Topbaş'ın istifasının ardından kulisleri hareketlendiren Yıldırım iddiası

İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın istifasının ardından kulisleri hareketlendiren iddia...

Eklenme: 23 Eylül 2017 11:59 - Güncelleme: 23 Eylül 2017 12:04

Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül dün (22 Eylül 2017) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifası ile birlikte bir süredir AKP kulislerinde alttan alta konuşulan Başbakan Binali Yıldırım’ın 2019’da yapılacak olan yerel seçimlerde İstanbul için adaylığı daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandığnı aktardı.

Kadir Topbaş’ın dün istifa edeceği işaretini sabah saatlerinde Türk-İş ziyareti sonrası ilk kez Başbakan Binali Yıldırım verdi. Yıldırım, Topbaş’ın öğleden sonra bir açıklama yapacağını belirtince, istifa dışında bir beklenti kalmamıştı.

İktidar açısından işareti Binali Yıldırım verse de aslında haber bir gün önce CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Barış Yarkadaş’tan geldi. Barış Yarkadaş, geçen hafta Topbaş tarafından veto edilmesine karşın önceki gün katılmadığı toplantıda AKP’lilerce 5 imar değişikliğinin geçirilmesinin sonucunun istifa olacağını duyurdu. Yarkadaş, Topbaş’ın yakın çevresine istifa edeceğini açıkladığını ancak ABD’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “beklesin” dediğini kamuoyuna iletti. Erdoğan dün Türkiye’ye ayak basmasının ardından süreç hızlandı ve Topbaş da akşam saatlerinde istifasını açıkladı.


İmar değişikliği krizi sonrası Topbaş için “gitmesi için karar verildi, ancak zamanlama bekleniyor” anlamında “topal ördek” ifadeleri kullanılmıştı. Ancak siyasi kulisler Topbaş’ın neredeyse 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana gidici olduğunu gösteriyordu.

Damadı işadamı Ömer Faruk Kavurmacı’nın FETÖ tutuklanması sonrasında 2019’da adaylığının imkânsız olduğu görevden ayrılmasının da zamanlama konusu olduğu sürekli konuşuluyordu. Damadı Kavurmacı’nın tahliye edilip daha sonra tutuklanması aşamasında da 2019 vetosunun kesinleştiği belirtiliyordu.

Aynı süreç boyunca Topbaş’ın yerine parti kulislerinde Başbakan Binali Yıldırım adı alternatifsiz konuşulmaya başlandı. Özellikle MHP ile başbanlık sisteminde anlaşılarak referandumda bunun gerçekleştirilmesi sonrası Yıldırım’ın İstanbul’a gidişine ilişkin formüller daha da güç kazandı. Yıldırım’ın siyasal değil daha çok icraatçı ve projesi nitelikleri ile İstanbul’da belediyeyi AKP’ye kazandıracağı konusunda yaygın bir görüş birliği oluştu. Topbaş istifası eder etmez de Yıldırım’ın adaylığı partinin farklı farklı kesimlerinde açıkiça ifade edilmeye başlandı.

16 Nisan korkusu

Bugünden itibaren Topbaş’ın yerine kim getirilirse getirilsin AKP kulislerine göre çok büyük bir sürpriz olmazsa Binali Yıldırım 2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde AKP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı olacak. Binali Yıldırım’ın adaylığı 16 Nisan Başkanlık referandumundan AKP’nin ilk kez İstanbul’da yenik çıkması da güçlendiriyor. Yıldırım’ın kavgacı olmayan projeci kimliğinin diğer partilerden de oy alma konusunda avantaj olacağı görüşü seslendiriliyor. Yıldırım’ın adaylığı seçimlerin öne alınıp alınmayacağı konusunda da etkili olabilecek. Parti kulislerinde konu bu açıdan da konuşuluyor. Yerel seçimlerin öne çekilmesi için anayasa değişikliği zorunluluğu bulunuyor. Ancak 2019 Kasım ayındaki seçimler için böyle bir zorunluluk bulunmuyor. Bu nedenle Yıldırım’ın adaylığının Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin erkene çekilmesi için bir neden olabileceği görüşleri konuşuluyor. Aynı şekilde referandumda AKP, Ankara’da da geri düşmüştü. Henüz net olmamakla birlikte daha alttan alta, 16 Nisan korkusu nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediyesi için de yeni aday isimleri konuşuluyor.

16 ayda iki en üst gitti

Partide istifanın sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler de yapılıyor. Bu çerçevede Topbaş’ın istifası ile 16 ay önce 5 Mayıs 2016’da Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istifasının boyutları da ele alınıyor. İki istifa ile ilgili “16 ayda en üst düzeyde bir Başbakan gitti, bir de Türkiye’nin ve partinin en büyük ve en önemli ili olan İstanbul’un başkanı da gitti. Her ikisi de giderken neden istifa ettiklerini bile açıklamadılar” görüşleri dile getiriliyor.

Muhalefet ise bu durumun uzun zamandır oluşan ve 16 Nisan’da hayata geçirilen tek adam yönetiminden kaynaklandığı, genel başkan dışında hiçbir makamın gücünün bulunmadığı değerlendirmeleri yapılıyor.