Acun Ilıcalı: Ne AK Partiliyim ne de Fethullahçı

İnternethaber'den Hande Aydemir'e konuşan Acun Ilıcalı, kendisini sürekli bir yerlere konumlandırma çabasında olanlara "Ben ne AK Partiliyim, ne de Fethullahçı" sözleriyle yanıt verdi.

İŞTE O RÖPORTAJ

Ekranların dahi çocuğu... Türkiye'nin izlediği adam... Ne yapsa reytingleri altüst ediyor... Önce elinde mikrofon dünyayı dolaştı... Sonra yaptığı yarışmalar ile herkesi erkana bağladı.Spor muhabirliği ile başladığı medya kariyerine program sunuculuğunu ekledi... Hep bir adım sonrasını, daha ileri, daha fazlasını istedi... TV8'i satın aldı ve medya partonları arasına katıldı. Hem de ne katılma...

Herkesin gözünü dikip şimdi ne yapacak dediği adam, Acun Ilıcalı İnternet Haber'den Hande Aydemir'e konuştu.

Sorulara tüm şeffaflığı ile yanıt veren Acun Ilıcalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu abi-kardeş ilişkisini de anlattı, Survivor'da merak edilenleri de... Türkiye'de hedeflerini tükettiğini de söyledi, Yunanistan'da neden kanal almaya çalıştığını da anlattı...

"Fethullahçı mısınız?" sorusuna da yanıt verdi, haftada 2,5 gün geçirdiği Türkiye'de bir gününün nasıl geçtiğini de tarif etti.

Türkiye'nin seyrettiği adamın televizyonda neler seyrettiğini de anlattı, satın aldığı TV8'de neden sabah kuşağı programlarının zayıf olduğunu da açıkladı.

İşte birbirinden ilgi çeken sorular ve yanıtlartla o röportajdan dikkat çeken bölümler:

handeaydemirtv@gmail.com
hande.aydemir@internethaber.com
@HandeAydemirTV

Hande Aydemir: Teşekkür ediyorum Acun Bey, sağolun bizi kırmadınız. Herkesin merak ettiği, muhabirlikten medya patronluğuna giden bir serüveniniz var. Zaman zaman zorlandınız, zamam zaman arkadaşlarınızdan oldunuz... Bu bir şans mıdır, ya da arkanızda bir güç mü var? Acun Ilıcalı bize “ben tırnaklarımla kazıyarak buraya kadar geldim” diyebilir mi?

Acun Ilıcalı: Herhalde dünyada en şeffaf zengin olan insanlardan biriyimdir. Zaten ne bileyim daha şeffaf ne olabilir. Televizyona çıktım, program seyredildi. Birinci oldu, yeni program yaptım o da birinci oldu. Üçüncü bir program yaptım o da birinci oldu. Hepsi birinci olunca bir ekonomim oluştu onunla da televizyon kanalı aldım. Bunun matematiğini yapamayan biri varsa ilkokul diplomasına bir daha baksın. Şu anda benim kanal almamın matematiği 10 yıldır birinci olmamda. Yılda 100 kere birinci olan biride her halde bir kanal alabilir. Bu dünyada görülmüş bir başarı olmadığı için belki hesap hatası olabilir. Kafasında bir şey düşünenler de bir daha düşünsün derim.

TV8'İ PAZARLIK YAPIP ALDIM
60 MİLYON DOLAR VERDİM

H.A.: TV8'i nasıl aldınız?

A.I.: Pazarlık ettim. Mehmet Nazif Günal ile buluştuk... Verdiğim para da 60 milyon dolar zaten. TV8 1 sharelik bir kanaldı. Düz mantık yapalım 1 sharelik kanala 60 milyon dolar ödemişim. 150 mi ederdi. Show TV 300 milyona satıldı. Star 330'a satıldı. Ben de 60 milyon verdim TV8'e...

TV8'İ ALIRKEN HİÇ KORKMADIM AMA DELİ RİSKTİ!
10 ADAMDAN 9'U ALMAZ

H.A.: Korkmadınız mı peki? Sonuçta bir televizyonu idare edecektiniz. Gerçi siz işin mutfağını biliyorsunuz.

