Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç gerginliğinin perde arkası!

BU HABER BAŞKA YERDE YOK- Medyafaresi.com yazarı Enis Ersoy Ankara'nın derin gündemini büyüteç altına aldı. Bakın aslında neler oluyor?

Eklenme: 13 Kasım 2013 15:42 - Güncelleme: 02 Nisan 2016 03:40

Fitne ile fücurla alakası yok, teşhis belli. Erdoğan-Arınç gerginliği Ak Parti’de yaşanacak büyük depremin öncü sarsıntısıdır.

Siyaset bazen çok karmaşıktır, bazen de çok basit. Başbakan, Bülent Arınç’ı ilk kez çiğnemedi. Gezi olayları sırasında da ofsayta çıkardı. Aynı Arınç neden o gün, “düzeltme bekliyorum, benim bir özgül ağırlığım var” demedi?

Bülent Arınç, kriz sonrasındaki ilk grup toplantısına katılmadı. Deniz Kuvvetleri Komutanı’na yaptığı hayırlı olsun ziyareti uzamış, salona geç girip dikkatleri üzerine çekmek istememiş. Ev sahibine, “grup toplantımız başlıyor, bana müsaade” demesinin önünde bir engel var mıydı?

Arınç, beklediği düzeltmeyi yapıp yapmayacağını görmek için Başbakanı televizyondan izlemeyi tercih etti. Peki, hiçbir mazereti olmadığı halde toplantıya katılmayan bazı bakan ve milletvekillerinin durumunu kim izah edecek?

Sözü dolandırmanın gereği yok, AKP’de bugün yaşanan krizin adı, milletvekillerine 3. Dönem sınırlamasıdır. Partinin 73 ağır topu, tüzük değişmezse meclise veda edecek. Belediye başkanlığı ya da parti yönetiminde yer almaları garanti mi? Ya da bulsalar bile bu makamlar onları ne kadar mutlu edecek?

Mesela Bülent Arınç’ın, Bursa ya da Manisa’ya belediye başkanı olduğunu düşünün. Düne kadar görüşebilmek için kapısında bekleyen isimlerden biri bakan olmuş, o da ondan ödenek istiyor. “Aman bakanım, canım bakanım, bizim şu işi bir halletsek…” Olacak iş mi?

Hadi, Bülent Arınç parti yönetimine geçti, diğerleri ne olacak? Mesela Binali Yıldırım. İstanbul’a aday olmak istediği konuşuluyor. Başbakan İzmir’de ısrar ederse ne yapacak? Kazanması çok zayıf bir ihtimal. Hani kabinenin en başarılı bakanıydı, bu mu ödülü?

Mesela Cemil Çiçek. Büyük ihtimalle, bakanlıklar semtinde sandalyesini atmış otururken, meclisi onun üzerine inşa ettiler. Bildim bileli milletvekili, onsuz bir meclisi ben düşünemiyorum, o nasıl düşünsün?

Ak Parti için o 73 ismin hepsi birbirinden önemli. Kimler yok ki, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Beşir Atalay, Faruk Çelik, Mehdi Eker, Sadullah Ergin, Egemen Bağış, Hayati Yazıcı, Taner Yıldız, Nihat Ergün, Hüseyin Çelik…

Sözün özü, bugün ağzını açan, “siyaseti mevki, makam için yapmıyorum. Partimin neferiyim” diyorsa da siz inanmayın. Herkes beklemede, tüzük değişir de meclis yolu açılırsa sorun yok. Garantili yerlerden aday gösterilenler de sorun çıkarmaz.

Eh hadi birkaç ismin de “buraya kadarmış, başbakanımızın canı sağ olsun” deyip kenara çekildiğini düşünelim. Geriye kalanların isyan bayrağını açacağı garantidir. Sadece kimin etrafında birleşeceklerini bugünden kestirmek mümkün değil.

Unutmayalım, siyasette ‘kendim için bir şey istiyorsam namerdim’den büyük bir yalan yoktur.

http://twitter.com/enisersoy35