ŞOK'un değeri Migros'u ikiye katlamışken, satış dedikodusu nereden çıktı?

Ekonomist Besim Üstün'den ilginç analiz.

Eklenme: 04 Ekim 2019 11:07 - Güncelleme: 04 Ekim 2019 11:12


Ticarete Siyaseti Bulaştırırsan Belediyeler Viagra ve Prezervatif De Üretir!

Besim Üstün

Bugün yeni açıklanan YEP üzerine yazacaktım. Bazıları Türkiye’nin hiçbir sistemik sorunu yokmuş ve alınan ekonomik önlemlerle enflasyon 2020’de yüzde 5’in altına inecekmiş gibi müthiş bir pozitif hava estiriyorlar ya..

İnsanların satın alma gücü geçen yılın Ağustos ayına  göre neredeyse % 50 azaldı, perakende dahil birçok sektörde nakit sıkıntısı had safhada, reel ekonomi daralan talep nedeniyle tıkanmanın eşiğine gelmek üzere, üretmek hala cazip olmaktan uzak, dolarizasyon tam gaz devam ediyor ama makro ekonomide işler çook  tıkırında! 

Sanırım verilerle o kadar çok oynandı ki artık iktidarın kendisi bile neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemiyor ve o yüzden masa başında hayallerindeki ekonomiyi üretiyorlar!   

İşte bunları yazacaktım ama son birkaç gündür İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sahibi olduğu Hamidiye Suları üzerinden süren tartışma başka bir konuya dikkatimi yöneltti. Tartışmanın konusu CHP’li İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini kazanınca belediye tarafından işletilen doğal kaynak suyunun AK Parti’nin etkisiyle yönetilen bazı kuruluşlar tarafından  satın alımının kesilmesi..

Böylece belediye gelir kaybedecekmiş ve yeni Başkan İmamoğlu başarısız olacakmış! Hatta bu su kaynağı bir Osmanlı emanetiymiş belediye işletmeliymiş.. İddia bu.. (Komediye de bakın Osmanlıcı AK Parti Hamidiye suyunu öldürmeye çalışırken, Atatürkçü CHP Osmanlı mirası Hamidiye suyuna sahip çıkıyor!)  

Yani bu ne demek? Bu kuruluşlar AK Partili belediye başkanı zamanında, rasyonel kararlarla değil sadece AK Partili Başkan başarılı olsun diye Hamidiye suyunu kullanıyorlarmış.. CHP’liler şimdi diyorlar ki bu rasyonel olmayan karar düzeni devam etsin! Yani çarpık düzen değişmesin..

Hamidiye suyu partizan devletin gölgesinde yaşasın, çoğu devlet kurumu da kazıklanmaya devam etsin! Aslında birileri popülizmden yararlanarak siyasi güç elde  ederken asıl kazıklanan halk olsun!

Hiç kimse de sorulması gereken şu soruyu sormuyor: Yahu gerçekten belediye niye su işinde? Niye su ticareti yapar ve piyasayı bozar? 

Örneğin niye CHP’li Eskişehir Büyükşehir Belediyesi dahil süt işine girdi? Niye belediyeler ekmek üretir? Niye piyasayı düzenlemek için sebze meyve işine girer? Niye eğitim işine girer kurs satar? Tüm bunların serbest piyasa ekonomisinde yeri nedir?  

Yoktur. Tüketicinin böyle korunmayacağını ekonomiyi iyi bilenler bilir.  Ekonomistler ekonomi yönetimini kötü yönetenlerin tribünlere oynayıp, başarısızlıklarının oya tahvil etmek için böyle davrandıklarını bilir.

Belediyelerin ana iştigal konuları bellidir, Belediye, “kanunlarla münhasıran başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalle müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar veya yaptırır, gerekli kararları alır, uygular ve denetler.”

Ama siz serbest piyasa ekonomisinde “kamu çıkarını” iyi tanımlamazsanız, hala zihniyetiniz bırakın belediye yönetimini devlet ekonomi yönetiminde 1980 öncesi karma ekonomi döneminde, hatta devletçi ekonomi politikalar döneminde kalmışsa; belediyelerinizin görev şizofrenisi yaşaması kaçınılmaz olur. 

Çünkü nasıl ki devletin devamlılığı için ortak temel bir felsefeden beslenmiyorsak , ekonominin devamı için de ortak temel bir felsefeden beslenemiyoruz. Politik çıkarımıza göre herşeyi eğip bükebiliyoruz. 

Liberal ekonomide “kamu çıkarına olan” belediyelerin rekabetin çarklarını bozacak ticari işlere girmemeleri! “Kamu çıkarına” olan halkın fakirlik çemberinin  kırılması için “kamu çıkarının” siyasi türbülansa göre şekillenmemesi.

Liberal ekonominin doğal çarklarına  karşı kararlar veren iktidarlara demokratik sistem içinde kırmızı kart gösterecek kurumların olması.. Bu olmazsa gün gelir halkın yararına (aslında siyasal güç için) propagandasıyla muhafazakar belediyeleriniz viagra, değişimci belediyeleriniz prezervatif üretir size de bu garip gelmez!

Bu arada başka bir yazının konusu ama şimdilik kısaca bir konuya daha dikkat çekeyim.. Hamidiye suyunu yönetim değişti diye almadığı açıklanan kuruluşlar listesinde Denizbank, Kadir Has Üniversitesi, Şok Marketler de vardı. Yani listedeki diğer kuruluşlarla aynı kefede değerlendirilemeyecek kuruluşlar. Nitekim bu markalar  açıklamalar yaparak ya Hamidiye suyu hiç satmadıklarını ya da olan sözleşme fesihlerinin ticari nedenlerle gerçekleştiğini açıklamak zorunda kaldılar. 

Merak ettiğim bunun böyle olduğu çok açıkken bu kuruluşların niye listeye dahil edildiği.. Özellikle Denizbank ve Şok marketler.

Bu iki marka ile de son dönemde fazla uğraşılıyor gibi geliyor bana.. Denizbank’ın bankacılık hizmetlerinden şikayetle ilgili çok sayıda haber okuyorum. Birileri Denizbank’ın Sberbank’a  satışından rahatsız oldu sanırım..

Diğer taraftan Şok Marketler ısrarla bir görüşme olmadığını açıklamasına rağmen birileri ısrarla Migros’un Şok marketi alacağını gündemde tutuyor. Hem de biri borsaya baktığında Şok’un piyasa değerinin Migros’u ikiye katladığını şıpın işi görebilecekken!

Ama sorun yine başka galiba..Birileri serbest piyasa ekonomisindeki “görünmez eli” yanlış yorumluyor sanırım!