Bahçeli eski sözlerini unuttu Kılıçdaroğlu'nun sınıf arkadaşı olduğunu hatırladı

Bahçeli, sınıf arkadaşım Kılıçdaroğlu'nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi ters dönecek dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında,  "Sınıf arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu’nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi bir gün ters dönecektir" dedi. 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yarın gerçekleştireceği Mısır ziyaretine ilişkin de konuşan MHP lideri, "Türkiye ile Mısır’ın beraberce çözemeyeceği, üstesinden gelemeyeceği bir sorun yoktur." ifadelerini kullandı.

Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle: 

"Gezeravcı kardeşimize vatanına hoş geldin diliyor daha nice Türk çocuklarının uzaya çıkmasını diliyorum. Alper Gezeravcı gururumuzdur. Artık uzaya Türkçe yaklaşmanın vakti gelmiştir. Bugünün yağlı boyası yarının paha biçilemez tablosudur. Yükselişin engeli yoktur. Uzay hakimiyetinin perdesi açılmıştır. Yeter ki aşağılık kompleksine kapılan çağın piyonluğuna talip olanları hayatımızdan çıkaralım. Başarıdan başarıya koşmak için ışık hızı ile çalışalım. Gelen Türk asrıdır. Türk milleti yeni yüzyılda her alanda ben de varım diyecektir.

"DEM'in İstanbul'da yaptığı ayak oyunları bir işe yaramayacak"
31 Mart seçimlerine 48 gün kala CHP; kısık ateş altında, gizli pazarlıklar sarmalında, sandık ittifakı kisvesiyle DEM’in, yani PKK’nın çekim alanına girmiştir. Bunun dışında ne söylense beyhudedir. Zira saklı gerçekler, kirli ilişki ağları, al-ver mekaniği uyanık ve şuurlu hiçbir vicdan sahibinin dikkatinden kaçmayacaktır. 31 Mart seçimlerinde alayının foyası ortaya çıkacaktır. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerini yerel yönetimlerle kenetleyecektir. DEM’in özellikle İstanbul’da yaptığı ayak oyunları, sahnenin önünde sözde aday çıkarıp, sahne arkasında CHP ile el ele vermesi hiçbir işe yaramayacaktır. Görevdeyken muhalefet etmiş olsak da, sınıf arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu’nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi bir gün ters dönecektir.
 
DEM’lenmiş CHP Türkiye’den kopmuştur. Görevdeyken muhalefet etmiş olsak da, sınıf arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu’nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi bir gün ters dönecektir. 31 Mart’ta Türk milleti kargaşa ve kaos imal eden partilere sandıkta nal toplatacaktır. Cumhur İttifakı Küçükçekmece Belediye Başkan adayımızın seçim çalışmaları esnasında yapılan ve demokrasimizi de hedef alan silahlı saldırıyı buradan lanetliyor, yakalanan faillerin cezalarını çekmelerini içtenlikle ümit ve temenni ediyorum. Karnıyla düşünmeyi, gözüyle öğrenmeyi, kulağıyla görmeyi alışkanlık haline getiren siyasi istismar ve inkar taifesinin Türkiye’nin güncellenen ve güçlenen devlet ve toplum hayatından rahatsızlıkları klinik ve patolojik düzeyde olsa da, bunların yalnızca 48 günü kalmıştır. Hiç kimse merak buyurmasın, endişeye kapılmasın, 48 gün sonra zilletin yönetimi altında bulunan belediyeler cumhurun iradesiyle birleşip küllerinden yeniden doğacak ve meşale gibi bu yüzyılı aydınlatacaktır. CHP, milli ve manevi değerlerimizle çatışma halindedir. CHP, istiklal ve istikbal haklarımızla çelişki içindedir. DEM’lenip değersizleşen CHP Türkiye’nin karşındaki mihraktır. 
Büyükerşen'e sert sözler 
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in Osmanlı Devleti ile ilgili sözlerine tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: 

"Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in eğer akli melekeleri sukut etmemişse, eğer beyni sulanmamışsa, izahı ve ifadesi olmayan, tekrarından yüzümün kızarıp haya edeceğim ve gündeme bomba gibi düşen aşağılık sözleri CHP’nin maalesef özetidir. Büyükerşen kahredici bir bühtanın lekesiyle siyasi hayatını noktalamak üzeredir. Keşke temiz mazisiyle, saygın ilim ve siyaset insanı vasfıyla anılsaydı, fakat sonunda ecdadımıza ve tarihimize husumet besleyen karanlık iç yüzünün ortalığa saçılmasıyla bütün her şeyi silip atmıştır. 15 Ocak 2024 tarihinde, Eskişehir’de CHP’nin aday tanıtım toplantısı sırasında yaptığı konuşmada, “Bu parti nasıl adam olacak? diye düşünüp durmuşumdur” diye Büyükerşen esasen haklıdır, cevap konusunda yardımcı olmak ise görevimizdir.

