Son dakika: Zarrab davasında sürpriz! Savcı Bharara duruşmaya geldi

Amerika'da devam eden Hakan Atilla davasında ABD'li eski savcı Preet Bharara da vardı.

Reza Zarrab'ı tutuklatan ve ilk iddianameyi hazırlayan Savcı Preet Bharara bugün büyük bir sürpriz yaptı, New York'ta dördüncü haftasına giren duruşmayı izlemek için mahkemeye geldi. Bharara, öğle yemeği arasından hemen önce duruşma salonuna girdi, bir süre davanın tek tutuklu sanığı olan Mehmet Hakan Atilla'nın kürsüde vermekte olduğu ifadeyi dinledi. Ardından da kendisini fark eden Türk basın mensuplarının sorularına çok kısa yanıtlar verdi.

Bharara, ABD Başkanı Donald Trump tarafından New York Güney Bölge Federal Savcılığı görevinden alındıktan sonra “İlk kez binaya ve mahkeme salonuna geldiğini” söyledi.

“Neden geldiniz” sorusuna ise, “Bir uğrayıp bakmak istedim” yanıtını verdi.

Sözcü'den Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre Türkiye'de AKP ve yandaşların kendisinden sonra, davayı devralan yardımcısı, Savcı vekili Joon Kim'i de hedef alan açıklamalar yaptıklarını, Türk mahkemelerinin Joon Kim hakkında soruşturma başlattığının hatırlatılması üzerine ise Bharara, “Bu konuda yorum yok” dedi. Ardından mahkemenin güvenlik görevlileri Bharara'yı Türk basın mensuplarının yanından alarak, savcıların durduğu bölüme götürdüler ve duruşma salonunu da boşalttılar.

HAKİM SORDU, SÜLEYMAN ASLAN'IN “NE İŞ YAPTIĞI” ORTAYA ÇIKTI

Atilla'nın ifadesi sırasında, 17 Aralık sonrasında Halkbank'tan ayrılan, kısa bir süre de Ziraat Bankası'nda yönetim kurulu üyeliği yapan Süleyman Aslan'ın, bugünlerde neyle uğraştığı da ortaya çıktı.

Mehmet Hakan Atilla'ya bizzat davanın hakimi Richard Berman “Süleyman Aslan şimdi ne iş yapıyor” diye sordu. Atilla “Bir danışmanlık işiyle uğraştığını biliyorum ama detayını bilmiyorum” diye yanıt verdi.

Hakim bu kez, “hangi firmalara danışmanlık veriyor” diye sordu, Atilla'nın buna yanıtı ise “hangi şirketlere hizmet verdiğini bilmiyorum” oldu.

Hakim'in bu konudaki son sorusu ise “bankalara danışmanlık veriyor mu?” Oldu. Atila bu soruya ise, “Bankalara danışmanlık yaptığını düşünmüyorum. Olsaydı, bilgim olurdu” diye yanıt verdi.

“SÜLEYMAN ASLAN'LA DÜNYA GÖRÜŞÜMÜZ FARKLI”

Atilla ayrıca ifadesinde, Süleyman Aslan'la banka işleri ya da bankanın organizasyonu ile yapılan sosyal faaliyetler dışında, dışarıda “hiç görüşmediğini” söyledi. Avukatının, “Kendisinden hoşlanır mıydınız” sorusuna ise Atilla, “Banka dışında sosyal bir yakınlığımız ya da görüşmemiz yoktu. Bankanın düzenlediği organizasyonlar dışında, sosyal olarak görüştüğüm biri değildi” dedi.

Atilla, “Kendisinden hoşlanır mıydınız” sorusuna, Aslan'la iş ilişkisi içinde olduğunu, ancak “Dünya görüşlerinin çok farklı olduğunu” söyleyerek yanıt verdi. Atilla, “Aslan'la dünya görüşümüz birbirinden çok farklıydı. İkimiz de birbirimizin görüşlerine saygı duyardık” yanıtını verdi.

“HAPİSTEN ÇIKTIĞINDA EŞİMLE GEÇMİŞ OLSUNA GİTTİM”

Aslan'la Halkbank Genel Müdürlüğü’nden alınmasının ardından, hapisten çıktıktan sonra sadece bir kez görüştüğünü anlatan Atilla, “Aslan'ın ailesiyle, kendisi Bankadan ayrılana kadar hiç tanışmadım. 17 Aralık sonrası hapisten çıktıktan sonra ailesiyle de tanıştım. Türkiye'de öyle bir adet vardır. İnsanlar, bir iş arkadaşlarının başına önemli bir şey geldiğinde, mesela hapishaneye girip çıktığı, ya da ailesinden biri öldüğünde ziyarete giderler. Kendisi de hapisten çıktıktan sonra eşimle birlikte evine geçmiş olsun ziyaretine gittim” dedi.

“BANA PARALARIN OKUL YAPTIRMA BAĞIŞI OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

Atilla ifadesinde ayrıca, hapisten çıktıktan sonra Süleyman Aslan'ın hem kendisine, hem de kendisine soran herkese, 17 Aralık operasyonları sırasında evinde bulunan ayakkabı kutuları içindeki paraların “Bir okul yapımında kullanılmak üzere verilmiş bağışlar olduğunu” söyledi.

