FETÖ'de iç savaş çıktı: O teröristler çiftlikten kovulmuş

FETÖ’nün kritik isimlerinden Tuncay Opçin ile Emre Uslu Twitter'da birbirlerine girdi. Hürriyet yazarı Nedim Şener, kavgayı ve bu kavgada geçen “Kitabın kayıp 100 sayfası” konusunu yazdı.

Nedim Şener’in, “FETÖ tetikçisi Ahmet Altan’ın paçavrası TARAF kumpasçılarının kavgası” başlığıyla kaleme aldığı yazı şöyle:

“FETULLAHÇI Terör Örgütü’nün elebaşı Gülen’in sağlık durumunun kötüye gitmesi, onun ölümünü bekleyen örgüt yöneticileri arasında ‘liderlik’, örgüt üyeleri arasında ise ‘paylaşım’ kavgasının büyümesine yol açıyor.

Son birkaç gündür, FETÖ’nün askeri mahrem yapılanması içinde Deniz Kuvvetleri’nde ‘Zeyd’ kod adıyla yöneticilik yapan firari FETÖ’cü Tuncay Opçin ile örgüt üyesi eski polis memuru Emre Uslu arasında bu nedenle tartışma çıktı.

FETÖ elebaşı öncesi liderlik yarışında oluşan dört grup arasında öne çıkan Mustafa Özcan, hem parayı hem de özellikle Avrupa’daki yapılanma ve yabancı istihbarat örgütleri ile ilişkileri kontrol edebildiği için yarışta ileride görünüyor.

ÇİFTLİKTEN ATILANLAR

Öyle ki FETÖ elebaşına çok yakın isimlerden birisiyken Pensilvanya’daki çiftlikten atılan Osman Şimşek’e saldıran Tuncay Opçin ile kavgaya tutuşan Emre Uslu da Mustafa Özcan’ın etki alanına girmiş görünüyor.

Tuncay Opçin ise FETÖ elebaşına ve örgüte sadakatini radikal biçimde göstermek için, bir zamanlar yalan, iftira ve kumpasta ortaklık yaptığı FETÖ’cü Emre Uslu ile kavgaya tutuştu.

Kavganın içinde benim ismim geçtiği için çok fazla soruyla karşılaştım.

Tuncay Opçin, Emre Uslu’ya hitaben, ‘Nedim Şener’in kitabının kayıp yüz sayfasından başlayalım istersen. Sonrasını son genel seçimlerden bir gün öncesine kadar getiririm. O yüzden toz ol’ dedi.

Ajanslar, TV kanalları, gazeteciler bana, ‘Kitabımın kayıp 100 sayfasını’ sorup duruyor.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün paralı tetikçisi Ahmet Altan ile Yasemin Çongar’ın başında olduğu Taraf isimli gazetenin dijital arşivi olmadığı için kimse bu yazılanlardan bir şey anlamıyor.

TARAF’IN DİJİTAL ARŞİVİ

Oysa FETÖ’nün finanse ettiği ve Ahmet Altan’ın başında olduğu Taraf isimli paçavranın arşivi dijital ortamda yer alsa; Ahmet Altan’ın nasıl kalemi kanlı bir tetikçi olduğu görülecek, tüm yazarlarının Ergenekon, Balyoz kumpaslarında oynadıkları rol ile gazeteci Hrant Dink cinayetini nasıl karartmaya çalıştıklarını herkes bilecekti.

Taraf isimli paçavranın kirli kanlı arşivi internet ortamında olsaydı, FETÖ’cü Tuncay Opçin’in FETÖ’cü Emre Uslu’ya ‘kitabın kayıp 100 sayfası’ konusunun benimle değil, Ergenekon kumpasında birlikte tutuklandığımız Ahmet Şık ile ilgili olduğu görülürdü.

FETÖ’cü Emre Uslu, Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarında Taraf gazetesi üzerinden algı operasyonları yapardı. FETÖ’cü polis ve savcıların soruşturmalardaki eksiklerini giderir, onlara yön verirken kamuoyu oluştururdu.

FETÖ’nün Odatv operasyonunun ikinci dalgası 3 Mart 2011 günü yapılmıştı. 6 Mart günü Yalçın Küçük, Doğan Yurdakul gibi isimlerle Ahmet Şık ve ben de tutuklanmıştım. Benim hakkımdaki iddia, Hanefi Avcı ile Ahmet Şık’ın kitaplarını yazmak ve onlara yazdırmaktı. FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz, ‘İmamın Ordusu’ isimli kitap basılmadan toplatma kararı çıkarmıştı.