Çünkü CHP’nin adam olması diye bir şey asla ve kata mümkün değildir. Hatırlatırım ki, Osmanlı tabiri devletin adıdır, milletin adı ise Türk’tür. Osmanlı İmparatorluğu Türk milletinin medarı iftarıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nu karalamaya, aşağılamaya teşebbüs etmek bir haçlı kafasıdır. Sırpsındığı’nın, Kosova’nın, Niğbolu’nun, Varna’nın ve Moğaç’ın acısını unutmayanların Yılmaz Büyükerşen’in şahsında mücessem hale gelmesi biliniz ki, utançların en utancı, düşmanı takdis edenlerin en son çırpınışıdır.
Türklüğe karşı bin yıldır sinmiş kin ve nefret, saklandığı yerden bugünkü CHP yönetimini görünce yeniden doğrulmuştur. Bu tam bir hesaplaşmadır. Kapanmamış defterlerin, silinmemiş nefretlerin.
Tükenmemiş düşmanlıkların, unutulmamış yenilgilerin hesabıdır bu. Bu, bitmemiş hesabın bugünkü taşeronu DEM’lenmiş CHP’dir, Büyükerşen de sadece maşadır. Eskişehirli vatandaşlarım, böylesi bir kötü ve köhne zihniyeti hak etmiyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ecdadımıza hakaret eden müflis CHP yönetimiyle devamı diye bir şey de akla ve milli ahlaka kesinlikle aykırıdır. Osmanlı İmparatorluğu Türk’tür, Türkiye’dir, Türk milletidir. Büyükerşen’in aklında ne varsa diline o yansımıştır. Yazıklar olsun diyorum. Haydi tarihten feyiz almadın diyelim, peki yaşından başından da mı utanmadı? Tekfur zihniyetine, Bizans varislerine, haçlı yanaşmalarına verilecek cevabın tarihi 31 Mart 2024’tür.
İnsanlık tarihi, tehlikeleri öngörememiş, tehditleri sezememiş, işleyen hayatın, akan zamanın değişim dinamiklerine intibak edememiş devlet, medeniyet ve toplumların acıklı harabelerini gözler önüne sermektedir."

Erdoğan'ın Mısır ziyaretleri 
"Sayın Cumhurbaşkanımızın 12 yıllık aradan sonra yarın gerçekleştireceği Mısır ziyareti, bu çerçevede Mısır Cumhurbaşkanı’yla görüşecek olması bölge barış ve istikrarına önemli bir katkıdır. Bu kritik ziyarette ticaret, enerji ve savunma alanlarında güçlü temas ve işbirliğinin doğması her iki ülkenin de çıkarınadır. Türkiye ile Mısır arasında kurulacak sağlam diyalog köprülerinin inanıyorum ki, önemli, öncelikli ve müspet sonuçları olacaktır. İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a askeri operasyon yapma ihtimalinin iyice gün yüzüne çıktığı bir dönemde, Türkiye ile Mısır’ın kırgınlıkları, anlaşmazlığa neden olan konu başlıklarını bir kenara bırakarak ortak tarih, kültür ve inanç ekseninde bir araya gelmesi Ortadoğu’da dengeleri değiştirecektir. Türkiye İsrail’in bu muhtemel operasyonuna karşıdır.
Aynı şekilde Mısır da karşıdır. Türkiye ile Mısır’ın beraberce çözemeyeceği, üstesinden gelemeyeceği bir sorun yoktur. Buzların erimesi, soğukluğun giderilmesi, siyasi mesafelerin silinmesi hem Türkiye’nin hem de Mısır’ın eşzamanlı olarak gücüne güç katacak, Doğu Akdeniz’den Etiyopya’ya kadar oluşacak yeni eksenin caydırıcılık özelliği tüm dikkatleri de üzerine çekecektir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin çevresinin barış kuşağıyla ihata edilmesini, diyalog ve diplomasiyle her sorunun çözümünü makul ve mantıklı en doğru yol olarak değerlendirmektedir. Cepheleşmenin hiç kimseye, hiçbir ülkeye bir yararı dokunmayacaktır.

İsrail’in Refah’ı hedef alan saldırgan tavrından derhal vazgeçmesi, masum ve mazlum Filistinlilerin kanını döken katliamlarına son vermesi insani ve vicdani bir mecburiyettir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin Gazze’deki yıkımla ilgili raporu da hakikaten yürek yaralayıcıdır. Gazze’de 12 milyon ton enkazın oluştuğu, 650 bin masumun dönecek evinin olmadığı açıklanmıştır. Yaklaşık 28 bin Filistinli katledilmiştir."



Ads by Kiosked
"Filistin’in güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir"
ABD Başkanı Biden’ın, “İsrail Gazze’de aşırıya kaçtı” değerlendirmesi samimiyet içeriyorsa gereği derhâl yapılmalı, aşırılığın ve dökülen kanların hesabı terör devleti İsrail’den sorulmalıdır. İsrail ile Filistin arasında kalıcı barış derhal tesis edilmeli, 1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamış Filistin devleti muhakkak surette tanınmalıdır. Aksi halde sadece Ortadoğu’yla sınırlı kalmayacak silahlı çatışmalar dünyayı A’dan Zye sarıp ateşe verebilecektir. Unutulmasın ki, Filistin’in güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Biz güvenlik haklarımızdan, soydaşlarımızın ve din kardeşlerimizin inanç ve insan haklarından taviz veremeyiz, veremeyiz, vermeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum."