Halit Kıvanç: Üç parti vekillik teklif etti, ağlayacaktım

Ekranların fenomen ismi Halit Kıvanç, Hürriyet'ten İpek Özbey ile buluştu merak edilenleri yanıtladı. İşte Halit Kıvanç'ın İpek Özbey'e verdiği o röportaj...

Konuşmaktan yorulmadınız mı?
Konuşmayı çok seviyorum. Babam orta, annem az konuşurdu. Benim içimde varmış. Çok erken konuşmuşum. Komşular “Aaa konuştu” deyince susmuşum. Sonra biri elinde kanaryayla gelmiş, “Kanarya suyunu içerse konuşur” demişler.

Altan Erbulak size takılırmış, “Şimdi ötmeyen kanaryalara Halit’in suyunu içiriyorlar” dermiş.
Çok takılırdı. Bir gün arkadaşlarımıza bir seyahatimizden bahsediyor: Radyoyu kapattım, Halit’i açtım diye...

Televizyon işi zor iş. Bir parlarsın, bir sönersin. Adın üç günde silinebilir. Siz nasıl bu kadar yıl ayakta kaldınız?
Ben kimseyle alay etmedim. Elinde mikrofon var diye kimseyi kırmayacaksın. Doğruyu, güzeli vereceksin insanlara, onu paylaşacaksın. Sunacağın kişinin adını bile unutsan, durumu kurtarmak için nezaketi elden bırakmayacaksın.

Yoksa böyle bir şey oldu mu, kimin ismini unuttunuz, ne olur anlatın?
Ebru Gündeş yeni çıkmış ve konseri var. Bir yerde onu sunmam gerekiyor. Günler öncesinden bütün sokaklara afişi asılmış. Sahneye çıktım, karşımda binlerce kişi. O ana kadar hiç olmamış bir şey geldi başıma. Kimi sunacaktım ben, isim gidiverdi aklımdan.

Ne yaptınız?
“Sakin ol Halit” dedim. “Hiç merak etme, bunun altından kalkarsın...” Seyirciye döndüm, “Sevgili seyirciler, şimdi karşınıza, yarınlarda hep alkışlayacağımız bir genç kızımız geliyor. Güzel sesli güzel kızımız... Hadi siz söyleyin, kim geliyor, kim geliyor” diye bağırdım. Bütün salon aynı anda “Ebru Gündeş” diye ismini söyledi. Konser bitti, Ebru Gündeş ile orada tanışmıştık. “Çok güzeldi beni sunuşunuz” dedi. Aradan birkaç ay geçti, yine bir konser var, kadrosunda da birçok sanatçıyla beraber Ebru Gündeş. Bu kez sakin sakin, “Kısa zamanda büyük isim yapan Ebru Gündeş geliyor sahneye” dedim. Konserden sonra Ebru sitem etti: “Halit Abi niye o günkü gibi anons etmedin beni” diye sordu: “Eeee ismini unutmadım da ondan” dedim. Tabii şaka yaptığımı zannetti. İnanmadı unuttuğuma...

Ne isteseler sunar mıydınız? Yoksa ‘asla’larınız var mıydı?
Benim için para hiçbir zaman bir şey ifade etmez. Bana şunu verelim, çık şunu konuş dediklerinde yapmadığım oldu.

Neydi kırmızı çizginiz?
Hiçbir zaman politikayı sevmedim. Politik tartışmaların içine de girmedim.

Neden sevmediniz?
Siyasette bazı fikirlere inanmadan inanmak zorundasınız. İşin içine politika girdiği zaman insanlarda kayıplar oluyor. Ben memleketime hizmet etmek için insanları güldürmek istedim. Yarışmalarda para dağıtmaktan çok mutlu oldum.

Kesin milletvekilliği teklifi gelmiştir...
İçimi acıtan bir olaydır o. Bir dönem üç parti aynı anda milletvekilliği teklif etti. Neredeyse ağlayacaktım. Üçü de “Sen bizdensin” diyor. Üçünün de fikirleri ayrı. Görüşleri ayrı. Oturdum, gözümde yaşla düşünmeye başladım, “Ben bu kadar mı sahtekârım, herkes bizdensin diyor...”

Siz ne kadar politikadan uzaksanız oğlunuz yazar Ümit Kıvanç o kadar içinde. Onu da uzak tutmaya çalıştığınız oldu mu?
O ilkelerini kendisi koydu. Yazmak, çizmek, memleket sorunları hakkında hizmet etmeye inandı.

90 yaşındasınız. Dünya hızla değişiyor. Bu değişimde sizin canınızı acıtan şeyler oluyor mu?
İnsanların değişmesinden şikâyetçiyim. Para uğruna ‘inanıyormuş gibi’ yapmalarından... Para insanları çok çabuk değiştiriyor. Ve maalesef kötü yönde değiştiriyor.

TAMAMI İÇİN TIKLAYIN