İmamoğlu'nun İki Önemli Rakibi Var: Erdoğan ve Kılıçdaroğlu

Metropoll Araştırma Şirketi'nin kurucusu Özer Sencar, "En çok Ekrem İmamoğlu'nun üzerine gidiyorlar çünkü Ekrem İmamoğlu'nun iki tane önemli rakibi var. Birincisi Erdoğan. Aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu da onu rakip olarak görüyor.. dedi.

Metropoll Araştırma Şirketi'nin kurucusu Özer Sencar, "En çok Ekrem İmamoğlu'nun üzerine gidiyorlar çünkü Ekrem İmamoğlu'nun iki tane önemli rakibi var. Birincisi Erdoğan. Aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu da onu rakip olarak görüyor. İmamoğlu hem iktidarın hem muhalefetin rakibi konumunda" dedi. 

Independent Türkçe'den Gökçen Tuncer'in haberine göre; Metropoll Araştırma Şirketi'nin kurucusu Prof. Dr. Özer Sencar, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın parti gücünün ve kişisel oy popülaritesinin yüksek olduğunu ifade etti.

"Altılı masa, 'altılı masa ekibi' olarak henüz bir kampanya başlatmadı"

Sencar, "Onun karşısında, her biri ayrı ayrı Erdoğan'a meydan okuyacak kadar güçlü liderlik özelliklerine sahip olmayan bir Altılı Masa var. Erdoğan kampanyasını temmuz ayında başlattı. Altılı masa, 'altılı masa ekibi' olarak henüz bir kampanya başlatmadı. Kemal Kılıçdaroğlu kendi kampanyasını yapıyor.  Mesela bir iki örnek vereyim; temmuzda yapılan asgari ücret zammı, ekim ayı sonuna kadar AK Parti'nin oyunu sürekli artırdı. Çünkü ekonomik faktörler, geçim darlığı çeken insanlar, yapılan zamlarla bir miktar rahatladılar. AK Parti'yi terk eden bir kısım oylar geri geldi. Temmuz ayından kasıma kadar AK Parti sürekli bir artış trendi gösterdi" dedi.  

"Güçlü liderlik özelliklerinin neredeyse tamamı Erdoğan'da var"

Sencar, daha önce verdiği bir röportajda "Erdoğan bir seçim kazanma makinasıdır" yorumunun sorulması üzerine şu açıklamayı yaptı: 

"Erdoğan kişisel olarak güçlü bir lider. Güçlü liderlik özelliklerinin neredeyse tamamı Erdoğan'da var. Erdoğan'ın eksiği, ekonomiyi bilmemesi. 10 yıldır iyi ekonomistlerle çalışmıyor. Bu hükümetin ekonomide başarısız olmasının nedeni, ekonomi ekibinin zayıf olması. Ama güçlü lider isterse, bu hatasını görürse, güçlü ekonomistleri bulup tekrar çalışabilir. Ali Babacan ile 10 yıl çalıştı. Ali Babacan gibi birisini tekrar bulabilir. Liderlerin ekonomist olması da gerekmez. Güçlü insanlarla uzman insanlarla çalışabiliyor olması gerekir." 

"Sandıkları kontrol edemeyen seçimi alamaz"

Özer Sencar, Ekrem İmamoğlu'nun hem genç hem liderlik özelliklerinin yüksek, hem iyi polemik yapan birisi olduğunu, seçimin nasıl kazanılacağını bildiğini söyledi. "Sandıkları kontrol edemeyen seçimi alamaz" diyen Sencar, "Stalin'e atfedilen bir söz vardır; 'Seçimin sonucunu sandığa atılan oylar değil, sayılan oylar belirler'. Sayımı kontrol edecek gücünüz yoksa her seçimi kaybedersiniz. İmamoğlu, sandıkları kontrol edebileceğini gösterdi. CHP ve Mansur Yavaş, Ankara'da bile sandıkları kontrol edemediler yeterince"  ifadelerini kullandı. 

"Ekrem İmamoğlu'nun iki tane önemli rakibi var"

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Mansur Yavaş'ı kesinlikle aday yapmayacağını belirten Sencar, "Dolayısıyla kimse onun üzerine fazla gitmiyor. En çok Ekrem İmamoğlu'nun üzerine gidiyorlar. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun iki tane önemli rakibi var. Birincisi Erdoğan. Daha önce Erdoğan'ı iki defa yendi. Erdoğan onu tek rakibi olarak görüyor şu anda. Aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu da onu rakip olarak görüyor. İmamoğlu hem iktidarın hem muhalefetin rakibi konumunda. Dolayısıyla kamuoyunda en çok hırpalanan, hata yaptığında en çok linç edilen kişi Ekrem İmamoğlu. Son altı ay içerisinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisinin aday olacağını, diğer iki belediye başkanının aday olmayacağı algısını Türkiye'ye yerleştiriyor" dedi. 

Metropoll Araştırma Şirketi'nin kurucusu Özer Sencar: Her iki ittifak da parlamentoda çoğunluk sağlamak için HDP’ye mahkum

"Mansur Yavaş her araştırmada Erdoğan'dan yüksek çıktı"

Erdoğan'ın karşısına üç muhtemel aday çıkartıldığında Mansur Yavaş'ın üç isim arasında halktan en yüksek oyu alan kişi olduğuna değinerek, bu ölçümü bir buçuk yıldır yaptıklarını söyleyen Sencar, bu zamana kadar Mansur Yavaş'tan daha fazla oy desteği alan bir aday olmadığını belirtti. 

