Yıldız: Partisini bırakanlar Erbakan'ı 28 Şubatçılardan daha çok yaraladı

28 Şubat davasını yakından takip eden gazeteci Müyesser Yıldız yargılananlara verilen müebbet hapis kararlarını ve 28 Şubat davasını değerlendirdi. Yıldız, Erbakan’ı esas yaralayan şeyin 28 Şubat kararlarından çok partiden ayrılan isimlerin olduğunu dile getirdi.

Eklenme: 16 Nisan 2018 12:28 - Güncelleme: 16 Nisan 2018 12:32

28 Şubat davasında 68 sanığa beraat, 21 sanığa müebbet hapis kararı çıktı.

Davayı yıllardır yakından takip eden gazeteci Müyesser Yıldız, Zafer Arapkirli'nin sunduğu Seyr-i Sabah programında davanın gidişat ve sonuçlarını değerlendirdi:

"Davada taraf yapılanların davayla ilgisi yok"

"Karardan sonra yansımalara baktım. Mağdurlar konuşmuş. Fakat bu sanıklar vazife görmekten, hükümete darbe yapmaktan dolayı suçlandılar. Davada taraf yapılan Erdoğan'ın kızları olmak üzere kimsenin konuyla çok alakası yok gibi duruyor. Hükümete darbe olduğu için bundan tazminat talebi olabilecek tek kişi dönemin başbakan yardımcısı Tansu Çiller ve başbakanı merhum Necmettin Erbakan'ın varisleri olabilir. Ama Erbakan'a bu kararları imzalatan Tansu Çiller'dir. Tamamen uzun süre kullanılabilecek kararlarla karşı karşıyayız. Mahkeme öncesinde ve konuşulanlarda Erbakan'a bu kararların imzalatılması zorlamayla yapılmıştır deniyordu. Tansu Çiller bunu kesin bir dille reddetti 'Ne münasebet' dedi.

Davanın FETÖ'den yargılanan bir savcı tarafından hazırlanmış olması söz konusu. Bu asla reddedilmedi. Mustafa Bilgili'ye sorgusunda hiçbir şekilde bu 28 Şubat iddianamesi hazırlanması sorulmadı. Bunu hep kendisi, kendi isteğiyle anlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Yargılama hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleşmiştir' dedi. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ sanığı, belgeleri inceleyenler TÜBİTAK FETÖ sanığı, hakimler FETÖ sanığı… Bu davanın yeni baştan ele alınması gerekirdi, hukuk tecelli etti diyebilmek için.

Zamanın YÖK Başkanı Kemal Gürüz mahkum edildi. Herkes sanıyor ki katsayı ve türban yüzünden mahkum edildi. Oysa aksine katsayıya Kemal Gürüz karşı çıkıyor. Türban yasağı ise 1989 yılında çıkmış Anayasa Mahkemesi kararı. 'Kemal Gürüz'ün denklik ve katsayı uygulaması olmasaydı FETÖ bütün üniversiteleri ele geçirecek' dedi bir FETÖ çatı davası tanığı. Peki biz bu konuda hangisine güvenip inanacağız?

"Bugünün değerleriyle geçmişi yargılamayız"

Bugünün değerleriyle dünü sorguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) iç hizmet kanununda Cumhuriyeti koruma kollama görevleri vardı. Bir takım şemalara gelince: Orada bir yanlışlık varsa fişleme yapıldıysa bunun lokomotifi Milli İstihbarat Teşkilatı'dır. Bütün alınan kararların altında Erbakan ve Çiller'in imzaları vardır. En tepeden en aşağı bütün birimlere irticayla savaşma görevi verilmiştir. 'Darbe teşebbüsü değil laikliği koruma mücadelesi mahkum edildi' derim ben kendim adına. Bugün zaten bu koruma kalmadı.

Benim Necmettin Erbakan hocayı tanıma fırsatım oldu. Onun en büyük özelliği kindar olmamasıydı. Eğer yaşıyor olsaydı bu dava açılmazdı, açılsa da o mahkemeye gelir ‘Yapmayın bunu' derdi. Erbakan TSK'dan çok kendisinden kopanlara küskün gitti. Bence partiden kopanlar onu 28 Şubat'tan daha çok yaraladı."