Demet Şener’den İbrahim Kutluay ve çocuklarıyla ilgili açıklamalar

Women's Style dergisinden Yeşim Çobankent'e bir röportaj veren Demet Şener Kutluay, yeni hayatına dair detayları paylaştı.

40 yaşına bastınız. Simgesel bir anlamı var mı sizin için?

Dönüm noktası olduğunu söylüyorlar. Olgunlaştığım, ne istediğimi bildiğim, bazı şeyleri kafamda oturttuğum bir yaş. Bu yaşa gelmeden önce de böyle hayal ediyordum. Bir kadının en güzel yaşlarının başlangıcı. Hem hala genç aslında, hem de daha yapabileceği çok şey var.

Özel bir isteğiniz var mı bu yaştan?

Aslında istediğim pek çok şeyi gerçekleştirdim. En büyük isteğim çocuklarım çok mutlu olsun, ailem sağlıklı ve huzurlu olsun. Onun dışındaki her şey küçük küçük gelir zaten, iş hayatında da… İrem 11, Ömer 9 yaşında. İrem tenis takımında, Ömer de babasının basketbol okuluna devam ediyor.

Peki kırılma noktalarınızda sizi yeniden ayağa kaldıran şey ne?

Kendi kendimin mentoru oluyorum. Öncelikle kendimi suçlamıyorum. Onu yemem bunu yemem, diyen biri değilim. Bir davete gittiysem, yapılan şeye saygı duyup tadına bakarım. Çok katı değilim ama beslenme konusunda bilinçli değilken kilo alıp veriyordum.

Çocuklarınız ergenliği yaklaşıyor, bu durum sizi korkutuyor mu?

İrem'le anne-kız ilişkimiz konusunda çok hassasım, şimdilik bir çatışma yok. Hep iyi bir iletişim kurdum ve özgür bıraktım. Elbette gözüm hep üstlerinde ve her yaptıklarından haberdarım ama başında durup ödev yaptıran, bağıran ve cezalandıran bir anne değilim. O güveni verip, sorumluluk almaları taraftarıyım. Ben öyle yetiştiğim için doğrusu da bu gibi geliyor. İrem spor sayesinde yenilmeyi, takım arkadaşlığını ve sorumluluğu öğrendi.





Demet Şener’den İbrahim Kutluay ve çocuklarıyla ilgili açıklamalar
Women's Style dergisinden Yeşim Çobankent'e bir röportaj veren Demet Şener Kutluay, yeni hayatına dair detayları paylaştı. İşte kısa bir süre önce 40 yaşına giren Şener'in, İbrahim Kutluay ve çocuklarıyla ilgili yaptığı o dikkat çekici açıklamalar:
Magazin9 Mayıs 2017 - 08:45
Facebook'ta Paylaş



40 yaşına bastınız. Simgesel bir anlamı var mı sizin için?

Dönüm noktası olduğunu söylüyorlar. Olgunlaştığım, ne istediğimi bildiğim, bazı şeyleri kafamda oturttuğum bir yaş. Bu yaşa gelmeden önce de böyle hayal ediyordum. Bir kadının en güzel yaşlarının başlangıcı. Hem hala genç aslında, hem de daha yapabileceği çok şey var.

Özel bir isteğiniz var mı bu yaştan?

Aslında istediğim pek çok şeyi gerçekleştirdim. En büyük isteğim çocuklarım çok mutlu olsun, ailem sağlıklı ve huzurlu olsun. Onun dışındaki her şey küçük küçük gelir zaten, iş hayatında da… İrem 11, Ömer 9 yaşında. İrem tenis takımında, Ömer de babasının basketbol okuluna devam ediyor.

Peki kırılma noktalarınızda sizi yeniden ayağa kaldıran şey ne?

Kendi kendimin mentoru oluyorum. Öncelikle kendimi suçlamıyorum. Onu yemem bunu yemem, diyen biri değilim. Bir davete gittiysem, yapılan şeye saygı duyup tadına bakarım. Çok katı değilim ama beslenme konusunda bilinçli değilken kilo alıp veriyordum.

Çocuklarınız ergenliği yaklaşıyor, bu durum sizi korkutuyor mu?

İrem'le anne-kız ilişkimiz konusunda çok hassasım, şimdilik bir çatışma yok. Hep iyi bir iletişim kurdum ve özgür bıraktım. Elbette gözüm hep üstlerinde ve her yaptıklarından haberdarım ama başında durup ödev yaptıran, bağıran ve cezalandıran bir anne değilim. O güveni verip, sorumluluk almaları taraftarıyım. Ben öyle yetiştiğim için doğrusu da bu gibi geliyor. İrem spor sayesinde yenilmeyi, takım arkadaşlığını ve sorumluluğu öğrendi.


İçinden geçtiğiniz hayat tarzı değişikliği ve taşınma çocukları nasıl etkiledi?

