Murat Kekilli: Korkularım yüzünden her şeyi geri çevirdim kendi isteğimle fişimi çektim

Deyim yerindeyse bir şarkı yaptı hayatı değişti. ‘Bu Akşam Ölürüm Beni Kimse Tutamaz’ dediğinde 2000’lerin başıydı. Şarkıyı dinleyip intihar edenler, banka soymaya çalışıp “O şarkıyı dinledik ve karar verdik” diyenler oldu...

Eklenme: 15 Haziran 2019 11:26 - Güncelleme: 15 Haziran 2019 11:29

Ve Murat Kekilli tüm bunlardan korktuğu için kendi deyimiyle fişi çekip Adana’ya gitti. Şimdi bir yandan yeni albüm hazırlığında ve bir yandan yeni dizisinde canlandıracağı ‘Seyfi’ karakterinin heyecanını yaşıyor.

Murat Kekilli, Posta'dan Oya Çınar'ın sorularını yanıtladı:

● Konserleriniz devam ediyor ama yakında ekranda oyuncu yanınızı da göreceğiz ilk kez. Bu kadar zaman sonra oyunculuğu deneme fikri nasıl gelişti?

Oyunculuk eğitimim olmadığı için gelen teklifleri nazikçe geri çevirmiştim hep. Bu sefer yönetmenimiz “Bu hikayede her karakterin yedeği var ama Murat Kekilli’nin yedeği yok” dedi. Hal böyle olunca benim de elim kolum bağlandı. Yani aslında rol yapmayacağım, kendimi oynayacağım.

● Nasıl bir rol?

Seyfi adında araba tamircisi olan bir karakteri oynuyorum. Seyfi’nin oğlu bir rock grubunda solist ama oğlunu bir kazada kaybediyor. Seyfi, oğlunun hayalini devam ettirmek için boynuna gitarı asıyor ve oğlunun yerine o gruba solist oluyor. Hikaye beş bölümlük mini bir dizi olarak TRT’de yayınlanacak.

NEVRİM DÖNDÜ ÖZEL HAYATIM KALMADI

● Sevdiniz mi peki, gelen oyunculuk tekliflerine daha sıcak bakar mısınız?

Dizi çekerken anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Nevrim döndü burada. Özel hayatım kalmadı. Evin yolunu unuttum. İki kere düşünürüm yine. Biz bir klibi maksimum 24 saatte çektiğimiz için, beş bölümlük dizi de beş gün sürer en fazla zannettim. 45 gündür setteyim. Girdim, çıkamıyorum. O yüzden oyunculara saygım çok arttı. Ne zormuş meğer.

● Son albümünüz 2014 yılında çıktı. neden bu kadar uzun aralar veriyorsunuz?

Albümüm hazır aslında ama dünyanın şu anki konjonktürü bazı şeylere izin vermiyor. Kafamı toplayıp stüdyoya girmem lazım. Ama o da bu koşullarda zor. Yakın zamanda Suriye’ye gittim. Oradaki açlığı ve sefaleti görünce bir süre kendime gelemedim.

● Suriye’ye gitme fikri nereden çıktı?

Oraya dünyanın her yerinden yardımlar gidiyor. Savaştan mağdur olmuş, annesini, babasını kaybetmiş çocuklar var ve travma yaşıyorlar. Moral için gidip konser verdim. Bir sürü çocuk hayatında ilk kez bir gitara dokundu. “Saçınız gerçek mi, neden siyah giyiyorsunuz?” diye soranlar oldu. Oradaki yaşantıdan bir saatte olsa koptular. Yolcu uçağı geçerken bile sıraların altına saklanan o çocuklar bir anda hayata döndüler. Bu da beni çok mutlu etti.

MÜZİĞİM DIŞINDA HER ŞEY KONUŞULUYORDU

● Siz şöhretinizin tepesindeyken Adana’ya, doğduğunuz yere döndünüz. nasıl bir ruh hali sizi oraya döndürdü?