A.I.: Korkmadım hiç. Hayatta hiç öyle bir korkum olmadı. Risk mi diyorsanız... Deli riskti. Alınması gerekiyor muydu. 10 adamın 9'u almaz. Ama bu da beni ben yapan özellik. Rahat duramıyorum. Yeni bir şey yapmak istiyorum. Kendime yeni bir hedef koyuyorum. Ama hep bir step önceden yapıyorum. 10 adım önceden 'ileride şunu yapayım' demiyorum. Olduğumuz pozisyonu değerlendirip, bir hamle sonrasına öyle bakıyorum. Arkadaşlarıma da danıştım. Tabii ki çok zor bir iş bizim yaptığımız. Dünyada benzeri var mı diye sorarsan, yok! Share'i 1 olan bir kanalı bir buçuk yıl içinde uzak ara primetime'da birinci olacağını kime anlatsan inanmaz yani. Bunlar, seyircimizin de bize gösterdiği inanç hem sevgi diyelim. Sonuçta seyircimizi bir başka kanala taşıdık. Onlar o kanalı buldular. Kumandalarında daha ön sıralara yerleştirdiler. Bize de destek oldular. Seyircimiz sayesinde bu noktaya geldik.

HEM İYİ PARA KAZANACAKSIN HEM DE
YORULUYORUM DİYECEKSİN... ÖYLE BİR HAKKIM YOK

H.A.: TV8 öncesinden, özlediğiniz şeyler var mı peki?

A.I.: Özlediğim herşeyi yapıyorum zaten. Muhabirlikte ne yapıyorsam, şu an yine yapıyorum. Hayatımı değiştirmediğim için özlediğim bir şey yok. Ama vakitsel olarak sıkıntı yaşıyor musun diyorsan, çok sıkıntı yaşıyorum. Türkiye'ye iki buçuk günlüğüne geliyorum. İki buçuk gün içinde tam 40 toplantım var. Şimdi buradan sizinle röportajım bitince gideceğim başka bir toplantım var. Ama bundan yakınmak da nankörlük gibi geliyor. Çok işim var... Eeee! İşi olmayanlar ne yapsın? Hem iyi para kazanacaksın, hem halkın takdirini kazanacaksın. Sonra da ben yoruluyorum diyemezsin. Öyle bir hakkım yok.

TÜRKİYE'DE İKİ BUÇUK GÜN GEÇİRİYORUM!
GÜNÜM ÇOK NORMAL GEÇMİYOR

H.A.: Acun Ilıcalı bir gününü nasıl geçiriyor Türkiye'de olduğu zaman?
A.I.: Çok normal geçmiyor onu söyleyeyim. 10'da ratingler geliyor. Güne öyle başlıyoruz biz. Sonra saat 10'dan saat 5'e kadar toplantı. 5 ile 6 arası uyurum. Sonrasında 8'e kadar toplantılar devam eder. Sonra da Akşam yemeği yedikten sonra da sevdiklerimi dolaşmaya başlarım. Ya da bir yerde buluşuruz. Oradan sabah 5-6'ya kadar da kendi arkadaşlarıma ayırdığım vakit var. Özlediğim insanları görmeye gidiyorum. Bu çok sıkıştırılmış bir süreç. Sıra dışı bir dönemdeyiz açıkçası.

SOKAKTAKİ ÜÇ KİŞİDEN BİRİ BİZİM  ŞİRKETTE
ÇALIŞMAK İSTİYOR AMA BİZİM DE BİR SINIRIMIZ VAR!

H.A.: Medya patronu olduğunuzda hayatınızda bir takım değişiklikler oldu ama, arkadaşlarınızla ilgili sıkıntılar yaşadınız mı? Medya patronu olduktan sonra herkes size bir CV getirdi mi mesela.

