Fatih Portakal soyadının farkını çok yaşamış!

Zaman gazetesine konuşan FOX'un Çalar Saat programının spikeri Fatih Portakal'ın renkli, samimi ve doğal bir sunuş tarzı var. Bu yüzden çok seviliyor.

Her sabah saat 7'ye çeyrek kala Fox TV'den kocaman bir çalar saat, uykudan uyandırıp yeni bir güne hazırlamak için çalıyor. Saati tam vaktinde çalması için ayarlayan, ismi ve haber sunuş tarzıyla hafızamıza yer eden Fatih Portakal. Fatih Portakal kim? Daha bir yıl önce haber spikerliğine başlamasına rağmen nasıl bu kadar sevildi ve programını sabah kuşağı haberleri arasında en öne geçirdi? Merak edip yayına hazırlandığı saatlerde kanala gidiyoruz. Saat 04.00... İşe saat 3'te başlayan 9 kişilik bir ekip karşılıyor bizi. Hepsi harıl harıl, saatler 06.45'i gösterdiğinde izleyicilerin karşısına çıkacak haberleri toparlıyor, videoları ayarlıyor, metinleri yazıyor... Kolay değil, program 3 saat 45 dakika sürüyor ve ortalama 100 haber aktarıyor. O sırada haberlerine çalışan, internetten sıcak haberleri okuyan Portakal'ın yanına varıp kendisini anlatmasını istiyoruz...

Fatih Portakal, 1968 yılında Aydın'da orta halli bir ailenin evladı olarak dünyaya gelir. İlk, orta ve liseyi İzmir'de okur. Ancak İstanbul Üniversitesi İngilizce/İşletme bölümünü kazanınca memleketim dediği bu şehirden ayrılıp İstanbul'a gelir. 1993'te mezun olur üniversiteden. Pek çok kişinin hayatının en önemli zamanları saydığı bu yıllar, onun için bir anlam ifade etmez. Çünkü tembel bir öğrencidir. Yalnız tembelliği derslerine karşıdır sadece. Çünkü okul bitince dilini geliştirmek ve başka bir alanda master yapmak için yurtdışına gitmek ister.

Avustralya'da yaşayan bir arkadaşından da 'yanıma gel' diye teklif gelince babasının arabasını satıp yola düşer. Sene 1994. Portakal için Avustralya günleri başlar artık. İmkânları geniş ve insanlarının maddi sıkıntı yaşamadığı bu ülkede alanıyla ilgili bir iş bulamaz. Zaten 'illa da işletmeci olacağım' diye tutturmaz ve dünyaca ünlü bir otelin Sidney şubesinde restoran görevlisi olarak işe başlar. 3,5 yıl çalışır orada. Kendisine bir ev alacak parayı biriktirir. Zaten artık sıkılmıştır. Ezan bile dinleyemediği bu ülkede kalmak istemez ve dönme kararı alır.

"Seni burada yerler oğlum!"

Fatih Portakal için Avustralya'dan dönüş kararı hayatında bir dönüm noktasıdır. Çünkü Türkiye'ye geldiğinde bir yakını onu muhabirlik yapması için Star TV'den Ufuk Güldemir'e yollar. Aklından şimdiye kadar bu meslek geçmemiştir ama "Altından kalkarım evelallah!" deyip Güldemir'in kapısını çalar. Yıl 1997. Güldemir ona, "Emin misin bu işi yapmak istediğinden? Seni burada yerler oğlum." der ama Güldemir yine de işe alır Portakal'ı ve İzmir muhabiri yapar. 29 yaşındadır. 6 ay maaşsız çalışır. Sonra kadroya geçer ve evlenir. Yalnız kadroya geçtiğinde maaşı çok olmaz. 8 yıl aynı maaşla görev yapar. 2004 yılında kanal, Doğan Grubu'na geçince işten çıkarılır. Ama o "Her şerde bir hayır vardır." diyerek başına gelene sabreder. Nihayetinde Portakal bu tarihlerde hayatının teklifini alır. Gazeteci Ayşenur Aslan, Portakal'ı arar ve Mehmet Ali Birand'ın muhabir kadrosunda yer almak isteyip istemediğini sorar. Hemencecik kabul eder ve İstanbul'a yerleşir.

Artık hayatının ikinci dönüm noktasındadır o. Maaşı 900 liradan 4 bin liraya çıkar ve kısa sürede haber sunuş tarzıyla ismi akılda kalan bir televizyon muhabiri olur. Birand da önünü açar ve muhabirliğin yanında radyo ve televizyonda başka işlerde çalışmasına izin verir. Best FM'de 'Fatih Portakal'la Konuşan Türkiye' programını sunar. Kanal D'de 'Ne yapmalı?' programının sunucusu olur. O sırada Fox TV'de sabah haberleri sunucusunda arayış vardır. O da bunu fırsat bilerek kendisine daha önce teklif götüren Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk'e mesaj çeker: "Kabul ederseniz ben sunayım programı." Hayatının üçüncü dönüm noktasını mesajın üzerine yaşar Portakal. Çünkü Doğan Şentürk mesaja olumlu cevap verir: "Sen istiyorsan neden olmasın!"

"Soyadımın farkını çok yaşadım"

Sonrası bildiğiniz gibi... Fatih Portakal televizyonda çok sevilir, halk tarafından kabul görüp izlenir. Onun için Fatih Portakal olarak başka bir dönem başlar. Sevmeyen, eleştirenler de çıkar. Ama o eleştirildiği yönünün yani doğal olmasının kendisini 'Fatih Portakal' yaptığı kanısında. "Ben konuşur gibi sunuyorum programı. Düşüncelerimi paylaşıyorum, robot gibi değil bir insan gibi duruyorum ekranda. İnsanlar da bunu seviyor. Her şeyden önemlisi programda sokaktaki adamın aklından geçeni dillendiriyorum. Bu da, "Fatih Portakal'la Çalar Saat'e" ilgiyi artırıyor." diyerek insanların kendisine ve programına karşı olan teveccühlerini izah ediyor. Ama Portakal için kısa sürede sevilen bir muhabir olmasının sırrı sadece lisan-ı halinde değil; soyadında da gizli. "Küçükken soyadımın 'Portakal' olmasından rahatsızdım. Muhabirliğe geçtiğimde çok sevdim. Çünkü akılda kalmamı sağladı." diyor. Portakal'ın geleceğe dair "şu noktaya geleceğim" şeklinde hedefleri ise yok. "Her şey kısmet." diyor. Ama Ahmet Vardar gibi bir spiker olmayı da aklından geçirmiyor değil!

"Her akşam saat 21.00'de yatıyorum"

Fatih Portakal ve ekibinin mesaisi pek çok insandan farklı. Onlar her gece saat 03.00'te işe başlıyor, 10.30'da ise evlerine geri dönüyor. Portakal, 3'te kalkabilmek için akşam 21.00'de uyuduğunu söylüyor