını arttırmak amacıyla yazılmış olabileceği düşünülmüştür. Katil cinayet dosyaları ve o döneme ait gazete kaynaklarında “Whitechapel Katili” ve “Deri Önlük” olarak anılmıştır.

Karındeşen Jack’e atfedilen saldırılar tipik olarak Londra’nın Doğu yakasında yaşayıp orada çalışan ve karınları parçalanmadan önce boğazları kesilerek öldürülen kadın fahişeleri hedef almıştır. En az üç kurbanın iç organlarının alınmış olması katilin bazı cerrahi ve anatomik bilgiye sahip olduğu fikrini oluşturmuştur. Cinayetlerle ilgili dedikodular 1888 yılının Eylül ve Ekim ayında güçlenmiş, Scotland Yard ve çeşitli medya organları katil olduğunu iddia eden kişi veya kişilerce gönderilen mektuplar almıştır. “Cehennemden” mektubu, kurbanlardan birinden alındığı düşünülen muhafaza edilmiş yarım bir böbrek ile birlikte Whitechapel Tetkik Komitesi lideri George Lusk tarafından teslim alınmıştır. Cinayetlerin olağan dışı vahşi tabiatı ve medyanın olaylara yaklaşımı sebebiyle halk gittikçe Karındeşen Jack olarak bilinen tek bir katilin olduğuna inanmıştır.

Geniş çaplı gazete yayınları Karındeşen’nin uzun süreli ve yaygın uluslararası kötü ününün yerleşmesini ve efsanesinin iyice pekişmesini sağlamıştır. 1891 yılına kadar Whitechapel’da seri halinde gerçekleşen on bir vahşi cinayetin polis soruşturması 1888’de gerçekleşen bütün cinayetlere kesin olarak bağlanamamış, sıralı beş olarak bilinen Mary Ann Nichols, Annie Chapman, Elizabeth Stride,Catherine Eddowes ve Mary Jane Kelly isimli 31 Ağustos ve 9 Kasım arasında öldürülmüş beş kurban en muhtemel olarak birbirine bağlanmıştır. Cinayetler hiçbir zaman çözülememiş ve bu cinayetlerin çevresinde oluşmuş efsaneler gerçek tarihi araştırma, folklör, sahte tarihin bir kombinasyonuna dönüşmüştür. Karındeşen dosyasının analizi ve çalışmalarını tanımlamak için "ripperology" terimi ortaya çıkarılmıştır. Şu anda Karındeşen’nin kimliği konusunda binlerce teori vardır ve cinayetler birçok hayali yapıta ilham vermiştir. Günümüze kadar ulaşmış tek fiziki kanıt, kurbanlardan birine ait olduğu iddia edilen şaldır.
İngiliz polisi, araştırmasını yoğunlaştırırken halk da gönüllü olarak arama komiteleri oluşturdu. Fakat 30 Eylül 1888’de “Elisabeth Stride”, “Catherine Eddows” ve 9 Kasım 1888’de de “Mary Kelly” adındaki kadınların aynı akıbete uğramaları işleri daha da karıştırdı. Kurbanların ortak noktaları ise “hayat kadını” olmalarıydı. Aynı günlerde polise ve gazetelere “Karındeşen Jack” imzalı mektuplar gelmeye başladı. Mektupları yazan kişi, meydan okuyarak kimseden korkmadığını söylüyor ve cinayetlerle ilgili ayrıntılardan bahsediyordu. Yazıyı tanıyan birinin çıkabileceğinden hareketle, mektupların kopyalarının yayınlanmaya başladığı 1888 yılı sonbaharında, İngiliz gazete ve dergileri, Londralı kadınlara korku dolu haftalar geçirten katile geniş yer ayırıyorlardı. Ünlü İngiliz dergisi “Illustrated London News” 13 Ekim 1888 tarihli sayısında “Karındeşen Jack”i okuyucularına bu resimle tanıtıyordu, gerçekte ise onu gören yoktu.