Sencar, "Erdoğan mı Mansur Yavaş mı?' diye sorduğumuzda her araştırmada Mansur Yavaş, Erdoğan'dan yüksek çıktı. Bir yıl önce bu fark, 20 puandı. Mansur Yavaş, Erdoğan'dan 20 puan öndeydi, bugün 6 puan önde. Mansur Yavaş'ın Erdoğan karşısındaki üstünlüğü giderek azalıyor. Benzer şey, Ekrem İmamoğlu için de geçerli. Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'ı 15 puan geçtiği ölçümler var. Genellikle bu yılın başındaki ölçümler. Bugün arada neredeyse bir puanlık bir fark var. Yani eşit de diyebiliriz ona.  Kılıçdaroğlu, bir veya iki ay Erdoğan'dan biraz yüksek çıktı. Sonbaharda "helalleşme" vs gibi söylemlerle ön plana çıktı. Orada Erdoğan'ı 1-2 ay geçti. Ama genel olarak Erdoğan'ın hep gerisindeydi, bu ay da mesela beş puan gerisinde. Kılıçdaroğlu düzenli olarak Erdoğan'dan gerideydi. İki ay istisnai olarak geçti" açıklamasını yaptı.   

"HDP seçmeninin büyük kısmı Erdoğan'a artık güvenmiyorlar ve karşılar"

HDP seçmeni ile ilgili açıklamalarda da bulunan Sencar, şunları söyledi:

"HDP seçmeni veya Kürtler için şunu söyleyebilirim; bu seçmenlerin büyük kısmı Erdoğan'a artık güvenmiyorlar ve karşılar. Muhalefete oy verme eğilimindeler. ‘Erdoğan mı Mansur mu?', ‘Erdoğan mı İmamoğlu mu?', ‘Erdoğan mı Kılıçdaroğlu mu?' diye sorduğumuzda HDP'lilerin yüzde 75 ila 85'i Erdoğan'ın karşısındakine destek veriyor. Ancak muhalefet içerisinde belirli adaylara karşı önceden bir karşıtlıkları var. Mansur Yavaş'a ve Meral hanıma karşı olmalarının sebebi, onlar kötü insanlar oldukları için değil. Yolsuzluğa bulaşmamış, hırsızlığa bulaşmamışlar, hiçbir dedikodu yok haklarında. Mansur Yavaş, Ankara'da dört senedir belediye başkanlığı yapıyor. Ben onun hiçbir yolsuzluğunu duymadım. Temiz bir insan. Meral hanım da öyle. Ama milliyetçi olmaları, Kürtlerin onlara oy vermemeleri için yeterli. Muhalefet bu iki adayla çıkarsa seçimi baştan kaybetmiş demektir. 

Kürtler biraz da pragmatisttirler. Sonuç almaya eğilimlidirler. Çünkü yaşadıkları, onlara bu tecrübeyi öğretmiştir. Kazanabileceklerini düşündükleri adayı güçlü desteklerler. Bir A adayı ortaya çıktı. HDP'liler ona karşı değil. Oy verebilirler. Ama onun kazanamayacağını düşünürlerse destekleri yeterli olmaz. O zaman sandığa gitmezler. Hatta biraz muhafazakâr olan Kürtler, HDP'liler Erdoğan'a oy verir. 

"Her iki ittifak da parlamentoda çoğunluk sağlamak için HDP’ye mahkumlar"

Kürtler ve HDP'liler, kazanacak adayla birlikte olmak isterler. Bütün sosyal ve etnik gruplar, kazanacak adayla birlikte olmayı tercih ederler. Kaybedecek adayın yanında durmak istemezler. Kazanma şansı yüksek olanın yanında daha güçlü bir şekilde bulunurlar ve desteklerler. Kazanamayacak adayın karşısında ise parmaklarının ucuyla tutar, güçlü destek vermezler, sandığa gitmezler. Her iki ittifak da parlamentoda çoğunluk sağlamak için HDP’ye mahkumlar. 'HDP’nin yardımına ihtiyaçları var' demiyorum, "HDP’ye mahkumlar" diyorum." 

"Eğer muhalefet, zayıf bir adayla çıkarsa seçmenin bir kısmı sandığa gitmeyebilir"

Haziranda gerçekleşmesi planlanan seçime katılımın yüksek olacağını öngören Sencar, sandığa gitmeyecek kesimin çoğunlukla muhalefetten çıkacağını ifade etti. Sencar, "AK Parti'lilerin, MHP'lilerin çok büyük kısmının sandığa gideceğini düşünüyorum. Sandığa gitmeme eğilimleri çok düşüktür. HDP'nin de dahil olduğu muhalefet seçmenlerinin, iştirakini artıracak olan şey, beğendikleri, "bununla kazanırız" dedikleri aday olmasıyla ilgilidir. Eğer muhalefet, zayıf bir adayla çıkarsa seçmenin bir kısmı sandığa gitmeyebilir" dedi.