A.I.: Sıfır... Arkadaşlarım niye CV getirsin zaten. CV çok geliyor. Sokaktaki üç kişiden biri bizim şirkette çalışmak istiyor. Ne kadar güzel bir şey bu ama onlara hep şunu anlatıyorum: 'Sen olsan ne yaparsın. Bir şirketin kapasitesi var.' Geçen baktık, bizim şirkette 1000 kişi çalışıyor. Yani Acun Medya 400, TV8 400, bin kişiyiz biz internet ile filan beraber. Ama 1001 kişlik durumumuz yok. Alamıyoruz şu an. İhtiyaç olduğu zaman her zaman herkese kapımız açık. Ben bir de şeyi severim. Torpille geleni severim. Torpil demeyeyim hadi, tanıdıkla geleni severim. Tanıdık olduğu zaman kendi şirketi gibi görür. Daha yakın olur. Tanıdık birinin tavsiyesi değerlidir. Birisi tavsiye ediyorsa bir bildiği vardır. Hiç tanımadığımız birinden çok daha avantajlı oluyor. Ben de Show TV'ye zamanında bir tanıdık vasıtasıyla girmiştim. İşe girerken tanıdık kullanılmalı bence ama bu şirkete kim adımını atarsa, kendi kızım da dahil, hiç kimsenin hiç bir ayrıcalığı olmaz. Onu yaptığım zaman şirketin bittiği gün olur. Girişte ayrıcalık tanıyabilirim. Aldığım herkese de şunu söylerim: 'Sen bir daha belki beni hiç görmeyeceksin. Senin müdürün onunla çalışmak istemiyorum derse 10 saniye düşünmem...'

MUTSUZ OLURSAM "YUH ARTIK" DERLER

H.A.: Şimdiki konumunuzdan mutlu musunuz?
A.I.: Mutsuz olsam yuh artık derler. Açıkçası bir kanal almışsın, hayalin ne olabilir? Birinci olmak. Bizim Mayıs ayı verilerinde Prime Time'da 5-6 puan farkımız var en yakın rakiple aramızda. Korkunç bir fark söz konusu. Allaha şükür belki 1,5 katı gelir elde edeceğiz diğer kanallardan. Şirketin durumu açısından çok çok parlak bir durum. Ama ben tabii ki maddi tarafında değilim. Amacım bir şeyi başarmak. Ben onun için yaşıyorum. Bir kanal macerası vardı. 6 ay sonra bir Prime Time'da birinci olduk. Baktığın zaman yıl ortalamasında yine birinciyiz. Gündüzümüz zayıf şu anda. Ama gündüze bir yatırım yapmayı düşünmüyorum. Gündüz programlarına yatırdığınız parayı reklam kuşağından elde edemiyorsunuz. Ekonomik olarak da artı bir şeyi yok. Orada daha çok stüdyo programlarıyla 5. kanal olalım farketmez. Prime Time'ın bir buçuk yıldır lideriyiz.


H.A.: 'Acun'un sunduğu programlar bir numara oluyor ama sunmadıkları tutmuyor TV8'de...' ya da 'diziler tutmuyor...' Böyle bir şey var mı?
A.I.: Diziler tutmuyor TV8'de ama hangi kanalda tutuyor ki? Hiçbir kanalda diziler tutmuyor zaten. Bir kanal 30 diziyle başlıyor sezona. 3-4 tanesi tutuyor. Bu sene tutan dizi say desem her halde 7 tane dizi sayarsın. Zorlasan sayamayabilirsin. 5 tane saysan, zaten 5 tane kanal var. Kanal başına bir dizi tutmuş. Bizim dizi iddiamız yok, çok nadir dizi yaptık. Yanlış anlaşılmasın zaten 3 tane dizi yaptık.


