Adnan Oktar'ın evinden çıkan bakan kimdi?

Dün sabah kedicikleriyle birlikte şantaj, taciz, tecavüz ve daha bir çok suçlamasıyla gözaltına alınan Adnan Oktar'la ilgili önemli bir detayı Habertürk yazarı Fatih Altaylı verdi.

Altaylı 1990’lı yıllarda Adnan Oktar'a yapılan bir baskında Refah Partili eski bir bakanın Oktar'ın evlerinden birinden çıktığını söyledi. Peki kim bu bakan?

Habertürk yazarı Fatih Altaylı dün sabah kedicikleriyle birlikte gözaltına alınan Adnan Oktar'a yapılan operasyonu değerlendirdi. Adnan Oktar'ın nasıl ortaya çıktığını anlatan Altaylı, 1990'lı yıllarda Adnan Oktar'ın evlenrinden birine yapılan bir baskında yaşanan tuhaf olayı da paylaştı.

Altaylı'nın anlattığına göre genç bir kızın kaçırıldığı ihbarı alan emniyet güçleri eve baskın düzenliyor. Adnan Oktar'a ait olduğu olduğu belirlenen evden Refah Partili eski bir bakan çıkıyor. İşte Altaylı'nın o yazısı...

İKİ GRUBU SÜREKLİ GÜNDEME GETİRİYORDUM

Dün sabah Adnan Oktar ve grubuna yapılan operasyonu izlerken, birden bire 1990’lı yıllara dönüverdim. Çok dinlenen bir radyo programında, kendini “İslami bir kılıf” altına gizleyen iki grubu sürekli olarak gündeme getiriyordum. Bunlardan biri Fetullah Gülen Grubu’ydu, diğeri ise Adnan Oktar’ın “Çetesi” Bir sabah yayında Zaman Gazetesi’ni yırtıp, “Bundan olsa olsa tuvalet kağıdı olur ama insan bunu popusuna bile sürmez” dedikten sonra Gülencilerin hedefi oldum ve bu yıllar boyu sürdü.

ÇOCUKLARI BATAKLIĞIN İÇİNE ÇEKTİLER

Adnan Oktar ve çetesi ile yaptığım mücadele ise biraz daha farklıydı. 1980’lerin sonlarına doğru Ortaköy’de bir evde “Adnan Hoca” olarak ortaya çıkan birisi, etrafına tamamı varlıklı ailelerin çocukları olan genç ve güzel kızlar ve yakışıklı oğlanlar toplamış, onları müridi haline getirmişti. Aileler kan ağlıyor, evlatlarını bu pislikten kurtarmak için çareler arıyordu. Adnan Oktar, zengin çocuğu müritlerinin ailelerinden “Aşırdığı” pahalı şeylerden geçiniyor, çocuklar bu bataklığın içinde aileleri ile karşı karşıya geliyordu.

AİLE MİRASLARI OKTAR'IN EMRİNE VERİLDİ

Bazı çocukların ana babalarının bence şüpheli ölümlerinden sonra kendilerine kalan mirasları bile Oktar’ın emrine veriliyordu. Bu çocuklar arasında o zamanın en zengin ailelerinin evlatları, bakanların, siyasetçilerin çocukları da vardı. Bazı aileler “Zor kullanarak” çocuklarını bu çukurdan kurtarırken, böyle bir imkanı olmayanlar çaresizce evlatlarının ellerinden kayıp gidişini izliyordu.Oktar’ın müritleri arasında bugünün çok ünlü bazı yıldızları, televizyonun en güçlü figürleri, mankenleri, hatta siyasetçileri veya siyasetçi danışmanları da vardı.

RAHATÇA AT KOŞTURUYORDU

Tüm bunlar olurken kimsenin kılı kıpırdamıyor, Adnan Oktar rahatça at koşturuyordu. Yakışıklı müritler İstanbul’un en ünlü gece kulüplerinde mürit avına çıkıyordu. Müritler arasındaki kızları ikiye ayırmışlardı. Yeni müritler bulunması için ortalığa çıkan güzel kızlara Adnan Hocacılar “Motorlar” adını veriyordu.

OKTAR YENİ BİR DİN ÇIKARDI

Evlerde hizmet eden ve sokağa çıkmayan kızlar ise “Bacılar”dı. Müritler İstanbul’un farklı semtlerindeki evlerde gruplar halinde yaşıyor, Adnancılar kendi aralarında kıydıkları nikahlarla evleniyor, çocuk yapıyorlardı. Oktar, İslam adı altında yeni bir din yaratıyordu. Namazları farklı kılıyor, İslamın kılık kıyafet kuralları, cinsellikle ilgili kuralları Oktar tarafından kendine göre değiştiriliyordu.

SÜREKLİ İHBARLAR GELİYORDU

İşte o dönemde ben hem yazılarımda, hem de radyo programlarımda bu grubun kirli yüzünü anlatmaya başladım. Ben anlattıkça ihbarlar geliyor, daha somut gerçekleri ortaya koyuyordum.Benim bunlara açtığım savaşa Adnan Hocacılar kendilerine yakışır bir ahlaksızlıkta yanıt verdiler.O sıralarda henüz mail diye bir şey yoktu ama faks diye bir şey vardı.

