Ekrem Dumanlı kaçınca onlar tutuklandı

Kapatılan Zaman gazetesi yazarlarının tutuklanma gerekçesi: Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın, adli kontrol altındayken yurtdışına ‘kaçması’!

Eski Zaman gazetesi yazarlarının 15 Temmuz sonrası tutuklanma nedenleri sonunda anlaşıldı. Zaman gazetesinin 6 yazarı hakkında ‘kaçabilecekleri’ şüphesiyle tutuklama kararı çıkaran İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, gerekçe olarak da şu nedenleri gösterdi: “Bu yapının medya ayağı yönündeki soruşturmalarda çok sayıda şüphelinin yurtdışına kaçmış olduğu, en başta bu gazetenin eski yöneticisi Ekrem Dumanlı’nın hakkında adli kontrol hükümlerine tabi olduğu halde aynı suçtan yurtdışına kaçtığı, atılı suç yönünden OHAL’in sürdüğü ve delillerin toplanması sürecinin devam ettiği, bu durumda şüpheliler hakkında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmiştir.”

İŞTE YAZAR SAVUNMALARI

Hürriyet'in haberine göre, Kayyuma devredilmesinin ardından, 15 Temmuz’daki darbe girişiminin sonrası tamamen kapatılan eski Zaman gazetesi yazarları ise, İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nde kendilerini şöyle savundular:

20 YILLIK YAZIMI GÖSTERDİLER, ‘OHA’ DEDİM

Nuriye Ural (Akman):  “Sadece Zaman gazetesinde çalıştığım için burada olduğumu düşünüyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Örgüt ile bağlantım olması iddiasını kabul etmiyorum. Bilgisayarımda kayıtlı yazılarımın incelenmesi halinde, magazinamaçlı oldukları görülecektir. Bu yazı örneklerini de ibraz ediyorum. Darbeye karşı olduğum anlamında yazılarım vardır. Ben normalde bu tarz yazılar bile yazmam. Sadece darbeye karşı duruşumun belli olması ve tarihe not düşmesi için darbeye hayır yazımı yazdım. 20 yıl önce yazdığım bir yazının bana emniyette sorulması karşısında da şaşkınlığımı gizleyemedim ve oha dedim. Örgüt üyesi olmama delil olacak belgeler nelerdir merak ediyorum. Kesinlikle atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmamı talep ediyorum. “

 LAİK ORTAMDA BÜYÜDÜM 12 MARTZEDEYİM 

Şahin Alpay: “Laik bir ortamda, Kemalist bir birey olarak yetiştirildim. 2002 senesinde Zaman gazetesinde yazar olmam konusunda teklif aldım. Bu dönem siyasetçileri Gülen hareketine sempati ile baktığından kabul ettim. Sivil yönetim ve AB standartlarında bir demokrasiyi yerleştirmemizin ne kadar gerekli olduğu, çare olduğu konusunda yazılarım oldu. Bu zaman içerisinde bu Fethullah Gülen isimli kişiye bu kadar sempati duyulması nedeniyle merak ettim ve araştırdım. Vardığım kanı da Gülen’in farklılığa saygı duyan, modern bir İslam anlayışı içinde olduğu yönünde oldu. Bu hareketin bir terör örgütü olduğu veya bu tür bir karanlık yüzü olduğuna dair herhangi bir görüşüm veya bilgim olmamıştır. 15 Temmuz’da meydana gelen olayların arkasında olmasına dair güçlü deliller olması bende büyük bir aldatılmışlık hissi uyandırmıştır. Demokrasimize indirilen en ağır darbe girişiminin arkasında Gülen hareketinin olmasına son derece üzüldüm. Lanetliyorum. Darbeyi savunmuyorum. Benim ne meslek hayatımda, ne aile hayatımda herhangi bir cemaatin mensubu olmak veya darbe girişimine müdahil olmak gibi bir durumum söz konusu değildir.“

BABAM CHP’DEN SENATÖRDÜ

Lalezar Sarıibrahimoğlu: “15 Temmuz akşamı ertesi güne kadar devam eden bu vahşi darbe girişiminde taraf gösterilmem bana zul gelir. Yaşamım boyu darbelere karşı oldum. Demokrasi adına yazdım. 15 Temmuz sonrasında darbe girişiminin demokrasiye ne kadar zarar verdiğini yazdım. Babam CHP’den senatörlük yapmıştır. Nereden gelirse gelsin darbeleri desteklediğim iddiasını asla kabul edemem.”

DARBE YAPANIN, DESTEKLEYENİN ALLAH BELASINI VERSİN

Ali Bulaç: “Ben sadece Zaman gazetesinde yazarım. Fethullah Gülen Örgütü’nün örgüt olduğuna dair en ufak bir şüphe dahi duymadım. 15 Temmuz tarihine kadar bu yapının böyle bir oluşum içerisinde olduğunu bilmiyordum. Tahmin dahi edemedim. Çarşamba sabahı gözaltı listesinde olunca kendim giderek bizzat teslim oldum. 50 senedir yazı yazıyorum. Hakkımda yazılmış birçok doktora yazı var. Bu zamana kadar hep birlikte yaşamaktan yana oldum. Kırmızı çizgilerim var. Benim kırmızı çizgilerim darbe ve silaha sarılmadır. Bakmakla yükümlü olduğum 6 çocuğum var. Bu darbe girişimini yapanların ve destekleyenlerin Allah belasını versin. 66 yaşındayım. Baypas oldum. Kalbimde stent takılıdır. Şeker, guatr ve tansiyon rahatsızlıklarım da var. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Suçlamaları reddediyorum. “

ALAMETLERİ HİSSETMİŞ OLMAMIZ GEREKİRDİ

Ahmet Turan Alkan:  “Darbeye her zaman şiddetle karşı oldum. 15 Temmuz gecesi yaşadığım büyük travmayı ve ertesi gün yaşananlardan duyduğum üzüntüyü tarif edemem. Bu noktada büyük bir eksiklik hissediyorum. Yazar olarak bu tür alametleri hissetmiş olmamız gerekirdi. Ancak her şey takdir edersiniz ki büyük bir hızla sürpriz içinde gelişti. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Polisin geleceğini tahmin ettiğimden çantamı hazırladım ve evimde ailem ile birlikte polisleri bekliyordum. Tansiyon hastasıyım. Günde 3 kez almam gereken ilaçlarım vardır. Hakkımdaki suçlamanın doğru olmadığını beyan etmekle, tutuksuz olarak yargılanmamı, aksi halde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum.”

‘GEREKİRSE İDAM EDİLSİNLER’ DİYE YAZDIM

Mustafa Ünal: “Zaman gazetesinde Ankara yayın yöneticiliği yaptım. Cemaat hiyerarşisi, bu örgüt ile ilgim ve alakam yoktur. Hakkımda bu hususta somut bir delil de yoktur. 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a tüm darbe ve girişimlerine karşı duruşum vardır. Darbe girişimi olduğunu öğrenir öğrenmez sosyal medyada da attığım tweet’ler ile de “darbeye hayır” dedim. Halka silah çekenlerin en ağır şekilde yargılanması gerektiğini, gerekirse idam edilmelerine dair yazılar yazdım. Askerin siyasete müdahalesine karşı olduğumu yazılarımda da belirttim. Polisleri bekledim ve teslim oldum. Kaçmamı gerektiren bir husus da yoktur. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Guatr rahatsızlığım vardır. Psikolojik rahatsızlığım olması halinde nüksetmesi olası önemli bir hastalığım da vardır. Delilleri karartma imkânım veya gücüm de yoktur. Delilleri değiştirmem zaten mümkün değildir. Tutuksuz yargılanmamı talep ediyorum.”

Hürriyet