Bu kalpte 200 dansçı var!!! Akbank'ın müthiş reklam filminin perde arkası!!!

İnsanın diline takılan bir müzik ve oradan oraya koşturarak etten şekiller yaratan yüzlerce minik beyaz adam. Akbank "11 bin Akbanklının kalbi Türkiye ile birlikte atıyor" sloganıyla yola çıktığı ikinci reklam filmiyle yine büyük ilgi çekti. Milliyet'in h

SABANUR KIRAÇ - skirac@milliyet.com.tr

İşte yine yaptılar. İlk film yaklaşık bir yıl önce gösterime girdiğinde yarattıkları heyecanın aynısını yılbaşı arifesinde gösterilmeye başlanan ikinci reklam filmleriyle de yakaladılar. Hızlandırma tekniklerinden başka bilgisayar hilesinin kullanılmadığı reklam filminde 200 dansçı durmaksızın koştu. Bir hafta süren çekimleri, ilk filmin de görsel sanat yönetmeni olan Bart Fouche yönetti. Romanya'da çekilen ve yılbaşı arifesinde gösterime giren filmde emeği geçen isimleri bir araya getirdik ve bu başarının sırrını ve detaylarını öğrendik.

"Oğlum reklamı kendi yaptı sanıyor"

Adnan Elmasoğlu (Yorum Publicis Ajans-Sanat yönetmeni)
Reklam kampanyasını yaratmak için ona ruhunu veren 11 bin Akbank çalışanından esinlendik. Amacımız onların enerjisini canlandırmaktı. Sonunda, hızlandırma ve yavaşlatma dışında hiçbir post prodüksiyon katkısı olmadan, figürlerin "birebir" yapıldığı bir teknikle hayata geçirdik. Kreatif ekip olarak onlarca fikir ürettik ama en çok onayı bu.
Benim için bu projenin en güzel anısı üç yaşındaki oğlum Ali'nin reklam filmini ilk izlediğindeki tepkisiydi. Bıkmadan neredeyse 100 kez izledi ve her seferinde televizyonun önünde, bütün figürleri defalarca yapmaya çalıştı. İşin en komik kısmı filmi kendisinin yaptığına inanmasıydı.

"Tepkileri en iyi ben anlıyorum"

Beren Bilibay (Akbank Kurumsal İletişim elemanı)
Projenin başından beri içindeyim. Fikrin ajans tarafından bize getirildiği ilk günü hatırlıyorum. Hepimiz çok heyecanlanmıştık ama yine de içimizde bir şüphe vardı. Böyle bir filmi hiçbir bilgisayar hilesi kullanmadan sadece insanlarla nasıl çekebileceğimizi merak ettim. Sonucu görünce herkes gibi çok beğendim. Sektörde yıllanmış olmadığım için, işin içinde olmayan insanların tepkilerini daha iyi anlayabiliyorum.

"Artık daha iyisini düşünmeliyim"

Ebru Ataman Fırat (Yorum Publicis Ajans-Reklam yazarı)
Akbank'ı "Türkiye'nin yenilikçi gücü" olma noktasına taşıyan Akbank çalışanları fikrimizin ilham kaynağı oldu. Kalbi Türkiye için atan 11 bin kişi, "Kalp atışları" fikrinin, çıkış noktasıydı. Projenin böyle bir ilgiyle karşılanması motivasyon yaratıyor. Ama büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Artık daha iyisini yapmak adına daha fazla düşünmem gerektiğini hissediyorum.

"Başarımızın kanıtı çocuk tepkileri"

Eda Altan (Yorum Publicis Ajans - Müşteri ilişkileri yöneticisi)
En önemli fokus grubumuz çocuklar oldu. Bir şeyin iyi olup olmadığını en iyi onların tepkisi anlatıyor. İlk filmi izleyen ilk çocuk yerinde duramamıştı. Onu izlemek inanılmazdı. İşin en güzel yanıysa reklamı ilk izlediğinde bizim de orada dans ettiğimizi sanmasıydı. Beyaz giymiş dansçılar arasında bizi bulmaya çalışırken çok eğlendi.

"Çok yorucu ve zordu ama değdi"

Emel Bilal (Dinamo İstanbul-Yapımcı)
İki filmin de yapımcılığını biz üstlendik. Bu reklamların başarılı olmasını bekliyordum ama emin olamıyordum. Kısıtlı bir sürede, yabancı bir ülkede ve 200 kadar dansçıyla, oldukça zor bir koreografi gerçekleştirdik. Ama sonuç iyi olunca yorgunluğumu unuttum. Eğer ajans ve ekip bu kadar uyumlu çalışmasaydı böyle iyi bir iş çıkaramazdık.

