Mustafa Çalışkan 15 Temmuz gecesi yaşananları anlattı: Bir daha böyle bir işe kalkışma ihtimali...

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz hain darbe girişiminde yaşadıklarını ilk kez Habertürk TV'de Didem Arslan Yılmaz'ın moderatörlüğünde yayınlanan 15 Temmuz özel programında anlattı.

Eklenme: 16 Temmuz 2018 12:18 - Güncelleme: 16 Temmuz 2018 12:25

Çalışkan, "Bir daha böyle bir işe kalkışma ihtimali çok zayıf. Bizim aslarımız emirlerimizi yerine getiriyor. Türk devletini yönetenler bu iradeyi kullanıyor. Ben umutsuz değilim. Ameliyat geçiriyorsunuz, belli bir süre alıyor. Bu da belli bir süre alıyor" dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz hain darbe girişiminde yaşananları Habertürk TV'de anlattı.

Çalışkan, "15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi ve Milli Vuruş" kitabında 15 Temmuz gecesinde yaşananları anlatırken, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, Habertürk yazarları Muharrem Sarıkaya,  Nagehan Alçı, Nihal Bengisu Karaca, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, emekli Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçok, gazeteci Nedim Şener'in sorularını yanıtladı. 

Habertürk'te Didem Arslan Yılmaz'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen özel yayında darbe girişiminin üzerinden geçen iki yılda yaşananlar ve o geceye ilişkin değerlendirmeler yapıldı. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın Habertürk TV'de yaptığı değerlendirmeler şöyle: 

15 Temmuz gecesi neler yaşandı: Biz terör şube müdür, istihbarat şube müdürümüz ve müdür yardımcımızla beraber terör operasyonu ile ilgili odamızda çalışma yapıyorduk. O sırada yardımcıma telefon geldi. Darbeden önceki 6 ayı incelediğimizde İstanbul’u incelediğimizde Sultanahmet, İstiklal, Vezneciler ve havalimanındaki saldırılar normal terör saldırıları değil. Biz altyapı çalışmaları olarak değerlendirdik.

Bunlar darbeye hazırlık şekilde yapılan, dışarıdan ve içeriden yapılan şeyler olarak değerlendiriyoruz. 100 civarında adresler var, bunlarla ilgili değerlendirme yapıyoruz. IŞİD olması ve kaynağın MTİ üzerinden gelmesi tabi ki bir takım soru işaretlerini getiriyor. Bu kişilerle ilgili adresler var, bunları araştıracağız.

Sonra benim yardımcıma telefon geldi, rütbeli birisinin aradığını darbe yaptıklarını, laubali şekilde teslim olun şeklinde olunca çok ciddi bir şey olmadığını, bir meczubun bu tür olabileceğini değerlendirdik, çok ciddiye almadık. Saat 21.00 suları. Daha sonra biraz daha ilerleyen vakitte Beylerbeyi'nde polislerin silahların askerler tarafından alınması gibi bir şey olunca beni rahatsız etti. Normal gelmedi. Olduğumuz yerden fırladık. Hızlı bir şekilde normal olmadığını değerlendirdik. O sırada bize bir bilgi gelmiyordu.

Ben köprüdeki polisleri yönetmedim, bütün İstanbul’u yönettim, 27 farklı noktada mücadele ettik. Bazen savunma, bazen saldırı, bazen başka türlü biz bu mücadeleyi yaptık. Burası harekât merkezi gibi oldu. Toprağın üzerinde operasyon planlarınız serersiniz, oradan yönetirsiniz şehri. 27 farklı noktadan arkadaşları yönetmeye çalıştım. Sabah 06.00-07.00 civarı askerler teslim olduğunda bu kırılma noktasıydı. Birçok yerde pek çok kişinin gardı düştü.

Akşam 10.00-11.00’den itibaren Allah bir sabır verdi, dengeyi kaybetmemeyi çalıştık. Dengeyi kaybetmemek kolay bir şey değil. İnsanlar şehit oluyor, yaralanıyor, tank uçaksavar kullanılıyor. Böyle bir ortamda dengeli olmak kolay değil. Sabah da askerler ellerini kaldırdığında vatandaş çok kızgındı. Vatandaş yüzde 100 haklıydı. Çocuğu arkadaşı kardeşi öldü.