SEYİRCİNİN EVİNE KABUL EDİLMEK ÇOK BÜYÜK AVANTAJ
SONRASINDA NE İŞ YAPARSANIZ ZİRVEYİ ZORLUYORSUNUZ

H.A.: Acun dizide oynasa tutar mı peki?
A.I.: Tutmaz, ben oyuncu olarak kendimin iddialı olduğunu düşünmüyorum. Normal hayatımda ben ilişki kurdum seyirciyle. Seyirci benim konuşmalarımın devamında ilginç bir şey duyabileceğini hissediyor. Bir de evde konuşur gibi konuşabiliyorum. Allah vergisi öyle bir yeteneğim var. Bana yeteneğin ne dersen, buradaki konuşmamı televizyona aynı şekilde taşıyabiliyorum. Belki doğuştan, belki zaman içerisinde “Acun Firarda” günlerinde kamera ile kurduğum bütünleşme... Benim olduğum ortam sıcaklaşıyor o zamanda. Ben o rahatlığı sağladığım zaman, o ortam televizyonda daha sıcak duruyor. Seyirci sağolsun, ben hiç bir şekilde kimseyi üzmemek isteyen, kalbini kırmamak isteyen biriyim. Seyirci de bu niyetimi bundan 15 yıl önce yakaladı ve beni evlerine kabul ettiler. Evlerin girebilmek çok büyük bir avantaj, ondan sonra ne yapsanız zirveyi zorluyorsunuz.


TV8 BATARSA HALI SAHADA MAÇ YAPARIM

H.A.: Allah korusun bir baktık programlar altüst oldu, tutmamaya başladı. N'aparsınız o zaman? B planınız ne olur.
A.I.: Halı sahada maç yapmaya başlarım her halde. Keyfime bakarım herhalde. Ama şunu anlatayım. Biz herhangi bir bünyenin iki buçuk üç katı çalışıyoruz. Normal çalışması gerekenin iki buçuk üç katı çalışıyoruz, başkaları az çalışıyor demiyorum. Her şirket çalışıyordur, her televizyon kanalı bir mesai yapıyordur. Saat 6 dediğinde mesai biter değil mi? Bu şirkette bitmiyor. Bu şirket bütün geceyi toplantılarla bazen tüm gününü kesintisiz televizyon konuşarak geçiriyor. Ben arkadaşlarıma her zaman şunu söyledim hiç kimse bizim kadar kafayı yemedi. Kimse 15 saat televizyon konuşmuyordur. O kadar olayın içindeyiz yani. Bütün ekibimiz yani. Her dakika televizyon konuşuyoruz. Bu kadar konsantre olunca da ortaya bir şey koyabiliyoruz. Yarın öbür gün programlar tutmazsa tutmayabilir. Seyirci ısınmaz, ne bileyim. Ona nasıl garanti verelim zaten.


H.A.: Biz Acun'u halı sahada maç yaparken mi göreceğiz yani?

A.I.: Onu düzeltmek için bir hamle yapmayacağız anlamında değil. Ama başarısız olursam... Hamle yaptım düzeltmek için başarısız oldum... O da olabilir. O zaman keyfime bakarım ne yapacağım.


H.A.: Başka bir şeyde göremez miyiz Acun'u?

A.I.: Tabii ki olabilir. Yeni projeleri her zaman yapabiliriz. Eylül'de de yeni proje yapacağız. Ama ben genel başarısızlıktan söz ediyorum. Olabilir. Ben de batabilirim. Devamlı zirvede olacağım diye bir şey yok.


H.A.: Eylül'de ne gibi projeler var?

A.I.: İki yeni format düşünüyoruz. Tam kesinleştirmediğimiz için söylemeyeyim. Çünkü iş kesinleşmedi. Gerçekten. 4-5 format var aklımızda, onlardan birini yapacağız.


REYTİNGLERİ EN ÇOK ETKİLEYEN ŞEY MERAK DUYGUSU


H.A.: Yıllardır bu işi yapıyorsunuz. Türkiye'de reytingleri ne yükseltiyor?
A.I.: Yani konu başlığı ile alakalı. Eğer futbol maçıysa, reytingi gol yükseltir. Eğer reality show ise samimiyet yükseltir. Eğer bir yarışmaysa merak yükseltir. O biraz ekranda ne var onunla alakalı. Ama en çok reytingleri etkileyen şey nedir dersen “merak” reytingleri etkiler.

H.A.: Kavga prim yapar mı peki?
A.I.: Çok iş yapmaz. Bir de suni bir kavgaysa tam negatif etki yaratır. Kavgada sunilik varsa, eğer kavga edilmesi gerektiği insanlar kavga ediyorsa o bir reyting yapmaz.