Atilla, Aslan'ın Zarrab'dan rüşvet aldığının ortaya çıkmasının ise, “Bu hayatta kendisini en çok şaşırtan olaylardan biri olduğunu” vurgulayarak, şöyle dedi;
“Kendisi, evinde bulunan parayla ilgili bana da açıklamalar yaptı. Paranın farklı amaçla kendisine emanet edildiğini söyledi. Bunu hem mahkemeye, hem hapisten çıktıktan sonra görüştüğü diğer kişilere, hem de bana söyledi. Bu paranın bir okul ve bir üniversitenin kurulmasıyla ilgili bağış amaçlı para olduğunu söylemişti”.

“ÇAĞLAYAN'I SADECE İKİ KEZ GÖRDÜM…”

Atilla, Zafer Çağlayan'ı tanıyıp tanımadığı konusundaki soruya ise, kendisini sadece “iki kez gördüğünü” söyleyerek yanıt verdi. Çağlayan'la herhangi bir toplantıya katılmadığını vurgulayan Atilla, “Çağlayan'ı sadece bir toplantıda iş adamlarına konuşma yaparken gördüm. İş adamlarına yönelik bir toplantıydı, Bakan da orada konuşma yaptı. Bir kez de kendisini uçakta gördüm. Ancak uçak, THY'nin tarifeli uçağıydı” dedi.

ZARRAB VE SZUBİN'E KARŞI ATİLLA'NIN İFADESİ

Davanın dördüncü haftasının ilk gününde mehmet Hakan Atilla'nın kendi avukatları tarafından ifadesinin alınmasına devam edildi.
Atilla, hakkındaki İran'a yönelik ABD yaptırımlarının Zarrab ve kurduğu şebeke tarafından delinmesine ilişkin suçlamalar ve daha önce bizzat Zarrab ile, ABD Hazine Bakanlığı yetkililerinden OFAC eski Başkanı Adam Szubin'in kendisini hakkında söylediklerine yanıt verdi.

OFAC ESKİ BAŞKANI'NI YALANLADI

Szubin, şubat 2013'te Atilla başkanlığındaki bir Halkbank heyeti ile yaptıkları görüşmede, bir ara Atilla'yı “kenara çekerek”, kendisiniyaptırımların delinmesi konusunda özel olarak uyardığını söylemişti. Atilla'nın ise bu uyarı sırasında “sinirli göründüğüne ve terlediğine” ifadesinde yer vermişti.
Atilla ise ifadesinde, Szubin'in o toplantıda kendisini “kenara çektiği” bölümün gerçekleri yansıtmadığını, OFAC eski başkanının heyetlerarası görüşme dışında, kendisini yana çekerek, yüz yüze ikili şekilde hiçbir görüşme yapmadığını söyledi.

ZARRAB'I YALANLADI

Zarrab da, “itirafçı” olarak mahkemenin ilk günlerinde verdiği ifadede, 4 Kasım 2012'de kendisinin de hazır bulunduğu, Halkbank'ta dönemin Genel Müdürü Süleyman Aslan ve Hakan Atilla ile bir toplantı yaptığını söylemişti. Zarrab bu toplantıda Hindistan'da biriken İran petrol paralarının Halkbank'a getirilmesi üzerinde konuşulduğunu söylemişti.

Atilla ise bu toplantıya katıldığını reddetti. Sadece bununla da kalmadı; Kanıtlarla, Hindistan'ın İran'dan aldığı petrolün parasının daha 2011'den itibaren Halkbank'a gelmeye başladığını, dolayısıyla 2012 Ekim ayında yapılan bir toplantıda “Hindistan parasının Halkbank'a getirilmesinin konuşulmasının mümkün olamayacağını” kanıtladı.

Atilla'nın avukatları bu duruma kanıt olarak, bizzat Hindistan'ın Ankara Büyükelçiliğ'nin Haziran 2012 tarihli e-maillerini, Halkbank ile Hindistan yetkiileri arasında 2011 tarihli, İran petrol parasının Halkbank'a getirilmesi yazışmalarını ortaya koydular.

İSTENEN BELGELERİ OPERASYON BÖLÜMÜ BELİRLEDİ

Atilla hakkındaki bir başka suçlama ise, Zarrab'ın itiraflarında “sahte” olduğunu söylediği İran'a altın ve gıda satışına ilişkin Halkbank'ın ne gibi belgeler istediğinden “bizzat Atilla'nın sorumlu olduğu” idi.Atilla bu iddiayı da reddederek, bu konuyla Halkbank'ın kendisine bağlı olmayan Dış operasyonlar bölümünün ilgilendiğini açıkladı. Atilla'nın avukatları da kanıt olarak, bizzat Operasyon Müdürü Levent Balkan'ın, dönemin genel müdürü Süleyman Aslan'a yazdığı ve İran'a altın ticareti yapan şirketlerin, Halkbank tarafından bunun karşılığında hangi belgelerin istendiğinin ve Halkbank üzerinden yapılan toplam altın ticareti ile Halkbank'ın aldığı komisyon ücretini içeren bilgi notunu ortaya koydular.