Benim yakın korumam şehit oldu, diğeri ağır yaralandı. Özel kalem müdürüm yaralandı. Bunlar olurken sizin çok dengeli olmanız, biz uzun yıllar işin içinde olduğumuz için dengeyi kurmamız kolay oldu ama vatandaşın bu dengeyi kurması zordu. Yine de orada kafa kesme olayı olmadı.

Askerin köprüden atılması olmadı. Biz hızlı bir şekilde davrandık. Gaz kullandık, havaya ateş ettik. O söylentiler nereden çıktı bilmiyorum ama kesinlikle doğru değil. Sabah 08.30’a kadar köprüde kaldım.

FETÖ-PKK ilişkisi: Alınan bir PKK’lının ifadesinde net açıklamalar var. Kendilerinin bilginin geldiğini, ayın 15’inden sonra beklentiler olduğunu, kendilerine ikaz geldiğine dair ifadeler var. PKK ve FETÖ bağlantısı ile ilgili biz çok sayıda İstanbul’da aynı evde kalan PKK ve FETÖ sempatizanı ile ilgili ifadelere rast geldik. İfadelerde bunlar geçtiği için rahat konuşuyorum.

Şehitlerin hikâyeleri: Öncelikle üst rütbede destekler aldık, onlara müteşekkiriz, bizlere destek oldular. Ömer Halisdemir şehidimizdir, çok güzel bir semboldür. Bizim özel harekâtımız bombalandı. Özel harekâtçı kardeşlerimiz yandı. Belki vücut bütünlüğü bile kalmadı. Aynı şekilde çok güzel sembol olabilecek insanlar var. Bu konu çok işlenmedi, böyle bir isim de çıkmadı. İkiz şehit olanlar var, yakın korumamın hikâyesi var. Bunlar çok işlenmedi.

Tehdit geldi mi? Darbenin başlangıcında üzerimizde dolaşan helikopter tedirginlik oluşturdu. Ailem aklıma geldiğinde bir arkadaşıma çocuklarımı al herhangi bir yere götür diye talimat vermiştim. Aileme özel bir şey gelmedi. 2-3 günde adres değiştirdiler.

Polis telsizinin kullanılması iddiası: O telsiz doğru. O arkadaşın telsizinden konuştuğunu sonradan öğrendik. Orada takip edilirse, ben ısrarla kardeşim, arkadaşım şekilde hitaplarla ısrarla hitap etmeye çalıştım. O bize hakaret etti. O kişi şu an cezaevinde.

15 Temmuz gecesi İstanbul polisi: Hiçbir arkadaşımdan şüphe etmedim, tereddüt etmedim. Beni haklı çıkardılar. Silahım yok, görevim değil, karşımızda asker, tank var demedi. Onlarca arkadaşıma ben ölüm emri verdim. Gerekirse ölün ama orayı alın, ölün ama tank geçmesin diye talimat verdiğimde, teşkilatım ve milletim adına öğünerek söylüyorum, emredersin diye hepsi koştu.

Bir kez daha yaşanır mı? At sahibine göre bir atasözü var. Bizim polisimiz, kendi yöneticilerine, idarecilerine çok ciddi itaat ederler. Biz bir operasyon yedik. Ama vatandaşımız çok rahatsız olmasın. Bir daha böyle bir işe kalkışma ihtimali çok zayıf. Bizim aslarımız emirlerimizi yerine getiriyor. Türk devletini yönetenler bu iradeyi kullanıyor. Ben umutsuz değilim. Ameliyat geçiriyorsunuz, belli bir süre alıyor. Bu da belli bir süre alıyor.

Bulunan patlayıcılar: Başarı sadece Mustafa Çalışan isminin geçmesi beni mutlu etmez, 35 bin polisle bu başarı elde edildi. Sadece köprü havalimanı değil, 27 farklı noktada sıkıntılı şeyler yaşadık ki bunlar belki de uzun uzun anlatılmalı. Patlayıcılarla ilgili kısımla tahkikatlar yapılıyor ama bildiğimiz normal darbe girişimlerinde bu tür şeyler olmaz diye düşünüyorum. Patlayıcılar, fünyeler, el bombalarını halk için mi kıllanacaksınız? Patlayıcılar ile ne yapacaksınız? Kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Havalimanında kontrolün sağlanması: Cumhurbaşkanımızla birkaç telefon görüşmemiz oldu. Direkt İstanbul’a geleceğini söylemdi. Havalimanında, pistte kulede durum nedir diye sorunca ben yorum yaptım. Ben farklı bir yerdeyim ama ne kadar sürede alırsın diye sorusu oldu, 10-15 dakikada ele geçiririz dedik. Çok hızlı bir şekilde kuleyi arkadaşlarımız ele geçirdi ve cumhurbaşkanımızın İstanbul’a inişi için gerekli tertibatı aldılar.

Köprüde ateş açılması: Defalarca anons yaptık, ikaz etmek istedik, o kriminal şahıs ve oradakilerin hepsi darbe olduğunu bal gibi biliyorlardı. Sabaha kadar ateş ettiler. Bile bile insanları katlettiler. Oradaki er ben milletime ateş etmem diye silahını bırakacaktı. Darbe olduğundan hepsinin haberi olduğunu adım gibi biliyorum.

Köprüde niye müdahale edilmedi: Köprüde müdahale edebilirdik, düşündük. Orada biz o dengeyi kurmasaydık, karşımızda tanklar, uçaklar vardı, inanılmaz silahlar vardı. Biz o dengeyi öyle bir kurduk ki, onlar o silahları kullanamadılar. 4 defa tankla, çok defa uçaksavarla ateş ettiler. Biz orada tüm talimatlarımı verirken 10 yıl, 305* yıl sonrasını düşünerek talimatlar verdik. Biz bu kurumlarla bu devleti yöneteceğiz. Biz bunları düşünerek talimatlar verdik. Hiç haddi aşamamaya çalıştık.

Tehdit bitti mi: Diyemeyiz. Bu kanser gibi bir şey. 40 yılda yapılanı 3-4 senede bitirme imkânı yok. Sayın Cumhurbaşkanı ve kurumların kararlı ve samimi duruşuyla bunlara diz çökecek.

Terörle mücadele kanunu: Bazı eksiklikler var ki bu tür garipliklerle karşılaşıyoruz. Darbenin kırmızı kitabı tamamen bulundu mu emin değilim.

Kalan kısımları tehdit midir: Karşılarında polis teşkilatı, gerçek bir jandarma teşkilatı var. Sanal değil, bunların payandası olmayan, devletin emrinde olan kurumlar olduğu için bu iş neticelenecek. Biz kurumlara güvenelim.

Polis teşkilatı içindeki FETÖ’cü: O gece, sadece Mithat Aynacı denilen kişi böyle bir işe girişti ve anında alındı. O kişi alındığı an, fotoğrafını çekin, her yere yayın ve bu tür kişiler varsa tespit edelim. O gece sadece 1 kişiydi. Bunu da ben kişi olarak saymıyorum.

Tanklar köprüye nasıl geldi: Köprüde ilk etapta tank yoktu. İlerleyen saatlerde geldi. O askeri araçlar gelir gelmez, irtibat kuruldu, oraya intikal ettik, mücadele başladı. Bundan sonraki tankların ve karargâhların yerleri değiştirildi. İstanbul içinde tank yok denilecek kadar az.

Eylem planı hazırlandı mı: Biz damdan düştük. Artık alınacak tedbirlerle ilgili birçok eylem planı bütün kurumlar çalıştı, çalışıyor. Bir daha damdan düşmek istemiyoruz, tedbirliyiz.

15 Temmuz’un kırılma anı: Kırılma anı denen zamanlar vardı. Bir tanesi inisiyatif kullanma bu işin kırılma anıydı, silah kullanma, ölüm emri verme bunlardan biriydi. Kışlaların ve askeri tesislerin korunması, havalimanının açık tutulması, Whatsapp grubunun ele geçirilmesi kırılma anıydı. Allah bir daha böyle bir şey yaşatmasın. Benim bu kitabı yazma sebebim, o gece kıyamet gibi bir geceydi, milletin kıyama kalkması ve milli vuruşu yapmasıydı. İstanbul emniyeti için söylüyorum, emeklerinin unutulmaması. Biz her şeyi unutuyoruz. Bir de yanlış haberlere yer vermemek için bu kitap oluştu.

Önleyici tedbirin alınamaması: Ben Sayın Hanefi Avcı’dan istihbaratı öğrendim. Biz yeterli istihbaratı alınırsa önlem almak kolay. İstihbarat alınamadı, değerlendirme yapılamadı. Bizim o organlarımızı iyi organize etmemiz gerekiyor.