En çarpıcı Şeyma Subaşı analizi! Kadınlar neden Şeyma'ya düşman?

Şeyma Subaşı neden 3 milyon kişi tarafından takip ediliyor? Herkes hem çok sevip hem nefret ettiği Şeyma'nın yerinde olmayı hayal ederken, bu kadar çok düşmanı olması neden? Hürriyet yazarı Ceren Şehirlioğlu'nun yazısı çok konuşulacak...

Hürriyet yazarı Ceren Şehirlioğlu Acun Ilıcalı ile evliliği de boşanması da olay olan Şeyma Subaşı'nın hayat macerasını masaya yatırdı.

Ceren Şehirlioğlu'na göre, Para avcısı, anne, parti canavarı, global sosyelit, fenomen ve it-girl olarak Şeyma Subaşı, Acun Ilıcalı ile ilişkisini bir kadın düşmanlığı öznesi olarak geçirmişti. Şeyma'nın tüm kimlikleri sorgulandı, anneliği, genç kızlığı, eşliği didiklendi.

İşte Ceren Şehirlioğlu'nun yazısından ilginç bir bölüm..

Şeyma hiç de boş, durgun, plastik bir kız değil.

Üstelik farkında olsa da olmasa da, Acun Ilıcalı’nın hayatında yeni kapılar açan, beklenmedik köprüler kuran biri.

Mesela, evlilikleri kısa sürmüş olsa da, 9 yıl içinde Ilıcalı’ya gerçekten iyi gelmiş görünüyor. Hayatının en başarılı, bereketli zamanları onunla olduğu döneme denk geldi. Acun, muhafazakâr kanat tarafından da seviliyor, takdir ediliyor ama çok akıllıca siyaset konuşmak, kutuplaşmanın ortasına kendini atmak gibi işlere hiç girmiyor.

Şeyma olmasa belki de biraz daha farklı bir kitleye hitap edecekti, kim bilir? Çünkü Şeyma Miami hayatı, Coachella’da, Burning Man’de partiler, Kendall Jenner’la moda haftaları filan bambaşka bir ligin oyuncusu, bambaşka bir türün konusu.

Şeyma Subaşı bir İdil Fırat, Fahriye Evcen değil. İstanbul’un lüks, hamam dekorlu otellerinde rüküş kınaların peşine düşmüyor. O Bella ve Gigi Hadid’in, Hailey Baldwin’in, Kardashian’ların izinden gidiyor.

Evinde piyano olmasıyla övünen Seren Serengil’in 20 yıldır öğrenemediği İngilizceyi şıp diye söktü. Ona sosyal medyada yardımcı olanlar varsa da, belki de Ilıcalı’nın da yardımıyla doğru insanları seçmiş görünüyor. Boşanma davasından en kârlı çıktığı şeylerden biri de aldığı 125 bin liralık nafaka değil. Bebek’teki Healthyish Cafe’yi ve yarattığı markayı kaybetmemek.

Şeyma’nın bir iş planı var. Bu yüzden ‘Oh oldu, yuva yıkanın yuvası olmaz’ temennileri boş. O Acun’un iyi bir öğrencisi. “Diksiyon dersi alacağına İspanyolca öğren” diyen eski kocasının tavsiyelerine pür dikkat açık. Bu sebeple de bundan böyle dünya başına yıkılmaz. Üstelik ‘para avcısı’ olduğu varsayımıyla dünya başına yıkılsın diye hınçla bekleyenler de kadın düşmanlığı atağı geçiriyor.

Şeyma’nın güzelliğinden etkilenip, karısına ihanet etmeyi göze alan Acun’un beklentisi yüzeysel değil de, genç bir kızın bütün duygusal karmaşa içinde tüm fiziksel varlığını paylaştığı adamdan rahat bir hayat beklemesi paçozluk! Para ve güzellik aynı oranda sığ. Bu ikisinin alışverişinde taraf tutmak, birini romantize edip diğerini şeytanlaştırmak adaletsiz.

Boşanmanın ardından Kanal D’deki ‘2. Sayfa’ programının sunucusu Gülşen Yüksel Salt, Subaşı için “Hayatının en büyük şansı olan Acun’u kaybetti” diyor.

Neden?

Para, giyinme odası Boğaz’a bakan Bebek’teki ev, özel uçak filan gittiği için mi? Şeyma’nın Acun için şans olan kısımları daha kıymetli olabilir aslında. Getirdiği genç enerji, reklamvereni, izleyiciyi, sosyal medyayı coşturan seksi, ‘love to hate’ popülaritesi, iş-güç dışında 50 yaşında bir erkek olan Acun’u da dinçleştiren varlığı uzun vadede daha kârlı bile olabilir.

Öte yandan da o hâlâ 28 yaşında genç bir kadın ve çiğ, samimiyetsiz ahlakçılığa sığınıp gizli gizli eğlenmektense “Dans etmeyi çok seviyorum, ne var bunda?” diyor.

Ve feminizm asla Şeyma’ları korumuyor. Kadınlardan her koşulda iffetli, aza tamah eden, mağrur azizeler olmaları bekleniyor. Erkeklerden hiç hesap sorulmadığı gibi, her bıçkınlık elbette yanlarına kalıyor, sırt sıvazlanıyor.

Ceren Şehirlioğlu'nun yazısının tamamını okumak için tıklayın