BASILMAMIŞ KİTAP KOĞUŞTA ARANDI

Öyle ki biz cezaevindeyken kitabın dijital kopyalarının peşine de polis takmıştı. Evlerde, Radikal gazetesinde, matbaada, yayınevi merkezinde kitabın dijital kopyasını arıyorlardı. Hatta basılmamış kitabın metnini bulmak için tutuklu olduğumuz Silivri 2 No’lu Cezaevi’nde kaldığımız koğuş için arama kararı çıkartmıştı. Gardiyanlar o karar üzerine koğuşta arama yapmıştı.

Kamuoyundan konuyla ilgili tepki gösterilince, FETÖ’cü tetikçi Emre Uslu, Taraf isimli paçavrada skandal arama kararını meşrulaştırmak için, ‘Savcılık kayıp 100 sayfanın mı peşinde?’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.

‘SAVCI KAYIP 100 SAYFAYI ARIYOR’ YAZISI

O günlerde TARAF’ın yazı işlerini adeta karargâha çeviren Emre Uslu, yazısında, savcının kitabı değil, sözüm ona suç barındıran kayıp 100 sayfasını aradığını söylüyordu. FETÖ’cü Uslu bunu 25 Mart 2011 günü taraf isimli paçavrada şöyle anlatmıştı:

‘Ergenekon yapılanmasının medya ayağına yönelik olarak Odatv’ye yapılan baskında bulunan Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu adlı kitabında ilginç noktalar tespit edildi. Soruşturmacıların tespitlerine göre Şık’ın kitabı kolektif bir ekip tarafından yazıldı. Buna göre Odatv’den çıkan Ahmet Şık’ın kitabının 189 sayfalık ilk bölümü aralık ayının ilk günlerinde Odatv’ye geldi. Odatv’de yaklaşık on gün üzerinde çalışıldıktan sonra kitaba yapılması gereken ekleme ve çıkarmalar üzerine notlar alınmış. Bu notlardan anlaşıldığına göre kitapta en az üç kişinin müdahil olduğu görülüyor. Bunların arasında kitapta nelerin yapılması gerektiğine ilişkin direktif veren kimse de var. Odatv’de yapılan düzeltmelerde 17 Aralık’ta son defa kaydedilip üzerinde yapılması gereken notlar yazıldıktan sonra kaybolan kitap daha sonra şubat ayında Ahmet Şık’ın bilgisayarında 301 ve 302 sayfalık şekilde iki farklı dosya olarak kaydedilmiş halde bulunuyor. Soruşturmacıların verdiği bilgilere göre Ahmet Şık’ın kitabında bulunan 300 sayfalık kitabın ilk kaydedildiği tarih şubat ayının ortalarını gösteriyor. Bu durumda soru şu: 17 Aralık’ta 189 sayfa olarak Odatv’de kaydedilen kitap, nasıl oldu da şubat ayında 300 sayfa olarak Ahmet Şık’ın bilgisayarında bulundu? Aradan geçen süre içerisinde kitabı Ahmet Şık yazdıysa hangi bilgisayarda yazdı, yazmadıysa kim yazdı? Sanırım soruşturmacıların araştırdığı ve anlamaya çalıştığı temel soru bu. Bu büyük soru ve kitabın üzerindeki notlardan apaçık bir şekilde Ahmet Şık tarafından alınmadığı görüldüğü halde Şık neden ısrarla o notları kendisinin tuttuğunu ifade ediyor...’

KAVGADA SAÇILAN GERÇEKLER

Benim tutuklanmamın arkasında FETÖ’cü istihbaratçı polis müdürü Ali Fuat Yılmazer vardı. Onun ve diğer FETÖ’cü polislerin Dink’in öldürülmesinden sorumlu olduğunu ispatlamıştım. Beni yönettiği Ergenekon operasyonunda tutuklayarak ‘Ergenekoncu’ olduğumu gösterecek hem de hapse atarak kendince intikamını alacaktı. Ama ben 6 Mart 2011’de tutuklandıktan sonra 8 Mart gece yarısı görevden uzaklaştırıldı. Kumpasın ortağı Zekeriya Öz de kitap toplatma kararından birkaç gün sonra, 29 Mart’ta terfi ettirilerek görevden uzaklaştırıldı.

FETÖ’cü Tuncay Opçin, firari FETÖ’cü Emre Uslu’ya işte o günlerdeki o yazısını hatırlatıyor. Tuncay Opçin, Emre Uslu’ya, ‘kitabın kayıp 100 sayfası’ yazısını sormuş, o da ‘O günlerde öyle gerekiyordu, öyle yazdım’ cevabını vermiş. FETÖ’cü Uslu, cevabının deşifre edilmesine kızıp FETÖ’cü Opçin’e, ‘Sen Adil Öksüz’ün, Gülen’le videosunun ilk defa senin hesabından nasıl yayıldığını anlat’ diyerek başka bir ihbarda bulunuyor.

Belli ki örgüt içi savaşta geçmişte işlenen suçlar ortalığa saçılacak.”