6 KANALDA 6 DİZİ OLUR MU!
SEYİRCİ HANGİ BİRİNİ İZLEYECEK?

H.A.: Türkiye'deki televizyonlarda içerik var mı? Yoksa becerisizlik mi var?

A.I.: Tam tersine başarı var, beceri var. Sorun, televizyonda çok kanal var. Başarısızlık dizilerin başarısızlığı ise çok değerli diziler başarsız oluyor. Niye aynı anda 6 dizi var 6 kanalda. Bugün dünyadan birini getirelim; rastgele parmağını bas haritaya, oradan birini arayalım, kaç dizi var bu akşam sizin ülkede diyelim. Bir ya da iki der. Üç diyeni çok zor çıkar. Bizde 6 dizi var aynı anda. Seyirci hangi diziyi izlesin? Bir de şöyle bir komedi var. Reklam kuralları var ülkemizde. Reklam kuralları o dizinin bütçesini karşılamadığı için dizideki yapımcı arkadaşlarımız dizileri uzatmaya çalışıyor. 110 dakika dizi oluyor. Survivor 110 dakika olabilir. Niye içinde 80 dakika oyun var zaten. 75 dakika oyun olan bir programda devamında reality olduğu zaman 75+30 geceyi 110 dakikada geçirebiliriz. Ama bir dizi 110 dakika 115 dakika sürüyor. Film zaten o kadar sürüyor. Normali bu işin dünya standardı 45. Reklam kuşağı için 100-110 dakikayı zorladığın zaman, çok zor. Ben herkesi takdir ediyorum. Hayranlıkla izliyorum. Başarılı mıyız? Çok başarılıyız. Sonuca yansıyor mu? Yansımıyor.

FETHULLAHÇI DEĞİLİM, AK PARTİLİ DEĞİLİM

H.A.: Bir ara sizin Fethullahçı olduğunuz söyleniyordu. Bundan haberiniz var mı? Fethullahçı olduğunuzdan...
A.I.:Benle ilgili iluminati diye de söylenti çıktı. Ben bu soruya zaten yıllar önce cevap vermiştim. Ben hayatımda hiç kendisi ile görüşmedim. Öyle bir durumum olmadı. Beni bir şekilde bir yere konumlandırma çabasını görüyorum. Bir grup AK Partili olduğumu zannediyor. Ben Ak Partili değilim. Fethullahçı olduğumu söylediler. Fethullahçı da değilim. İnsanlar ünlü olduğunuzda o şöyle, o şucu, bu sayede ünlü oldu, bilmem kim destekledi gibi bir şekilde teoriler çıkartıyorlar. Bu iddialara alıştım ben şu ana kadar.

H.A.: Nasıl yönetiyorsunuz peki bu iddiaları? Yanıt vermiyor musunuz?
A.I.: Hayır yanıt veriyorum. Sorulduğu zaman söylüyorum. Ama ortalığa çıkıp devamlı şucu değilim, bucu değilim diyecek halim de yok. Ama bilen zaten biliyor. Ben defalarca söyledim. Benim Ak Parti ile hiç bir alakam yok. AK partili değilim, bir bağım da yok. Ama ben Cumhurbaşkanımızı sevdiğimi söyledim diye, odadan vay AK Partili... O başka bir şey bu başka bir şey. Yani ben bir insanı sevebilirim... Çok komik şeyler yaşıyoruz. Bu şirkette biz inan şurada çalışan 250 kişi var bir kısmı Dominikte şu an ama, ben kimin ne görüşte olduğunu bilmiyorum. Ama bilsem de hiç bir şekilde kalben ona karşı bir şey hissetmem. Bir insan ateist olabilir, CHP'li olabilir, bu insan bu şirkette çalışabilir. Benim arkadaşım olabilir. Biz beraberiz, şunu bir türlü yaşayamadık, niye yaşayamıyoruz onu da bilmiyorum. Hepimiz ayrı düşünelim. Ben Cumhurbaşkanını seviyorum. Bunun için beni suçlamak kadar aptalca bir şey olabilir mi? Ya da ben niye seni suçlayayım. Birbirimizi niye suçluyoruz. Ben oruç tutarım da bizim şirkette tutan da var tutmayan da var. Sen tutmazsın, bu beni niye ilgilendirsin. Bu senin iyi insan olmanla alakalı değil ki. Ben şuna bakarım, iyi insan olsun, iyi niyetli olsun, yalan söylemesin, samimi olsun. Ama bunların insanın düşüncesi ile alakası yok ki. Bugün sizinle aynı görüşte olan insan iyi insan olamaz mı? Doğruyu hep biz mi biliyoruz. Ben mi en doğruyu biliyorum. Benim de fikirlerim yanlış olabilir. Ben hiç kimseyi ne sordum. Gezi Olayları oldu, bizden 20 kişi Gezi Olaylarına gitti. Halen bizimle beraber çalışıyorlar.