Biz taşınmadık, babaları taşındı. Babalarıyla her zaman çok yakın ve iyi bir ilişkileri var. Kendi içlerinde eminim bir şeyler yaşıyorlar, hiçbir çocuk anne-babasının ayrılmasını istemez ama hayat böyle. Anne-baba olarak doğru bir şekilde durduğumuza ve onlara pek yansıtmadığımıza inanıyorum. İnşallah bir an önce sonuçlanır. Babalarının evine zevkle gidiyorlar, yeni hayatına da adapte oldular. Çocuklar sandığımızdan daha güçlü. Bizim zamanımızdan daha açıklar ve farkındalıkları yüksek. Tabii ki bilmemeleri gereken şeyler var ama dürüst ve gerçekçi davranıyorum.

Popüler bir çift olduğunuz düşünülürse, bu durumu iyi yönetebiliyor musunuz?

Malzeme vermemeye çalışıyoruz ama elimizde olmayan sebeplerle bazı şeylerin önüne de geçemiyoruz. Birlikte olmaya başladığımızda ikimiz de çok ünlü isimlerdik ama boşanırken bütün bunların olacağını hesaba kattım. Maalesef kontrol edemediğimiz birtakım yalan yanlış haberler çıkıyor ama bunlar tüm ünlülerin başına geliyor.

İbrahim Kutluay ile 16 senedir birlikteydiniz…

Hayatımın neredeyse yarısı. Tabii ki insan “Aa n'oluyor” diye sarsılıyor ama o dengeleri yeniden kurmayı da öğreniyor. Tam da 40 yaşa denk geldi! Geriye dönüp baktığımda çok güzel çocuklarım oldu, mutlu anne-babanın yanında büyük bir sevgiyle büyüdüler. Kendi ailemle de çok yakın bir ilişkim var her zaman, onlar benim en büyük destekçim.

İlişkiniz de olaylı başladı, epey badireler atlattınız.

Mesleğimin doruğundayken ayrıldım, başka ülkelerde yaşadım. Aşk böyle bir şey, bunlar yapılıyor. Belli bir döneme kadar çok mutlu bir evlilik de yaşadım, sonra böyle olması gerekiyormuş. Yapacak bir şey yok, o da benim elimde değildi. Bir şeylere küsen biri değilim, başıma böyle bir olay geldi diye hayata küsecek de değilim. Hayat sürprizlerle dolu. Zamanında bütün işlerimi bırakıp Yunanistan'a yerleşirken de herhangi bir hesap kitap yaşamadım. “Acaba İbrahim'le olmazsa ne yaparım” diye bir korkum da yoktu. Hem bu cesurum bu konularda, hem de başıma gelen neyse kabullenip yaşıyorum.

Genel olarak da cesursunuz galiba?

Biraz öyle. Kendimi gayet net kritik edebilir, yaşadıklarımın sorumluluğunu alabilirim. İyi ve kötü yanlarımı biliyorum. Gelişmek ve büyümek böyle bir şey, inşallah önümüzde daha çok seneler var. Yaşadığımız her şey birer öğreti. İnsan ilk başlarda çok acı çekiyor ama bunlar da bize bir şeyler öğretiyor.

Hayatın size iyi davrandığını düşünüyor musunuz?

Evet kesinlikle, çok şanslıyım.  Çünkü çok tatlı iki tane kuzum var bir kere. Evlilikler, aşklar bitebilir ama anne-baba bir çocuğun hayatında çok önemli. Ve İbrahim'in de çok doğru bir baba olduğunu düşünüyorum. Bana yapılan her iyiliğin, sunulan her güzelliğin karşılığını verdim. Dostlarımla ilişkilerimde de “Ben Demet Şener'im, tabii ki bana bunu yapacaklar” diye bakmadım. Her şey için minnettar oldum. Bizim camiamızda bizim konumumuzdaki insanlar için “hep bana hep bana” duygusu yaşamak çok kolay. Sosyal sorumluluk projeleriyle ilgili planlarım da var, küçük bir grup olarak başladık zaten.

İnsanlar genellikle zorlu dönemlerden geçerken içine kapanır ama sizde tersi olmuş.

Evet, ben dışarıya açıldım. Kapandığım zor birkaç ay oldu; bu durumu algılamam, kabullenmem ve yüzleşmem biraz zaman aldı ama çok şükür atlattım. Öyle ya da böyle, başından kötü bir şey geçmeyen kimse yok. Hepimiz birtakım sınavlar veriyoruz, bu da benim sınavım olsun. Çok daha ağır sınavlardan güç ve güzellikle kalkanlar var, defalarca sınananlar var. Onların yaşadığının yanında benimki bir hiç, o yüzden bu olayı da bu kadar büyütmek istemiyorum. Yaşadıklarımdan bir mağduriyet çıkarmak, kendimi acındırmak asla yapmayacağım bir şey. Tahmin etmediğim bir zamanda oldu ama başıma geleni kabullenip içinden çıkmasını da biliyorum. Benim için darbeydi ama birilerini de suçlamıyorum. Evlilikte birbirimizden alıp vereceğimiz buraya kadarmış, artık kendi hayatlarımız var…