Medya Faresi






TAVSİYE ET
E-posta Adresiniz
Arkadaşınızın E-posta Adresi
Mesajınız

Gürkan Haydar Kılıçarslan

populistus@yahoo.com

Yiğit Bulut'a Ego Dersleri - 1

      2009 yılının en antipatik egosu olan Yiğit Bulut her zaman olduğu gibi desteksiz atıyor. Ve bir çocuk gibi Ertuğrul Özkök'ün arkasından boşuna göbek atıyor. Neymiş efendim. Kendisi epey bir zaman önce Habertürk'teki torpil köşesinden Aydın Doğan'a "Ertuğrul'dan kurtul artık" demiş ve eklemiş. "Bu iş Eyüp Can ile olmaz. Enis Berberoğlu olsun" demiş. Koskoca Aydın Doğan da Yiğit Bulut'un aklı evveline uymuş.

      Yiğit Bulut bunu hep yapıyor. Hemen herkesin bildiği birtakım gerçekleri Türkiye'de ilk ilan edenin kendisi olduğunu sanıyor. Ondan sonra da "haklı çıktım" diye kendi kendine gelin güvey olup tek başına halay çekiyor. Bizler de gülüyor ve eğleniyoruz. Ben kendisinin bu tür numaraları kasten yaptığını sanıyor ve doğrusu gülerek izliyordum. Lakin Ertuğrul Özkök'ün ardından tüm içtenliğiyle davul zurna çalması karşısında durumun "vahim" olduğunu anladım. Belli ki kendi çevresinde yarattığı "illüzyon terörü"nden dolayı hiç bir dostu Yiğit Bulut'a "hey man! Take it easy! calm down" demiyor. Maalesef bu hayır işi de GHK'ya kalmış gibi görünüyor.

Küresel krizi Türkiye'de ilk tahmin eden adam(!)

      Nerden başlamalı ki? Alın size küresel ekonomik kriz, mesela. Yiğit Bulut, koskoca bir televizyon kanalını oyuncak sanıyor. Sanki çocukken bir oyuncağı olmamış bu adamın. Şimdi ATV'yi sürükleyen Erdoğan Aktaş zamanında aslanlar gibi kükreyen bir televizyon kanalını, Yiğit Bulut kendi egosuna oyuncak etti ve gündemlere değil de kendi egosuna kükreyen bir kanal haline getirdi. Bu kanalı ciddiye alıp Yiğit Bulut'un karşısına çıkıp onun programında konuşmaya çalışanlara da doğrusu acıyorum. Çünkü dostumuz Yiğit Bulut konuklarını pek konuşturmuyor. "Sansürsüz" diye bir program yapıyor. Geçenlerde konuklarından biri, bir hocaydı sanırım, aşka geldi ve son zamanlarda canlanan emekçi eylemlerinden, Tekel, İtfaiye ve Eczacı eylemlerinden yola çıkarak çalışanlara "örgütlenin" dedi. Hatta öyle bir aşka geldi ki, ben neredeyse "tamamdır, devrim yakın" duygusuna bile sahip oldum. Peki Yiğit Bulut ne yaptı? Sözde sansürsüz adlı programda sansürün kralını yaptı. Adamcağızı lüzumsuz bir izleyici e-maili ile sürklase etti. Hemen arkasından "şimdi reklamlar" dedi. Bizim emekçilerden bahseden aslan yürekli hocamız da kapitalizmin kutsal reklamlarına kurban gitti. Hatta bir de "esprik" yaptı Yiğit Bulut. "Aman hocam. Örgütlenin demeyin. Sonra havuza dökerler insanları" dedi. Biz de komikmiş gibi konserve kahkahalarımızla güldük tabii.

Asıl kafes planını Yiğit Bulut yürütüyor

      Yiğit Bulut'un programlarında diyelim ki 4 tane konuk var. Ekranın hali evlere şenlik. Konukların tamamı ekranda küçücük kutular içerisinde tıkış tıkış durumdalar. Adeta küçücük görüntü kutularına hapsedilmişler. Cemaat medyası "kafes de kafes" diyor ya bülbül gibi. Asıl kafes planını Yiğit Bulut yürütüyor haberleri yok. Konukları daracık kafeslere tıkıyor Bulut. Program konukları, sanki iYiğit Bulut ile MSN üzerinden webcam sohbeti yapıyor gibi duruyorlar. Ortada ise kocaman bir Yiğit Bulut görüntüsü. Bütün konuklardan çok ama pek daha büyük bir karede.... Yahu Yiğit kardeşim! Bil ki ben senin dostunum. Ayıp olmuyor mu biraz? Sadece konuklara karşı değil, izleyiciye karşı da ayıp ettiğini sana kimseler söyleyecek cesarette değilse, bil ki burada "GÜCÜ, GÜÇSÜZLÜĞÜNDE" olan bir GHK kardeş var. Bak, biri senin ismine hesap açmadıysa facebook'tan da arkadaşımsın. Dost acı söyler. Konuklarını ekranda küçültüp kendini büyütmenin sana zerre faydası yok. Küçük boyutlu konukların yanında Pamuk Prenses gibi duruyorsun. Allah muhafaza 7-8 konuk çağırsan ekranda Güliver gibi duracaksın. Böyle bir yayıncılık yok dünyada. Kelli felli zavallı konuklar orada kareli defter karesinden hallice kutulara sığışma gayreti içindeler. Arada birisi hareket ediyor. Kutucuktan taşıyor ve kayboluyor. Tam bir ekran zavallılığı!Haberin olsun... Zavallı konukların konuşuyorlar. Sen orada bütün uyarılarıma rağmen şu değiştirmediğin ve milletin yağ gibi algıladığı jöleli saçlarınla izleyicinin dikkatini dağıtıyorsun – belki haberin yoktur, saçlarını Türkiye'de yazan ilk yazar benim.- . Hayır, stüdyo ışıklarından dolayı gözümüzün kamaşması bir yana, sürekli önündeki laptopa bakıp duruyorsun. E sen dinlemezsen konuklarını, biz neden dinleyelim ki? Peki biz ne yapıyoruz? Direk, kanal değiştiriyoruz! NTV'de Can Dündar'a takılıyoruz mesela. Adam gibi program var orada. Kavgasız gürültüsüz reyting var orada. Enver Aysever var SkyTürk'te, Cüneyt Özdemir var CNNTürk'te. Sakin sakin güzel güzel reyting alan kimseler var başka kanallarda. Allah seni inandırsın 10 dakika takılsam senin programına sinir uçlarım uyuşuyor ve yerli dizi seyredecek hale geliyorum. O berbat senaryolar ve müsamere oyunculuklar bile pürü pak kalıyor. Ne yapacağız ki ekranın orta yerine saplanmış jöle şovu ( düpedüz sanal reklam yapıyor Yiğit Bulut. Jöle reklamı yapıyor. Yazık. Erken yaşta saç kalmayacak. Bırak şu jöleyi artık).

      Ben aslında Habertürk'ü zaplamaktan zevk alıyorum. Ama bazen eğlenmek için takılıyorum. Çünkü Yiğit Bulut'un konuklarıyla "conflict"  yaşaması ve bazen azar işitmesine de bayılıyorum. Bu zıtlaşmalar reyting adına olanlar değil ( Bi de reyting uğruna kıllaşma hadisesi var Habertürk'te. Sanıyor ki iki kişi kıllandı mı birbirine reyting gelir. Geçti o günler kardeş. Yok artık bu trend... 90'lı yıllar geçti, 2010'dayız, alo!...Haberiniz yok belki ama şimdi reyting, gerçek akıl, fikir, haber, yorum ve en çok umut, neşe verenlerde... Bazen konuklarını öyle bir çileden çıkartıyor ki Yiğit kardeş, sonunda taş bile çatlıyor da konuklardan bazıları güya moderatör olan Bulut kardeşe horozlanmaya başlıyor. Sonra ne oluyor? Hayatının üç menkıbesi "karizmaaa, karizma, karizmaaa" olan Yiğit Bulut "reklamlar" diyor ve arkasına bakmadan minderden kaçıyor.... Ama unutma, insan kendisinde olmayanı menkıbe edinir.

Koskoca Ciner alemi bu saçmalığa karşı çıkmadı

       Habertürk tanıtımlarında diyordu ki bir ara, "Küresel krizi Türkiye'de yazan ilk adam Yiğit Bulut"muş güya. Ben, en çok koskoca Ciner aleminde bir akıllının çıkıp bu saçmalığa karşı çıkmamasına üzülüyordum bu tanıtımlar çıkarken. Aklı mı tutuldu koskoca holdingin diye üzülüyordum!

      Kardeşim, bir kriz küreselse, yani bütün dünyayı ilgilendiriyorsa, bu krizi dünyada ilk kim söylerse o kişinin söylediği kıymetlidir. Velev ki hakikaten sen söylemiş ol ilk Türkiye'de... Ey Yiğit kardeşim, İngilizceyi sadece sen mi biliyorsun? Bu dünyada yüzlerce dil var. Bilmem farkında mısın ama başka birisi de Urduca dilinde bu krizi ilk defa yazdı Pakistan'da. Pakistan'daki adam övünüyor mu peki? Dünya üzerindeki yüzlerce dilde bu krizi ilk defa kendi dillerine aktaran yüzlerce adamdan hiçbiri böyle bir şeyle övünmüyor haberin var mı? Çünkü o kimseler böyle bir şeyle övünmenin kendilerini küçülteceğinin farkında olan insanlar. Bu garabet, maalesef sadece Türkiye'de. Kaldı ki bu da bir palavradır. Küresel krizi Türkiye'de ilk defa yazan Yiğit Bulut olmayıp dolu başka adam söylemiştir. Hatta o dolu başka adamlardan çok çok önce taaa 2006 senesinde bizzat bu satırların fakir yazarı olan GHK, yaklaşan krizi yazmıştır. Red dergisinde yazılmıştır. BirGün Gazetesi senelerdir yazıp duruyor. Sana ne oluyor? Velev ki doğru bile olsa, Yiğit Bulut'un yaptığının şundan bir farkı yoktur. Diyelim ki, bir astronom kardeş, Marduk gezegenini keşfetti ve bu gezegenin dünyaya çarpacağını ilan etti. Takdir edersiniz ki bu haber İngilizce olarak çıkar. ( Bizden birinin keşfetmesine pek olanak yoktur zaten. Bizim ülkede millet koltuk yerine bakmaktan göğe bakamaz çünkü. ) Diyelim ki, bu keşiften sonra Yiğit Bulut bu keşfi anadilinde yazsın. Şimdi bunun övünülecek bir yanı mı vardır? Adamın teki keşfetmiş zaten dünyayı darmadağın edecek olan gezegeni. Sana ne oluyor? Üstelik dünya artık küresel. Bugün Batı dünyasında bulunan bir şey, söylenen bir söz ya da bir iddia yaygın basından önce facebooklarda, twitterlarda bile söyleniyor, paylaşılıyor. Maşallah beyaz Türklerimiz pazarlamacı gibi anında twitliyorlar. Üstelik 2007 yılında "Zeitgeist-Zamanın Ruhu" adlı film bile izlenmeden önce küresel krizin gelmekte olduğunu söyleyen en az 1 milyon insan vardı bu ülkede. O filmi izleyenler de bir krizin geldiğini anlayacak zekaya sahiptiler. Sana kim muhtaç kalsın ki?

Kendini övdüğün kadar Allah'ı övseydi yemin billah evliya olmuştun

      Yiğit Bulut iyi ki vakti zamanında Bilderberg tat ve dokusunda çok özel bir toplantıya katılmış. İkide bir salavat getirir gibi övünüyor da övünüyor. Elhamdülillah, Hamd, Allah'a mahsus. Bizim dostumuz korkarım Allah'tan esirgediği övgüleri durmadan kendine harcıyor. Kendini övdüğün kadar Allah'ı övseydi yemin billah evliya olmuştun şimdiye. Sanki şu yeryüzünde bir tek özel bir toplantıya katılan kendisi. Kardeşim, biz de dolu toplantıya katıldık. Biz de tek başımıza türlü toplantılarda Türkiye'yi temsil ettik.  Dünyayı yöneten en büyük şirketlerden Wal-Mart'ta Türkiye'yi temsil ettim ben mesela. Bir gün olsun övündüm mü? Adama bakın ya! Zekasını kanıtlamadan zekasıyla övünüyor. Maşallah Ergenekon iddianameleri gibi. "Ben zekiyim" diyor. Bizim yandaş ve yalaka medya olmamızı istiyor. Ne söylerse kendisine inanmamızı bekliyor. Tıpkı yandaş medya ve yalaka köşe yazıcıları gibi "inandırma sanatından" haberi yok. İllüzyon yapsa anlayacağım. Ama "illüzyon terörü" yapıyor. Okuru ve izleyiciyi terörize eden illüzyon olur mu kardeşim? Okur ve izleyici ile iletişim sıfıra yakın. Her yazısında "sevgili dostlar" diyor. Her programda "email yağmuru altında kalmaktan bahsediyor. Valla oraya, o saatte, o sıklıkta, canlı yayında 10 kelime konuşabilen bir papağan koysak, merak etme, bu memlekette o da dolu email alır. Zekasını kalbiyle değil de diliyle zikrediyor YB. Senin zekana laf eden mi var ki dönüp dönüp kendini övüyorsun? Yazık yahu. Hem sana kimse anlatmıyor mu? Böyle övündükçe ne kadar itici olduğunu sana söyleyen bir tane dostun yok mu senin? Yoksa eğer, bilesin ki herkes senden nefret ediyor veya hoşlanmıyor demektir. Sakın bana. "Sanki çok umurumdaydı" deme. Memleketin en bitirim psikanalist yazarının pençesindesin. Ego şovları yapanların tek derdi, çevresi tarafından sevilmektir. Karizma uğruna dağları delenlerin tek derdi sevgi açlığıdır. Dua et ki GHK var da sana acı gerçekleri söylüyor. Zararın neresinden dönsen kardır SEVGİLİ DOSTUM. Gerçek dost, acı söyleyendir unutma.

      Enis Berberoğlu sana "rakamların efendisi" demiş diyorlar. Enis Bey kardeşimi severim. Yanlış anlama olmasın. Yayın yönetmeni olmadan önce de sever, takdir ederdim. Ancak itirazım var. Kendi egosuna köle olan bir kimsenin rakamlara olan efendiliği, teşbihte hata olmaz, bir kedinin kendini yaşadığı evin efendisi sanmasına benzer. Rakamların mutlak efendisi nasıl ki bilgisayarlar ise, evin sahibi de genellikle kedi değildir. Bu da sana, "metaforların efendisi" GHK'dan çam sakızı çoban armağanı bir ego dersi olsun.
 


Medyakedisi Notu: Aslında tek yazı olarak planlanmıştı. Lakin okur dostlardan adeta email yağmuru yağdı ve ben de ıslandım. Bu konuyu uzatmamı istiyorlar. Tek yazı yetmez diyorlar. O yüzden ilgili dersler devam edecektir.


GHK

"GÜCÜ GÜÇSÜZLÜĞÜNDE"

 

03.01.10


BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR



HENÜZ BU YAZIYA YORUM YAPILMAMIŞ.




Son Haberler

Serbest kalan komutanları örnek göstererek isyan etti!

TRT nin tanımı değişti! Haberi gerçekleşmeden yapan kanal!

İlginç analiz! Pamuk un göbeğinin çıkıntısı ne anlama geliyor?

Bu yorum Baykal ı çok kızdıracak!   Türkiye nin asıl sorunu...

Çölaşan dan ilginç   Kamyon   yorumu! TRT o gün ne yaptı?




Medya Faresi
www.medyafaresi.com

"Türkiye'nin Özgür Sesi"
2003 - 2009 ©
Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Medyafaresi İHA Abonesidir.