H.A.: Uyarmadınız mı? Dikkat edin, siyasi olaylar karışmayın...
A.I.: Tabii ki uyardım, ama uyarım şudur, ülkenin bütünlüğüne aleyhte en ufak bir hamleyi ben yaşatmam. Ülkemi seviyorum. Ülke bütünlüğünü bozacak bir hamle yapanı bu şirkette tutmam. O başka bir şey. Sen istediğini düşünebilir, bunu da dile getirebilirsin. Bununla ilgili hiç bir sorunum yok. Benimle ilgili bir kısım o böyle, şu böyle... Bazen okuyorum, Acun'u sevmiyorum... Sevme beni ama sebebi düşüncem olmasın. Başka şeylerden sevme. Olabilir, gıcık gelirim, tavrımı beğenmezsin, bir gün bir laf ederim, küstah bulursun filan... Ama düşüncem yüzünden beni sevmiyorsan o çok yazık. Sana sorayım ben, senin kuzenlerinle fikirlerin aynı mı?

H.A.: Hayır.

A.I.: Ama kuzenlerini sevmiyor musun?

H.A.: Çok severim.

A.I.: Aile bir araya geldiğinde sarmaş dolaş değil misiniz? Biz niye böyle olamıyoruz? Hepimiz Türküz, ama ayrı düşünelim. Bu gerilim maalesef ülkemizde artıyor. Beni de üzüyor açıkçası.

CUMHURBAŞKANIMIZ ÇOK MERHAMETLİ BİR İNSAN

H.A.: Peki niye seviyorsunuz Cumhurbaşkanını?

A.I.: Bir kere ben, şahsi görüşüm bu. Merhametli buluyorum kendisini, yakından da tanıdığım için. Ne kadar ağır eleştiriler aldığını görüyorum, üslubuna, davranışına bakıyorum. Geçenlerde bir ödül töreninde gözlerimle gördüm. Görmesem, başkası anlatsa inanmam, cidden bu kadar olur mu diye ben bile sorarım. Vatandaşlar kağıt ulaştırmaya çalışıyorlar, kendisi de bakanlar kurulu var o kağıtları okuyor, konusuna bakıyor o konuyla ilgili bakanı ilgili vatandaşa yolluyor. Ben bunu gördüm. Şahsi olarak da konuştuğum zaman merhameti, sıcaklığı gördüm. Ülkemizdeki gerilim, o özelliklerini göstermesine izin vermiyor belki de. Herkes bunu benim kadar göremiyor. Ama herkes sevsin diye de bir talebim yok. Bu benim şahsi görüşüm. Ama bana sorarsan, beni de herkes sevmesin. Bazı insanlar var, beni sevmesin. O beni sevince mutlu olmayacağım. Sevdiği zaman acaba bende bir yanlış mı var niye seviyor bu beni diyorum. Açıkçası buna bakış açım da bu.

H.A.: Nasıl bir insan sayın Cumhurbaşkanı? Siz yakından tanıdığınız için soruyorum.

A.I.: Bir kere çok esprili bir insan.

HANDE AYDEMİR - İNTERNETHABER