Şahin Alpay: 15 Temmuz'a kadar FETÖ’nün karanlık yüzünü göremedim

Eski Zaman yazarları ve editörlerinin de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu 11 sanıklı davanın görülmesine bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Eklenme: 05 Temmuz 2018 19:24 - Güncelleme: 05 Temmuz 2018 19:38

Mahkeme başkanı savunmalar tamamlanırsa dava hakkında yarın karar verileceğini belirtti

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan eski Zaman yazarları ve editörlerinin de aralarında bulunduğu  4'ü tutuklu 11 sanıklı davanın görülmesine bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Davada savunmasını yapan gazetenin yazarlarından Şahin Alpay, "Bu davanın ilk duruşmasında vurguladığım gibi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimine gelinceye kadar Gülen hareketinin karanlık bir yüzü olduğunu maalesef göremedim" dedi. Duruşma, İhsan Dağı'n avukatının yaptığı savunmanın ardından bugünkü oturum sona erdi. Duruşmaya yarın saat 10.30'da devam edilecek.

Alpay, "Gülen hareketine saygılı yaklaşmış olmamın yegane nedeni, ona toplum bilimsel açıdan bakmam oldu; asla herhangi bir aidiyet, mensubiyet gereği değil. " ifadesini kullandı.  

Şahin Alpay ve Nuriye Akman'ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunmasında, "NuriyeAkman'ın Fethullah Gülen ve Yakup Saygılı röportajlarını yaptığı dönemde bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma yoktu. Bir kişinin örgüte yardımla suçlanabilmesi için örgütün varlığını ve amacını biliyor olması gerekmektedir. Hukuk zorlanmamalı. Hukuk zorlanınca biz de nasıl savunma yapacağımızı şaşırıyoruz. Örgüt üyeliği için iradi bir bilinçle hareket edilmesi gerekmektedir. Kendisini tanıdığım kadarıyla müvekkilem hiyerarşik bir yapı içine girip başkalarından talimat alacak birisi değildir" dedi. 

Avukat Yazgan Nuriye Akman'ın beraatini talep ederek esas hakkındaki savunmasını tamamladı.

Şahin Alpay için savunmaya başlayan Avukat Yazgan, "Müvekkil, anayasal düzenin cebir kullanılarak devrilmesi değil bu düzene uyulması için çağrılar yapan yazılar yazmıştır" şeklinde konuştu. 

"Zaman'ın okurlarına hitap etmekte yarar gördüm"
Davada savunma yapan Zaman gazetesi yazarlarından Şahin Alpay, "İddianamedekilere ek olarak sunulan delillerin çoğu, tıpkı iddianamedeki delillerin tamamı gibi, Zaman gazetesinde yazdığım yazılardan oluşmakta. Evet, Zaman'da yaklaşık 14 yıl süreyle köşe yazarlığı yaptım. Ondan önce Cumhuriyet, Sabah ve Milliyet gazetelerinde de yazarlık ve editörlük yaptım.Zaman ciddi bir gazete olmak, toplumun tüm kesimlerine seslenmek arayışıyla çok farklı görüşte yazarlara sayfalarını açıyordu. Ben de özgürlükçü demokrasiyi savunan görüşlerimle, Zaman’ın okurlarına hitap etmekte yarar gördüm" dedi. 

"Zaman'da yazarak muhafazakâr kesimlerin demokrasinin ve hukuk devletinin erdemlerini kavramalarına bir katkım olabileceğini düşündüm" diyen Alpay, "14 yıldır köşe yazdığım gazeteye el konulmasına duyduğum tepkiyi göstermek amacıyla Zaman binasına gittiğim, orada bir de konuşma yaptığım doğrudur. O gün orada tepkilerini göstermek için sadece benim gibi Zaman yazarları ve çalışanları değil, başka gazeteciler yanında CHP milletvekilleri de vardı. Bunun neresi bir suç delili olarak mütalaa edilebilir, anlamak mümkün değildir" şeklinde konuştu.

Alpay, suçlama konusu Şubat 2015'te yayımlanan bir yazısı hakkında "Bu benim demokratik toplumun gereklerini hatırlatan şahsi görüşüm, Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünü kullanarak dile getirdiğim bir görüş" ifadesini kullandı. 

"Gülen hareketine saygılı yaklaşmış olmamın nedeni aidiyet gereği değil"
 Alpay savunmasında, "Gülen hareketine saygılı yaklaşmış olmamın yegane nedeni, ona toplum bilimsel açıdan bakmam oldu; asla herhangi bir aidiyet, mensubiyet gereği değil" dedi. 

Alpay, "Digitürk aboneliğinden ayrılarak, sadece izlediğim bir kısım kanalın değil, yıllardır içinde program yaptığım Mehtap TV'nin de platformdan çıkarılmasına tepkimi dile getirdim. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 13. maddesinde güvence altına alınan hakkımı kullanmaktan başka bir şey yapmadım. Bundan "müebbedlik" bir suç delili nasıl çıkarılabilir, anlamak mümkün değil" diye konuştu. 

Savcılıkça delil olarak sunulan çeşitli yazı ve demeçleriyle ilgili suçlamalara cevap veren Alpay, "O dönem başkalarınca dile getirilen benzer açıklamalardan örnekler okuyor. Evet, o zaman dile getirdiğim bu görüşlerim yanlış, temelsiz olabilir, ama ifade özgürlüğümü kullanarak dile getirdiğim, o günkü samimi görüşlerdir; bir suç oluşturmaz. Bu davanın ilk duruşmasında vurguladığım gibi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimine gelinceye kadar Gülen hareketinin karanlık bir yüzü olduğunu maalesef göremedim" ifadesini kullandı. 