AÇTIĞIM DAVALAR SONUÇSUZ KALIYORDU

Benim hakkımda akıl almaz iftiralarla dolu fakslar metinler hazırlayıp başta medya kuruluşları olmak üzere onbinlerce yere fakslamaya başladılar. Neler yazmıyorlardı ki! Burada tekrarlamaya dilimin varmayacağı rezaletler. Ancak karşımda somut bir muhatap yoktu. Açtığım davalar sonuçsuz kalıyor, onlar ise hep aynı mahkemeden bana dava açıp duruyorlardı.

İSLAMCI GRUPLARLA İŞBİRLİĞİ YAPIYORDU

O sırada Türkiye’de İslamcı siyasetin de yükselişe geçtiği bir dönemdi. Bunların iç yüzünü bilemeyen kimi İslamcı gruplar bunlarla işbirliği yapıyor, kimi belediyelerle iş ilişkileri bile kuruyorlardı.

BİR AİLEDEN KIZLARININ KAÇIRILDIĞINA DAİR İHBAR GELDİ

Bir gün bir aileden kızlarının Adnan Oktar ve grubu tarafından kaçırıldığı ve Emirgan’daki bir eve kapatıldığı bilgisi geldi. İstanbul Emniyeti hemen harekete geçti ve söz konusu eve baskın yapıldı. Baskında Emniyet güçlerinin karşısına umulmadık bir sürpriz çıktı.

OKTAR'IN EVİNDEN ESKİ BAKAN ÇIKTI

O sırada iktidarda olan Refah Partisi’nin daha önce Bakanlık da yapmış önemli bir ismi evdeydi ve “Gençlerle” sohbet etmekteydi. Operasyon duvara çarpmıştı. Ancak pes etmedik.

MANKEN EBRU ŞİMŞEK ELLERİNDEN KAÇTI

Tam bu sıralarda Adnan Hoca Örgütü’nün kandırdığı kızlardan biri, manken Ebru Şimşek bir şekilde bu gruptan kurtuldu. Ancak çeşitli tehditlere ve şantajlara maruz kaldı. Evde kameraya alınmış görüntüleri sızdırıldı, grupla maddi bağlantıları olan kimi gazeteciler tarafından bu görüntüler kullanılmaya başlandı.

Ancak Ebru Şimşek okkalı bir kızdı. Pes etmedi. Mücadele etti. Oktar ve çetesi ile ilgili bilgeler verdi. Bu sırada Ebru Şimşek’in avukatı, grup tarafından baskı ya da başka yollarda davalardan çekildi. Fakat genç kızın mücadelesi mağdur ailelere cesaret verdi, peş eşe davalar açıldı.

DAVAYA MÜDAHÜL OLAN SİYASETÇİLER GARİP BİR ŞEKİLDE GERİ ÇEKİLDİ

Ve cesur bir polis müdürü bu işin üzerine kararlılıkla gitti. O günün ve hatta bugünün bazı güçlü siyasetçileri de davacı oldular. Sonunda Adnan Oktar tutuklanarak 1999 yılında cezaevine girdi. Ancak garip bir şekilde davaya müdahil olan siyasetçiler davadan çekildiler. Bir süre tutuklu kalan Oktar serbest bırakıldı. Ancak grup ciddi darbe almıştı.

İSRAİLLİ GRUPLARLA ÇOK SIKI İLİŞKİLERİ VARDI

Müritlerin bazıları çil yavrusu gibi dağıldılar. İçlerinden birisi bir çete savaşında öldürüldü, biri yurt dışında öldü. Oktar’ın çekirdek kadrosundan sadece Tarkan Yavaş kaldı.Oktar durumunu toparladı. Eski düzeni farklı bir şekilde yeniden kurdu. Bu arada ilginç uluslararası bağlantılar kurduğunu da öğreniyorduk. İsrail’de bazı gruplarla sıkı fıkı ilişkileri vardı ve müthiş bir “Proİsrail” hareketi haline gelmişti Adnan Oktar grubu.

KİLİSELERLE BAĞLANTISI VAR

Oktar, bir yandan da Harun Yahya ismiyle “Evrim karşıtı” kitaplar yazdığını söylüyordu.Ancak bunlar pek çoğu ABD’de bulunan bazı evanjelik grupların ve güçlü kiliselerinin yazdığı veya yazdırdığı kitaplar olarak biliniyordu. Oktar’ın bu kiliselerle de yakın hatta parasal bağlantısı olduğu iddia ediliyordu. Ve bu arada Oktar, kendine ait bir internet televizyonundan yayıncılığa başladı.Garip yaşantısını ve alemlerini fütursuzca halka açtı.

TARKAN YAVAŞ DA EN AZ ONUN KADAR TEHLİKELİ

Bu arada hala genç ve güzel kızlara televizyonunda iş teklif ediyor, sonrasında da bunları tehdit ve şantajla elinde tutuyordu. Herkes bu rezalete seyirciyken, dün sabah birden bire bu “Son derece yerinde” operasyon yapıldı.Kanserli bir hücreye yapılan bu operasyon, toplumdaki önemli bir pislik yuvasının ortadan kalkmasını sağlayacak diye umuyorum.Bu arada Tarkan Yavaş bu örgütün yapısı içinde Adnan Oktar’dan daha etkili ve daha önemli birisi.Onun da yakalanması gerek. Çünkü o da en az Oktar kadar “Tehlikeli”