"Dansçılara horon tepmeyi öğretmeye çalıştım ama olmadı"

Faika Ergüder (Yorum Publicis Ajans genel müdürü)
Akbank için doğru reklam filmi fikrini üretmeye çalışırken binlerce çalışanının bir arada hareket ettiği bir ortam hayal etmeye başladık. 19 Mayıs gösterileri hakkındaki espri ve şakalaşmalar o zaman başladı. Sonra fikir çok sevdiğimiz bir gerçeğe dönüştü. İlk kez yapılan bir şey de değildi. Öğrenciler bu yöntemi 19 Mayıs gösterileri için her sene kullanıyor. Yani zaten kültürümüzde var olan bir teknik.
Çekimler sırasında çok komik şeyler yaşadık. Mesela ilk filmin çekimleri için Güney Afrika'ya gittiğimizde uygulamayla ilgili hiçbir tecrübem yoktu ve bu konuda teori ile pratiğin birbirine hiç uymadığını gördüm. Örneğin prova sırasında tepeden çeken kameralarımız henüz gelmemişti. Neler olup bittiğini görebilmeniz için mutlaka tepeden bakmalısınız. Ben nerede bir direk, ağaç veya yükselti görsem tırmanır olmuştum. Doğru yolda olduğumuza ikna olana kadar bir hayli tehlike atlattım yani! İkincisinde daha deneyimli olduğumuz için rahat çalıştık.
İlk filmdeki gitarı yapmaya çalışırken bir türlü istediğimizi elde edemiyorduk. Bir anda aklıma gitarın telini oluşturmak için insanların kollarını oynatması fikri geldi. Baktık, gitar hareketlenmeye başladı. Hemen ajansı aradım ve horon tepenlerin görsellerini göndermelerini istedim. Sonra, 120 Güney Afrikalı çocuğa horon tepmeyi öğretmeye çalıştım ama ben beceremediğim için onlara da öğretemedim.
İkinci filmdeyse her gün fireler veriyorduk. 200 kişinin denetimini nasıl sağlarsınız? Bir gelenin yine geleceğinden nasıl emin olursunuz? Gerçi her gün orada 200 dansçı oluyordu ama dünkü 200 ile bugünkü 200'ün aynı olup olmadığını bilemiyorduk. Sadece üst üste hata yapan biri olunca onun yeni olduğunu anlıyorduk. Meğer bu ilk filmde de yaşanmış ama benden saklamayı başarmışlar. Sonunda her gün gelene prim vermeye başladım ve hep aynı 200'le çalışabildik.

"Ben önce müziğine vuruldum"

Murat Göllü (Akbank Kurumsal İletişim müdürü)
Bu kampanya Akbank'ın marka fikrini gözden geçirmeye karar vermemizle başladı. Publicis Yorum Ajans'a kendimizi ve isteklerimizi anlatmamız da gerekmedi çünkü yıllardır birlikte çalışıyorduk. Bu yüzden her reklam kampanyamız bir öncekinin devamı oldu. Ama ajansımız bu projeyle toplantı odasına girdiğinde hepimiz bir fark hissettik. Beni reklamdan önce müziği etkiledi. Hem modern bir şarkı hem Türk motifleri var içinde. Duyar duymaz kalbimi çarptırdı. Proje de çok yaratıcıydı. Ama daha önce yapılmamış bir şey değildi. Dünyada bu yöntemin kullanıldığı çok kötü örnekler var. Bizim çalıştığımız 200 dansçı, 15 ile 23 yaş arasında. Bir düşünün aralarından bir kişi bir hata yaparsa tüm çekimler baştan alınmak zorunda. İşin aslı bu reklam kampanyasında anlatmaya çalışılan "tek vücut" olma meselesi aslında sette de aynı şekilde yaşanıyor, yaşanması gerekiyordu. Yoksa kötü örneklerine benzerdi. Ama sonuçtan çok memnunuz.

"Piyanonun başından kalkamadık"

Ömer Ahunbay (Jinglehouse-Besteci)
Reklam müziğine proje daha kağıt üzerindeyken başladık ve ülkemize ait tınıları alışılagelmeyen bir yaklaşımla sunma kararı aldık. Hakan Özer'le piyano başında sonuçsuz geçen 48 saatin sabahında birdenbire melodi dökülmeye başladı. Hemen parçayı seslendiren Tuba Önal'ı stüdyoya çağırdık ve prodüksiyona başladık. Öğleden sonra demo tamamlanmıştı.

"Bu Akbanklıların başarısıdır"

Özlem Öğüt (Yorum Publicis Ajans'ta grup direktörü)
Bu kampanyanın başarılı olmasının iki nedeni var. Bunlardan biri bizim fikrimizse ikincisi Akbanklıların tek bir yürek olarak tutkulu çalışmasıdır. Ben çekimlere gitmedim ama her gün çekimler bize e - posta olarak geliyordu. Türkiye'de kalan ekip olarak bu görüntüleri herhalde her gün onlarca kez izlerdik.

"Olimpiyatlardaki tekniği kullandım"

Penny Jones (Koreograf)
Dışarıdan yaptığım iş zor görünüyor olabilir. Bu işi daha önce Atlanta ve Atina olimpiyatları gibi organizasyonlarda yapmamış olsam bana da zor gelirdi. Yıllardır hep en iyi dansçılar ve koreograflarla çalışmanın avantajı, bu eşsiz sanatsal uygulamaya çabuk ve pratik çözümler bulmamı sağladı.
Türk ajans ve yapım şirketi bu işin piriydi. Bu da işimi kolaylaştırdı. Bence Türkler bugüne kadar çalıştıklarım arasında en iyileri!

"Kolay bıkılmayan bir şey yarattık"

Servühan Yalım (Akbank İletişim Bölümü yöneticisi)
Geri bildirimlere bakınca görüyorum ki, bu reklam filmini güzel kılan her izleyişte farklı bir şey bulabilmek. Mesela birinde bir erkek çocuğu dikkatinizi çekiyor, birinde sarışın bir kız. Demek ki kolay bıkılmayan bir şey yaratmışız