"Tek adam yönetimine yöneldiğinde AK Parti'yi aynı kuvvetle eleştirdim"
Savcılığın suçlama delili olarak sunduğu  Koza İpek Holding'e kayyum atanmasının eleştirildiği 2015 tarihli bir yazıya ilişkin olarak Alpay, "Burada anılanlar sadece benim dile getirdiğim fikirler değildir. Toplumun geniş bir kesimi Koza İpek Holding'e kayyum atanmasına tepki göstermiştir. Burada anılanlar sadece benim dile getirdiğim fikirler değildir. Toplumun geniş bir kesimi Koza İpek Holding'e kayyum atanmasına tepki göstermiştir. AK Parti iktidarına her zaman nesnel bir bakışla yaklaştım, asla düşmanlık gütmedim. Ülkeyi demokratikleştiren reformlar yaptığı sürece yurt içinde ve dışında kuvvetle destekledim. 2011'den itibaren rotasını tersine çevirip tek adam yönetimine yöneldiğinde ise AK Parti iktidarını aynı kuvvetle eleştirdim. Çünkü hakkaniyet bunu gerektiriyordu" şeklide savunma yaptı. 

"Herhangi bir örgütten ya da kişiden talimat alarak yazmam asla söz konusu olamaz"
Alpay, hakkındaki AYM kararından okuduğu bölümle suçlamalara "...Yazıların FETÖ/PDY'nin amaçlarına hizmet etmek için yazıldığının kabulünü gerektiren nedenler iddianamede somut olgularla açıklanmamıştır. Yazılarımda ele aldığım konuları herhangi bir örgütün perspektifinden değil, bağlı olduğum özgürlükçü-çoğulcu demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açısından yorumladım. Herhangi bir örgütten ya da kişiden talimat alarak yazmam asla söz konusu olamaz. Bu iddiayı kişiliğime karşı yapılmış bir hakaret telakki ediyorum. Yazılarımda "silahlı terör örgütüne üye olduğumu, Anayasa'ya aykırı davrandığımı gösterecek en küçük bir delil bulunması söz konusu değildir. Suçlama konusu yazılarımda sadece kamuoyunu da yakından ilgilendiren 17- 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili olarak kamuoyunun bir kesiminin ve muhalefet partileri liderlerinin dile getirdiklerine benzer görüşleri dile getirdim" şeklinde cevap verdi. 

Tutukluluğu hakkında AYM ve AİHM tarafından verilen ihlal kararlarından bölümler okuyan Alpay, "Gülen hareketi ile ilgili hayal kırıklığım 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimiyle patlak verdi. İtiraf edeyim ki, 15 Temmuz'a kadar hareketin gayrimeşru işlere karışan bir karanlık yüzü olduğunun bilincinde değildim. Şurası muhakkak ki, Gülen hareketinin bir suç örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olsaydı, bir gün bile Zaman’da yazmayı sürdürmezdim" diyerek savunmasını tamamladı. 

Duruşmaya verilen yarım saatlik aranın ardından Alpay'ın avukatı Aynur Tuncel Yazgan, esas hakkında savunmasını yaptı.

Yazgan, mahkemeye yeni bir delil sunulduğundan dün haberdar olduklarını ifade ederek bunun usul ihlali olduğunu söyledi. Tuncel, belgenin, başka bir dava dosyasında yer alan bir ByLock konuşmasında Şahin Alpay'ın isminin geçtiği bir bölüm olduğunu ifade etti.

Yazgan'ın esas hakkındaki savunmasının ardından tutsuz yargılanan İhsan Dağı, savunma yaptı. Yazılarında şiddeti övmediğini söyleyen söyleyen Dağı savunmasında şunları söyledi: "Mütalaada terör örgütü propagandası yapmakla suçlanıyorum. Propaganda kastım olsa gazete yazılarıma son vermez, TV programlarına çıkmaya devam ederdim. Oysa ben 2014’te gazete yazılarıma son verdim, 2012’den itibaren de hiçbir TV programına katılmadım. FETÖ hakkında verilen ilk mahkeme kararından 2.5 yıl önce, MGK kararından 2 yıl önce gazetede yazmayı bırakmıştım.

Hayatımın hiçbir döneminde şiddeti öven veya teşvik eden bir yaklaşım içinde olmadım. İfade özgürlüğü ve eleştiri hakkı ise demokratik devletlerde yasalarla güvence altınan alınan bir haktır.

Benim yazılarımın hiçbirinde şiddeti öven ifadeler yoktur. Hak ve özgürlükleri savunarak terör örgütü propagandası yapılamaz. Yazılarımda terör örgütü propagandası suçunun ne maddi ne manevi unsurları bulunmamaktadır."

Beraatini talep ederek savunmasını tamamlayan Dağı'nın ardından avukatı Mahir Orak savunma yaptı. Dağı'n yazdığı dönemde Zaman gazetesi hakkında herhangi bir toplatma veya yasaklama kararı bulunmadığını söyleyen Orak, "İçeriğine ne iddianamede ne esas hakkında mütalaada değinilmeyen dört yazıyla müvekkilim “terör örgütü propagandası” yapmakla suçlanıyor. Bir yazının veya sözün terör propagandası olarak görülmesi için terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini övücü ve teşvik edici içerikte olması gerekir. Müvekkilimin işlemediği bir suçtan dolayı bu kadar uzun süredir yargılanması başlı başına bir hak ihlalidir" dedi. 

Duruşmanın bugünkü oturumu, Orak'ın İhsan Dağı'nın tüm suçlardan beraatini isteyerek tamamladığı savunmasının ardından sona erdi.

Duruşmaya yarın 10:30’da devam edilecek.