FETÖ medya yapılanması: Hemen yayına bağlan, Hakan Fidan'ın uçakla geldiğini söyle...

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlanan 196 sayfalık iddianamede; Habertürk ve TRT’deki FETÖ yapılanmasına dair iddialar göze çarpıyor.

FETÖ’nün medya yapılanmasıyla ilgili olarak hazırlanan iddianamede, tanıkların beyanları da dikkat çekiyor.

İddianamede yer alan haliyle, tanıkların anlatımlarının bazıları şöyle:

YASEMİN ÇETİN (GÜNERİ):

- 2009 yılında Habertürk televizyonu Ankara masasında çalışmaya başladığını, yargı muhabiri olduğunu, o dönemde Ergenekon soruşturmalarının merkezi İstanbul olduğu için medya grup başkanı Kenan Tekdağ'ın kendisini İstanbul'da çalışmak üzere çağırdığını, Habertürk Televizyonu adına Ergenekon sürecini takip ettiğini, hatta Kenan Tekdağ tarafından çağrılmasına rağmen o dönem muhabir olan Zülfikar Ali Aydın'ın kendisine “Sana Ergenekoncu gözü ile bakılıyor, manipüle edebilirsin” şeklinde söylemlerde bulunup haber müdürü olan Oğuz Usluer'le de görüştüğünü, her ikisinin de bu söylemleri nedeni ile bir süre yayınlara çıkamadığını, bir süre sonra Radikal gazetesinden şüpheli Abdullah Kılıç'ın kuruma haber koordinatörü olarak atandığını, Abdullah Kılıç'ın gelmesinden sonra kurumun örgütün haber kanalı gibi çalışmaya başladığını (…)

(…) Abdullah Kılıç geldikten sonra çalışanlar arasında o dönem cemaat tabir edildiği için “Cemaat istediği şekilde haberler yapılacak, cemaat aleyhine haberler yapılamaz. Bu adamlar cemaatçi” şeklinde bir psikolojiye girildiğini, Abdullah Kılıç'ın sürekli o dönem için darbe mağdurları ile ilgili röportajlar yapılmasını istediğini, burada Ergenekoncuların darbe yapmaya çalışan insanlar olduğunu, darbenin çok kötü olduğunu, yapılan soruşturmaların da bu yönüyle desteklenmesi gerektiğini ifade ettiğini (…)

“HAKAN FİDAN’IN UÇAK İLE…”

(…) Kamuoyunda “7 Şubat MİT Krizi” olarak bilinen dönemde Abdullah Kılıç'ın kendisini arayarak "Hemen yayına bağlanıyorsun. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın TK...... Numaralı uçak ile 14 numaralı koltukla ifade vermek üzere İstanbul'a yola çıktığını söylüyorsun” şeklinde söylediğini, kendisinin kabul etmediğini, istihbaratını alıp ve teyit etmediği bir bilgiyi canlı yayında söyleyemeyeceğini kendisinin söyleyebileceğini belirttiğini, Abdullah Kılıç'ın “Emrediyorum. Söyleyeceksin. Yoksa seni işten atarım” dediğini, kendisinin kabul etmediğini, sonrasında Abdullah Kılıç'ın getirttiği Mustafa Gökkılıç isimli muhabir aracılığı ile kanalda yayın yapıldığını, akabinde Kenan Tekdağ'ın kendisini aradığını, “Bu bilgiyi sen mi verdin. Bana öyle aktarıldı” dediğini, Kenan Tekdağ'a olanları anlattığını, o olaya kadar Kenan Tekdağ'ın yayınlara karışmadığını, o olaydan sonra hiçbir son dakika bilgisinin kendisinin haberi olmadan geçilmeyceği talimatını verdiğini…

ARİF ERDEM TRT’YE ARACI OLDU

BAHADIR GÜRLER:

2004 yılının Mayıs ayından 2009 yılı Aralık ayına kadar o dönem cemaat tabir edilen sonradan örgüt olduğunu anladığı grubun evlerinde kaldığını, İTÜ Elektronik bölümünde okuduğunu, kendisinin o dönem Nişantaşı bölgesinde esnaflarla ilgili birim sorumlusu olduğunu…

2009 yılının sonlarında cemaatten ayrıldığını, TRT Ankara bürosundan staja başladığını, bu dönemde eskiden tanıdığı olan Arif Erdem ile karşılaştığını, Arif Erdem'e TRT'ye girdiğini söylediğini, onun da "Orda bizim Ahmet var. Arayım” diyerek Ahmet Böken'i aradığını, “Arkadaşımız sahip çık. Yanına Gönderiyorum” dediğini, Ahmet Böken’in yanına gittiğinde kendisine geçmişi ile ilgili sorular sorduğunu, cemaatten olup olmadığını teyit etmeye çalıştığını, kendisinin kaldığı dönem ile ilgili bilgileri verip örgütten uzaklaşmaya çalıştığını söylemediğini, zaten örgüten ayrılmaya çalışanın şevkat tokatı yemek gibi bir yaptırımla karşı karşıya kalacağına örgütte inanıldığını, Ahmet Böken'in kendisinin halen örgütün içinde olduğunu düşünerek sahiplendiğini, başka birimde iken TRT Haber'e aldırdığını, kendisinin TRT'de teknik eleman olduğunu…