İçerde dizisinin Eylem'i Damla Colbay: Başrol oynamak korkutucu geldi

‘İçerde’ dizisinde gazeteci Eylem karakterini canlandıran Damla Colbay, başrol oynamanın zorluklarını anlattı.

‘İçerde’ dizisinde gazeteci Eylem karakterini canlandıran Damla Colbay, başrol oynamanın zorluklarını anlattı. Oyuncu, “Başlarda korkutucu geliyordu. Bir sabah uyandığımda bambaşka bir hayatım, farklı sorumluluklarım vardı. Şimdi beni daha farklı bir hayat bekliyor” dedi.

- Eylem nasıl bir karakter?

Sarp’la (Çağatay Ulusoy) kardeş gibi büyümüş. Kendi ailesinden daha çok Sarp’ın annesi Fisun’u (Nihal Koldaş) rol model almış. Ailesi onu çocuğu gibi görmediği için sevgiden yoksun yetişmiş diyebilirim. Bunu da her şeyi şakaya vurarak kapatmaya ve kendini insanlara kabul ettirmeye çalışıyor. Biraz da erkeksi ama Mert’le (Aras Bulut İynemli) tanıştıktan sonra kendi benliğini bulmaya başlıyor.

- Karakterde sizi çeken ne oldu?

Eylem’i kendime yakın buldum. Ben de şaka yapmayı, gülmeyi ve eğlenmeyi çok severim. Eylem kadar erkeksi tavırlarım yok ama kendimi geç keşfeden biriyim.

- Beklentisi yüksek bir dizide oynamanın heyecanı var mı?

Diziye başlamadan önce hayalini kurduğum şey aslında; herkesin birbirini sevdiği bir set ortamıydı. Sette, kamera arkasında çalışanlar ve oyuncuların arasındaki iletişim çok güzel. Herkes birbirini seviyor. Bunun izleyiciye yansıyacağını düşünüyorum. Kadrosu da çok iyi. Bu yüzden hiçbir tereddütüm yok.

- Polisiye bir dizi olmasına nasıl bakıyorsunuz?

‘İçerde’yi polisiye dizi olarak tanımlamak doğru olmayacak. İçinde entrika ve aşk daha fazla. Senaryoyu okurken içinde kayboluyorsunuz. Sonraki sahneler merak uyandırıyor. Polisiyenin dışında ailevi konulara da değiniyor. Aşk konusuysa ayrı bir parantez açıyor. İnsanın aşk uğruna nelerden vazgeçebileceği ve neleri göze alabileceği işleniyor.

- Aras Bulut İynemli’yle partner olmak nasıl?

Harika... Aras’ı çok seviyorum. Bana hep aynı samimiyetle yaklaştı. Hayata da aynı pencereden bakıyoruz. Eylem karakterini onunla birlikte daha çok sevdim. Aras’la bir projede oynamayı istiyordum, şimdi karşılıklı çalışıyoruz. Çok mutluyum.

- İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki oyunculuk eğitiminiz nasıl gidiyor?

Üçüncü sınıfın ilk dönemini bitir-dim. İstanbul’da çalışırken okula devam etmek zor oluyor. Ama bir gün bitecek.

- Bu kadar genç yaşta üst üste iki dizide başrol oynamak nasıl bir duygu?

Başlarda korkutucu geliyordu. Bir Sabah uyandığımda bambaşka bir hayatım, farklı sorumluluklarım vardı. Şimdi daha farklı bir yaşam beni bekliyor. Bundan sonra neler olacak merak ediyorum. Hayallerimden birine erken yaşta kavuştuğum için mutluyum.

‘İnsan hayatına dokunmak istiyorum’

- Hayalleriniz neler?

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da her insanın hayatına dokunabilmek istiyorum. Ama bunu oyunculukla mı, yoksa başka bir şekilde mi yaparım bilmiyorum. Her insana iyilik yapabilmek ve bir şekilde onları mutlu hissettirebilmek en büyük hayalim.

- Sizce şu an dizi sektörü nasıl?

Ülkece sıkıntılı ve zor günler geçirdik. Bu herkes için, her sektör için geçerli bir durum. Tabii ki dizi sektörü de bu durumdan birçok anlamda etkileniyor. Ama ben karamsar bakmıyorum hiçbir şeye. Yarının herkes için daha güzel olmasını umut ediyorum.

- Oyunculukta güzelliğin avantaj olduğunu düşünüyor musunuz?

Avantaj ama tek başına yeterli değil. Bazı noktalarda dezavantaj da olabiliyor. Bazen bir karakteri oynamak istersiniz ama o karakterin karşılığı oradaki güzel kadın veya yakışıklı adam olmayabiliyor.

- Şöhret olmak nasıl bir his?

Şöhret dediğiniz şey içinde birçok şeyi barındırıyor aslında. Henüz daha yolun çok başındayım. “Şöhret olmak şöyle bir şey” diye konuşabilecek bir noktada olduğumu düşünmüyorum. Şu an sahip olduğum tanınırlıktan şikayetçi ya da rahatsız değilim. Tanımadığım insanlarla yolda durup sohbet etmek beni mutlu ediyor.