Sonraki tarihlerde işlenen çeşitli cinayetler “Karındeşen Jack” e yüklense de Scotland Yard’a ve uzmanlara göre sadece 1888 yılındaki vakalar onun işiydi. Esrarengiz katil, 9 Kasım 1888'deki“Mary Kelly” cinayetinin ardından adeta sırra kadem bastı. Geride ise hala ilgi çekmeye devam eden “Karındeşen Jack” ismi ve “Catherine Eddows” in cinayet mahallinde bulunan kana bulanmış bir şal kaldı. Dosyası 1892’de resmen kapatılan “Karındeşen Jack”ın kimliği konusunda ise çeşitli isimler ortaya atıldı. İlk şüpheliler, East End semtinde yaşayan Rus ve Polonya Yahudilerinden oluşan bir koloni arasında arandı. Bunlardan mezbahalarda çalışan “Schochet” denilen bir grup, hayvanları Yahudi şeriatı kurallarına göre maharetle ve ustaca kesebildikleri için tahkikata tabi tutuldu ancak bir netice çıkmadı. İlerleyen dönemde İngiliz Sarayı Doktoru Sir William Gull’e dayanılarak Karındeşen Jack’inKral VII. Edward’ın büyük oğlu Clarence Dükü Prens Albert Victor, Scotland Yard yöneticilerindenSir Melwille Machnagten’e dayanılarak “Montague J. Druitt” adlı bir Avukat ve “Ressam Walter Sickert”, İngiliz Başbakanlarından “William Gladstone”, Yazar “Lewis Caroll”, “Charles Cross” adlı bir seyyar satıcı olabileceği iddia edildi.

SULTAN'A ABDULHAMİD'E SUİKAST MEKTUBU

İngiltere Kraliçesi Victoria tarafından da adım adım takip edilen ve kimliği araştırmacılar tarafından hala merak edilen “Jack the Ripper” ismiyle dönemin bazı liderlerine suikast mektupları da yazıldı. Bunlar arasında Rus Çarı III. Aleksandr ve Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid de vardı. Prof. Dr. İnci Enginün tarafından neşredilen ve o tarihlerde Londra Sefaretinde Başkâtip olarak bulunan Şair Abdülhak Hamid Tarhan’ın hatıratında nakline göre: kağıt üstünde ve farklı bir amaçla da olsa “Sultan II. Abülhamid, Londra’dan “Jack the Ripper” imzalı bir tehdit mektubu aldı ve bu konunun araştırılması için iki yüz elli liralık bir çek göndererek kendisini görevlendirdi. Yine Padişah tarafından ayarlanan bir İngiliz dedektifine müracaat etmesi istenen Abdülhak Hamid Tarhan, Şehbender Emin Efendi’ye birlikte yürüttüğü ve, “Londra’daki Jack the Ripper bizim çarşıdaki Sarı Çizmeli Mehmed Ağa’dan beterdi. Yedi milyona karib nüfusu olan bir şehirde böyle meşhur ve müstekreh bir nam-ı müstearla yazılan suikast mektubunun sahib-i mesül-ü kimdir, nasıl tahkik olunabilir? Her taraftan bu yolda cevaplar almıştık.” şeklinde aktardığı araştırmaların sonucunu Sultan II. Abülhamid’e bildirdi.

KATİL BİR YAHUDİ BERBERMİŞ

Cinayetleri hala aydınlatılmaya çalışılan “Karındeşen Jack”in kimliğine ilişkin son bilgi ise DNA uzmanıDr. Jari Louhelainen’den geldi. Kurbanlardan “Catherine Eddows” in cinayet mahallinde bulunan şal üzerinde testler yapan Dr. Jari Louhelainen, önceki gün (7 Eylül 2014) İngiliz Mail on Sunday Gazetesi’nde; seri katilin o dönemde Scotland Yard tarafından sorgulanan şüphelilerden biri olanPolonya Yahudisi Berber “Aaron Kominski” olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını söyledi.