Aydın Doğan'ı trilyonluk vergi cezalarından kurtaran hakimler de FETÖ'cü çıktı

Sabah yazarı Dilek Güngör, Doğan Grubu'nun vergi cezalarının yargıda nasıl aklandığını yazdı. Meğer, şirketlerine açılan vergi davalarından Aydın Doğan'ı kurtaranlar da FETÖ'cülermiş!

İşte o yazı...

Bugün anlatacağım çok şey var... Nereden başlasam bilemiyorum...
İzninizle önce kısa bir hatırlatma yapayım...
Ankara Temsilcisi Barbaros Muratoğlu FETÖ'den tutuklandığında Aydın Doğan bir anda "FETÖ bize kumpas kurdu" diye 9 sütuna manşet atınca bir yazı kaleme aldım. Doğan Grubu'na sorular sordum. Sağolsunlar kırmamışlar. Biraz kıvranmışlar, sağa-sola yalpalamışlar, üç maymunu oynamışlar ama Kurumsal İletişim Müdürü Ahter Kutadgu üzerinden birkaç kelam edip yanıt vermişler.

Araya terör ve ekonomideki sıcak gelişmeler girince konuyla fazla ilgilenemedim.

Ne yalan söyleyeyim. Biraz da düşündüm...
Bu gruba kumpasla mumpasla o kadar ceza kestiler de cebinden söylediği milyarlar neden çıkmadı? Aydın Doğan'ı vergi davalarından 'tereyağından kıl çeker gibi' sıyıranlar kimlerdi? Mahkemelerde bu şirketleri aklayıp paklayan hakimler şimdi nerelerde?

Araştırınca cevapları buldum.

Meğer, şirketlerine açılan vergi davalarından Aydın Doğan'ı kurtaranlar da FETÖ'cülermiş!

Gelin kimmiş bunlar bakalım...

Vergi Mahkemesi Hakimi İsmail Eşref Bayrak: 2010'da grubun iki şirketi (D Yapım Reklamcılık ve Doğan TV Holding) aleyhine açılan vergi davalarında Aydın Doğan lehine karar verdi. HSYK tarafından 24 Ağustos 2016'da FETÖ'den ihraç edildi.

Danıştay Üyesi Muammer Arseven: 2014'te Doğan TV Holding'in temyiz davasında Gelir İdaresi aleyhine kararlara imza atarak, holdingi korudu. İdarenin karar düzeltme istemini de reddetti. O da 24 Ağustos'ta meslekten ihraç edilenlerden.

Danıştay Üyesi Bekir Sözen: 2014'te D Yapım Reklamcılık, 2013 ve 2015'te Doğan Prodüksiyon, 2013, 2014 ve 2015'te Doğan TV Holding adına açılan davaların tamamında lehte kararlar aldı. Sözen'i de HSYK FETÖ'den dolayı meslekten men etti.

Danıştay Üyesi Orhan Boyraz: 2015'te D Yapım Reklamcılık, 2015'te Doğan Prodüksiyon ve Alp Görsel İletişim A.Ş. adına açılan davalarda Gelir İdaresi aleyhine, Doğan Grubu'nun lehine kararlar aldı. FETÖ'den ihraç edildi.

Danıştay Üyesi Hüseyin Oğuz: 2015'te D Yapım Reklamcılık, Doğan Prodüksiyon, Alp Görsel İletişim aleyhine açılan vergi davalarının tümünde lehte kararlara imza attı. HSYK Oğuz'u da ihraç etti.

Danıştay Üyesi Haşim Güney: 2015'te D Yapım Reklamcılık, Doğan Prodüksiyon, Doğan TV, Alp Görsel İletişim adına açılan davalarda Gelir İdaresi aleyhine kararlar aldı. 24 Ağustos'taki genel kurul kararıyla o da FETÖ'den dolayı meslekten men edildi.

Danıştay Üyesi Bedrettin Işıldak: Doğan TV Holding'e açılan iki davada da alınan lehte kararlarda imzası var.
Davaların karar tarihleri de 2015. Işıldak da 24 Ağustos'ta FETÖ'den ihraç edilenler arasındaydı.

Danıştay Üyesi Mehmet Sönmez: 2013 ve 2014'te Doğan TV'ye açılan 3, Doğan Yayın Holding'e açılan bir davada da lehte karar aldırtan isimlerin başında. HSYK tarafından o da ihraç edildi.

Bütün bunlar neyi gösteriyor?
FETÖ'cü vergi müfettişlerinin kendisine kumpas kurduğunu iddia eden Aydın Doğan, meğer aklanıp/paklanmak için FETÖ'cülerle bayağı bayağı iş tutmuş. Organik bağ kurmuş. Hem de öyle böyle değil. Bırakın Gezi olaylarını, 17-25 Aralık'lardan 7 Haziran'lara kadar örgütün hakimleriyle birebir çalışmış...

HÂLÂ NEDEN DURMUYORSUNUZ?
Her şeyi geçtim de şunu aklım almıyor...
Diyelim ki, vergi müfettişleri kapınıza geldiğinde FETÖ'cü olduklarını anlamadınız. O dönemde hükümetin üzerinize vergi saldığını düşündünüz. "Özgür basını susturmak istiyorlar" naraları attınız. Sonra FETÖ'nün kumpasıyla kesildiğini söylediğiniz vergi cezalarını temizlemek için yöneticileriniz aracılığıyla FETÖ'nün avukatlık büroları ve hakimlerinin kapısını aşındırdınız.
Peki şimdi ne oluyor?
Artık söylediğiniz gibi kumpasla yazılan vergi cezanız filan da yok.
Hâlâ neden durmuyorsunuz?
Mesela,
15 Temmuz sonrasında FETÖ'yle mücadeleyi sulandırmak için yaptığınız ByLock manşetinizi...
Terör saldırılarında kullandığınız fotoğrafları...
CIA özür dilese de Türkiye'nin DEAŞ terör örgütüne yardım ettiği algısını oluşturmak maksadıyla yaptığınız haberleri...
Rus Büyükelçisi Andrey Karlov suikastından sonra katili 'Çevik Kuvvet polisi' ve 'El Nusra sloganı attı' vurgusuyla verirken, FETÖ diyememenizi...
İç savaş çığırtkanlığı ile "HDP binalarına saldırıyorlar, CHP'lileri dövüyorlar" diye yaptığınız provokasyonları...
Vatandaşı korkutmak için internet sitelerinize koyduğunuz "bomba alarmı" manşetlerinizi...
Hangi birini sayayım...
Bence bu kadarı yeter...
Kim ülkenin karşısındaysa siz onun yanında olmak zorunda mısınız? Bilin ki artık vatandaş 'özgür basın!' feryatlarınıza kulak asmıyor..

DİLEK GÜNGÖR - SABAH