"Devlet tiyatrosuna en büyük zararı solcu bakanlar verdi!"

Yahşi Batı filminde Şerif Llyoyd karakterini Kayseri şivesiyle oldukça başarılı bir şekilde canlandıran usta oyuncu Zafer Algöz ezber bozan açıklamalar yaptı.

Oyunculuğunu geliştirmek için Devlet Tiyatroları'nda kalmayı tercih eden Algöz, "İsterlerse beni ipe çeksinler, devletin özel tiyatrolara yardım yapmasına karşıyım. Devlet Tiyatroları'na en büyük zararı ne acıdır ki, sosyal demokrat bakanlar verdi." diyor.


İsterlerse ipe çeksinler, devlet özel tiyatrolara yardım yapmamalı
En gıcık olduğunuz soruyla başlayalım muhabbetimize... (Gülüşmeler)

Tiyatronun, insanı insanla anlatma sanatıdır diye tanımı vardır ya, çok gıcık olurum ona. Bir de o kadar ezberi nasıl yapıyorsunuz sorusuna... Sanki ezber yapılınca tiyatro yapılıyormuş gibi. Öyle olsaydı ezber sistemine dayalı eğitim sistemimizden çıkan bütün öğrencilerin tiyatro yapıyor olması gerekirdi.

İki oyunculuk çok mu farklı yani?

Sinema yönetmen sanatıdır. Ekip yönetmenin hayaline hizmet etmekle yükümlüdür. Tiyatroda dünyanın en iyi yönetmenini getirin, karşısına iki tane yeteneksiz adam koyduğunuz zaman asla başarılı olamaz. Ama çok güzel bir tiyatro oyununu, iyi bir oyuncu kadrosuyla kötü bir yönetmene rağmen başarıyla oynayabilirsiniz.

Hocanız Mahir Canova 'Sinema konserve, tiyatro taze yemektir.' diyor. İyi de şu an Yahşi Batı'dasınız ve insanlar şimdi oynadığınız 'Vahşet Tanrısı' oyununa değil de konserveye hücum ediyor?

Çünkü sinema daha popüler. Aynı anda bir günde 150 bin kişiye ulaşabiliyorsunuz. Tiyatronun ise bir hacmi var, o salonda o yemeği ilk kez pişirip seyirciye sunmanın lezzeti var. Emeğin karşılığını anında alıyorsunuz, peşin!

Tiyatrocular genelde bu hazzı sever, önemser. Peki o alkışı o an almasa yıkılır mı bir oyuncu?

Yıkılır hakikaten. Benim beğenmeyip de oynadığım çok oyun oldu ama yine elimden geleni yaptım. Profesyonel bir oyuncu asla öyle bir alçaklık yapmaz. Tiyatrocular ameliyatçıdır. Ben şanslı bir oyuncuyum, genelde hep başrolde oynadım ama hiçbirine talip olmadım. Onlar beni tercih ettiler.

Yıllardır devlet tiyatrosundasınız. Neden birçokları gibi özel tiyatro kurmadınız?

Devlet Tiyatroları'ndan şu an oyuncu olarak aldığım net maaş, yoksulluk sınırının altındaki bir ailenin yaşaması gereken paradan az. 1.675 TL, ikramiye ile filan aylık 2000 lira yani. Dışarıda özel tiyatro yapsam, iki oyunda bu parayı alırım. Ama bu kurumun saygınlığı var, müthiş oyuncular yetiştirmiştir. Geçen ay kaybettiğimiz hocam Cüneyt Gökçer, Türkiye'nin dünya çapında yetiştirdiği iki büyük aktörden biriydi, diğeri Müşfik Kenter'dir. Oyunculuğumu geliştirmek için tiyatro yapıyorum. Bu saatten sonra başka maceraya giremem, başka iş yapamam, ticari zekam yok, kafam oralara basmaz.

Özel tiyatrolar her yıl devletten para alırken bir gürültü kopar, ona az verildi, buna çok diye... Doğru mu bu?

Bence yanlış, isterlerse ipe çeksinler. Devletin özel tiyatrolara yardım yapmasına karşıyım. O zaman bakkal açmaya çalışan bir emekliye de devlet yardım etsin? Hamlesine göre para versin.

Biri hamle, diğeri Hamlet ama? (Gülüşmeler)

Ne fark eder, tiyatro yapmak risktir. İlla para verilecekse üniversitelerin tiyatro gruplarına verilsin, niye kâr amaçlı kurulan özel tiyatroya verilsin ki?

Devletin tiyatro işletmesi doğru mu?

İşten anlamayan birinin tepeden bir emirle kuruma başrejisör olmasını hazmedemem. Devlet Tiyatrosu en büyük zararı sosyal demokrat bakanların zamanında gördü, ne kadar acı değil mi? Fikri Sağlar zamanında oldu bu.

Devlet Tiyatrosu'ndan emekli olacaksınız yani?

Ya da kovdukları zaman. (Gülüşmeler) Ben de idarecilik yaptım ama çok zor. Gecenin üçünde arıyor adam, (şiveyle konuşuyor) "TIR'daki dekor gamyonunu üst geçide dakdık amirim, ne yapecezz?" Ben ne yapayım? Çek sağa uyu yani. (Gülüşmeler)

Vahşet Tanrısı isimli oyun nasıl gidiyor?

İlgi çok iyi. Cevahir'de, Ülkü Doru ve Zerrin Tekindor ile oynuyoruz. Tiyatro ve sinemanın seyircisi fısıltı gazetesiyle geliyor. İstersen İstanbul'un tamamını billboardlarla doldur, insanlar gelir notlarını verir, 3. gün kesilir. Vahşet Tanrısı şu an birçok ülkede oynanıyor. Kadın-erkek ilişkilerini gerçekçi şekilde eleştiren bir oyun.

İsmi korkunç geliyor ama oyunun?

Evet, anneme dedim ki 'Vahşet Tanrısı'nda oynayacağım.' 'Vahşet Tanrısı sen misin yavrum, sana da hep kötü adam rolleri veriyorlar.' dedi. Babam daha profesyonelce bakıyor, 'Aferin oğlum, çok güzel öldün orada.' diyor. (Gülüşmeler)

Seyircinin ilginç talepleri oluyor muydu?

Olmaz mı? Kulise, sanatçıya çikolata, çiçek gelir değil mi? Ben bir kadının iki tencere zeytinyağlı dolma getirdiğini gördüm. (Gülüşmeler) Türkiye'nin % 90'ı artist olmak istiyor. "Bizim kızımız var, endüstri okuyor, öyle taklitler yapıyor ki gülmekten öldürüyor. Elinden tutsanız?" Madem artist olacaksın, o üniversitede işin ne yani? Televizyonda gördüklerine özeniyor. (Ağzını bükerek) "İki dil biliyorum, Avrupa'da okudum, benim neyim eksik?' diyor. Tiyatrocu olmak yürek işidir. Her akşam futbol oynamak gibi bir şeydir

Siz Kars doğumlusunuz, ama Erzurumlusunuz değil mi?

Evet. Babam YSE'de çalışıyordu. Dedem rahmetli Kemani Haydar Bey, Erzurumludur, soyadı Telhüner'dir. Teli çok hünerli kullanırmış. Çok güzel türküleri vardır, 'Şafak söktü yine Sunam uyanmaz' gibi. Ben de türkü söylerim, piyano çalarım. Babam da 5000 kadar şarkı-türkü bilir.

Geçmişinizle çok ilgilenmiyorsunuz ama geleceğe dair ne görüyorsunuz?

Orasını Allah bilir, hakikaten kadere inanan biriyim. Kader dediğiniz şey de, sanki Allah önünüze hep iki kapı açar, hep birini tercih ederek böyle labirentte gidiyor gibisinizdir. Sana o şansı tanır, ondan sonrasını insan seçer. Yeter ki Allah karşınıza iyi adamları çıkarsın.

Tiyatroyu seçmeseydiniz?

Hava Harp Okulu'nu bitirip THY'ye pilot olmak isterdim. Simülatör manyaklığıyla o hevesimi attım üzerimden. (Gülüyor) Profesyonel olarak kullandım yani. Boeing 737, Airbus'ı rahatlıkla uçururum.

Bugüne dek kaç rolde oynadınız?

Sinema ve TV'de 20'den fazladır. Tiyatroda 52 karakter oldu. Televizyon dizisi bana kalıcı bir iş gibi gelmiyor, magazin işi. Edebi bir değeri yok.

TV'den niye bu kadar nefret ediyorsunuz?

Yayın kalitesini beğenmiyorum.

HD'ye geçin abi o zaman? (Gülüşmeler)

Yayınların niteliksizliği beni çok üzüyor. Haber programları bile magazinsel olmaya başladı. İnsanın çok vaktini çalıyor. Evde daha çok maç izlerim televizyonda.

Yahşi Batı'nın kostümüne laf edeni Allah taş eder
Yahşi Batı filminde kasabanın şerifi Lloyd'u canlandırıyorsunuz. Kayseri şiveli kasaba şefi cidden çok başarılı...

Aslında bu karakter A.R.O.G setinde çıktı. Cem Yılmaz 'Bundan bir kovboy filmi yaparız' diyerek şu anda izlemiş olduğunuz filmin büyük bir bölümünü sette oynamıştı.

Ama sizin rol paylaşılamamış, Cem Yılmaz bile sulanmış rolünüze?...

Sulanmadı da 'En güzel rol seninki oldu.' filan dedi. Öyle bir sahne koydu ki, herkes şerifin şivesini taklit etti. Cengiz Semercioğlu da 'Özkan Uğur da çok iyi seslendirdi o bölümü, iyi oynamış.' diye yazdı. Oysa Özkan o sırada dudaklarını oynatıyordu, kameranın dışında ben seslendirdim onu da. (Gülüşmeler)

Yahşi Batı'ya eleştiriler de var?...

Eleştirilerde insaflı olsunlar. Filmi görmeden, 'tanıtımdan gördüğüm kadarıyla' deyip saçmalayanlara acıyorum, ruh hastalığı ya! Bugüne dek böyle bir film yapılmamış olması rahatsız ediyor herhalde, bizim insanımızın kompleksini anlamıyorum. İnsanların değeri öldükten sonra mı bilinecek ya?

İnsan neden kovboy filmi izlemek ister?

Araştırmalar gösteriyor ki, kovboy filminden insan hiçbir şey beklemez. Sadece kafanı boşaltır bir serüvene atılırsın. 1960-74 yılları arasında bizde 50 kadar kovboy filmi yapılmış, kovboy kıyafeti giymeyen kimse kalmamış neredeyse. Baktığın zaman saçmalığına gülüyorsun, samimiyetlerine saygı gösteriyorsun. Danyal Topatan'ın bir Meksikalı şapkasını hatırlıyorum yemin ederim üç kişi altında güneşlenir. (Gülüşmeler) Üstüne de bir tane Kilis battaniyesi vermişler. İddia ediyorum ki Türkiye'de Yahşi Batı gibi bir kovboy filmi yapılmadı. Filmdeki kostüme, dekora laf eden adamı Allah taş eder. Görüntü kalitesi Amerika'daki birçok kovboy filminden daha güzel.

Sahtekâr şerif tipi de ilginç tabii...

Onlarda daha çok olduğuna inanıyorum. Amerikan filmlerinde vardır ya, bir resim sorarsın söylemez, parayı gösterirsin söyler. Tiyatroda birçok oyuncunun oynamak isteyip de oynayamadığı rolleri oynadım. Ama Notre Dame'ın Kamburu'nu oynamak isterdim.

Küçükken şerif olmak istemiş miydiniz?

Teksas filan okuyan adam değildim, hiç sevmedim. Pal Sokağı Çocukları'nı filan okurdum, Tarkan'ı takip ediyordum.


FB ve GS'li oyuncu rollerini oynamam
Sahada futbolcu olmakla tiyatro sahnesinde oyuncu olmak arasındaki fark ne?

Canlı performansı benzeşiyor. İkisi de bireysel yetenek gerektirir. Farkı ise onlar 37 maçta milyon dolar alırken, biz 37 oyun karşılığı 2.000 lira alıyoruz. (Gülüşmeler)

Ama onlar küfür yiyor, siz alkış alıyorsunuz?...

Eee, her şeyin bir karşılığı vardır. İki bin liraya bize sövecek halleri yok ya! (Gülüşmeler)

Siz Beşiktaşlısınız. Çarşı Grubu'na üye misiniz?

Değilim. Benim için dünyanın en büyük taraftar grubudur. Birlikte maç izlerim: Bir maçta beraberdik, gol oldu, bir baktım 17 basamak aşağı inmişim tanımadığım heriflerle. (Gülüşmeler) Ertesi gün oyunum varsa maça gitmem, çünkü tezahüratlara ben de katılıyorum, sesim kısılıyor ve sahnede zorlanıyorum

Zaman