İsmimiz Tüm Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?

İsmimizin başkaları tarafından nasıl algılandığımız üzerinde etkili olduğunu biliyor muydunuz?

Belli bir kültürde bazı isimler çok kullanılan ya da az bilinen isimler olabilecekleri gibi, olumlu ya da olumsuz çağrışımlara neden olabiliyorlar . Bunda ne anlama geldikleri kadar da, demode ya da itici bulunmaları da etkili ve zaman içinde bu görüşler de değişim ve dönüşüm yaşıyorlar. Dolayısıyla ismimiz kaçınılmaz olarak insanların bize olan davranışını da, bizim kendimizle ilgili duygularımızı da şekillendiriyor.

2000'li yıllarda ABD'li psikolog Jean Twenge'in liderlik ettiği bir araştırma, ailesinin hangi gruba ait olduğundan ya da hayatla ilgili tatminsizlik halinden bağımsız olarak, isminden mutlu olmayan bireylerin, psikolojik olarak uyum sağlama becerilerinin de daha zayıf olduğunu ortaya koymuştu.

'İsim bireyin sembolü haline gelir'
Araştırma, bunda iki faktörün etkili olduğuna işaret etti: Ya başkaları ismini beğenmediği ya da bizzat kendisi isminden memnun olmadığı için kişinin kendine güveni zayıflıyordu ya da kendine olan güveninin zayıf olması sonucu, o kişi isminden de memnun değildi. Twenge ve ekip arkadaşının makalesinde "İsim, bireyin sembolü haline gelir" ifadesi yer alıyordu.


Almanya'da 2011 yılında, ismimizin başkalarının bize nasıl davrandığı üzerindeki etkisine ilişkin bir araştırma yayımlandı. Araştırma için bir çöpçatanlık sitesinin kullanıcılarına, karşılaştıkları adayların isminin ne olduğunun seçim yaparken onları etkileyip etkilemediği de soruldu. Araştırmacılar Jochen Gebauer ve Wiebke Neberich ile ekibi, o zamanın demode bulunan isimlerini taşıyan adayların, isimleri daha popüler olan adaylara göre daha fazla reddedildiklerini gözlemlediler.

Eğer ilişki durumu yaşamımız boyunca insanların nasıl davranışlarına maruz kaldığımızı genel olarak temsil edebiliyorsa, isimleri nedeniyle ilişkilerinin nasıl şekillendiği ve bunun karşılığında nasıl kişilere dönüştüklerini de daha kolay görebiliriz.

Yine Almanya'da yapılan ve basılmakta olan bir başka araştırma da katılımcıların, ismi kendilerinde olumsuz çağrışım yapan yabancı bir kimseye yardım etmeye, olumlu çağrışım yapanlara oranla daha az meyilli olduklarını ortaya koydu.

Yaşamı boyunca ismi nedeniyle başkalarından tekrar tekrar reddedilen bir insanın, güvenilen ve sıcakkanlı bir insana dönüşmesinin zor olduğunu tahmin etmeniz olası. Çöpçatanlık siteleriyle ilgili araştırmanın diğer boyutu, bahsettiğimiz denklemi destekler nitelikte: Katılımcılar arasında ismi beğenilmediği için daha fazla reddedilmiş olanların eğitim seviyeleri ile kendilerine olan güvenlerinin de daha düşük olduğu gözlenlenmiş. Sanki bu buluşma platformunda deneyimledikleri reddedilme hali, genel olarak yaşamlarında maruz kaldıklarının bir yansımasıymış gibi.

Bazı isimler 'suça daha meyilli'
Olumsuz çağrışım yapan ya da popüler olmayan isimlerin yarattığı hasar, başka araştırmalarda da ele alındı. Pekin'de Psikololoji Enstitüsü'nde çalışmalar yürüten Huajian Cai ve meslektaşları, yüzbinlerce ismi çeşitli suçlardan hüküm giyme risklerine göre incelediler.

Katılımcıların kimliklerini belirleyen demografik faktörlerin etkisi sabit tutulduğunda dahi, ismi daha az popüler olan ya da olumsuz çağrışım yapan isimlerin bir suça karışma ihtimalinin daha fazla olduğunu ortaya koydu. Yani ismin nasıl algılandığının toplumda daha az kabul görmesinin de etkisiyle suç davranışına eğilime neden olabildiği görüldü.

Cai, araştırmaya ilişkin "İyi ya da kötü ismin, iyi ya da kötü sonuçlar doğurma potansiyeli olduğu üzere, ailelere bağlı oldukları kültürde iyi çağrışım yapan isimler vermelerini tavsiye ediyorum" yorumunda bulundu.

Olumlu etkileri neler?

Öte yandan bazı araştırmalar isim seçiminin olumsuz değil olumlu etkilerine de dikkat çekiyor.

Örneğin Marla gibi tınısı ya da titreşimi olan ve daha akıcı isimleri olan insanların, Eric ya da Kirk gibi kulağa daha sert gelen isimleri olan insanlara oranla başkaları tarafından daha uyumlu ve hoş insanlar olarak algılandıklarına ilişkin bulgular var.

Daha az kullanılan bazı isimlerin de kısa vadede başkaları tarafından kabul edilmeme ya da beğenilmeme gibi bazı sonuçları olduğu kadar, bir çeşit "eşsizlik" duygusu da yarattığı düşünülüyor.

Cai ve ekibinin yaptığı daha güncel bir araştırma da bu yönde. Araştırmaya göre, ailesel etkenler ve sosyoekonomik altyapı gibi değişkenler sabit tutulduğunda, ismi pek duyulmamış olanların film yönetmenliği ya da yargıç gibi daha sıradışı mesleklere yönelmeleri ihtimali daha yüksek.

Araştırmacılar bunu , "görece benzersiz bir isme sahip olmaktan ileri gelen bir tür benzersiz kimliğe sahip olma duygusu" gelişeceği, bunun sonucunda da o insanda, kimliği ile eşleşebilecek türden sıradışı bir kariyer yolculuğunu bulma güdüsü yerleşeceği şeklinde açıklıyor.