O süreçte ‘Bu Akşam Ölürüm’ şarkımdan dolayı intiharlar alıp başını gitmişti. İnsanların bireysel yaptığı şeyler için beni sorumlu tutanlar oldu. Banka soyan iki çocuğa “Neden yaptınız?” dediklerinde “Murat Kekilli’nin şarkısını dinleyip yaptık” dediler. Müziğim dışında her şey konuşulmaya başlamıştı. Ben de alıp başımı gittim.

● Psikolojik olarak yük mü oldu size?

İster istemez çünkü öyle enteresan olaylar gelişti ki… Ali Kırca’nın programına çıkmıştım. Hayatımda sadece bir kere Unkapanı’nda karşılaştığım biri programa bağlandı ve yalan yanlış şeyler anlattı. Neyin içine düştüğümü anlayamıyordum. Güya ben ona 1.000 lira verip kendimi ayağımdan vurdurmuşum… Olanları aklım almıyordu. Benim cebimde o zaman para yoktu ki sana 1.000 lira vereyim…

NE OLURSA OLSUN HİÇ ŞİKAYET ETMEDİM

● Siz de buradan kaçmak mı istediniz?

Bir nevi kendi isteğimle fişi çektim ve gittim. Ama konserlere devam ettim aslında. O dönem çok iyi dizi ve film teklifleri gelmişti. Dizi başına 50 bin dolar teklif edenler oluyordu, hiçbirini kabul etmedim. Korkularım yüzünden her şeyi geri çevirdim. Zaten hayatım boyunca parayla işim olmadı.

● Bugün bulunduğunuz yerden mutlu musunuz?

Hayatta iki türlü insan vardır: Şükreden ve şikâyet eden. Ben Adana’da varoş bir mahallede büyüdüm. Hiçbir zaman şikayet etmedim. Babam yakın zamanda rahmetli oldu. Babamı her gün üç-dört defa arardım. Elim hala telefona gidiyor. Altı kardeşiz. En büyük abim de rahmetli oldu.

● Ama o şartlarda konservatuar okumayı başarmışsınız…

Öğretmenlerim ve arkadaşlarım sesimin güzel olduğu konusunda beni yönlendirdi. Konservatuar sınavlarına girdim ve kazandım. Ama zaten bir yıl sonra bıraktım, bitiremedim.

İYİ OLAN HERKESTEN RAZIYIM İNSANIN İYİSİNİ SEVERİM

● Sizi tanıdığımızda 20’lerinizin sonlarındaydınız. Şimdi 50 yaşındasınız. Arada geçen zaman size ne ifade ediyor?

Valla ben yaşadığım toplumdan, Türkiye’den, Adana’dan, annemden, babamdan razıyım. İyilik ırka bakmaz. Savaş açmadığı, kötülük yapmadığı sürece Japonya’dan, İngiltere’den İsrail’den de razıyım. İnsanın iyisini severim.

● Siz İsrail’e kızıp şarkı yapıyorsunuz. Hollanda’ya kızıp konserinizi iptal ediyorsunuz. Fazla mı hassassınız acaba?

Ben bir sanatçıyım. Bazen duygularıma yenilebilirim. Benim kırmızı çizgim vatan, millet ve bayrak. O şarkıyı da kötü İsrailliler için yaptım. Bahsettiğiniz dönem İsrail, masum Filistinlileri öldürüyordu ve orada tüm derdim masum sivillerdi. Isırılan, hor görülen hep Filistinliler oldu.

● Türkiye’de aynı şekilde mağdur gördüğünüz bir kitle var mı?

Zaman içinde mağdur bölgeler olmuştur tabii, hatta vardı ve gözümle gördüm. Ama şunu söylemek isterim. Mağdur bölgeler sadece Doğu’da değil. Ben bir gün Yozgat’tan geçiyordum mesela, dedim, “Burası Diyarbakır’dan daha kötüymüş.”

OSMANLI RUHU UYANMALI

● Sizce bugün bize iyi gelecek olan ne?

Valla ben hep söylerim: Osmanlı ruhu uyanmalı. Osmanlı ruhu her şeyden önce eşitliği ifade ediyor. Osmanlı “Şu Rum, bu Ermeni” diyerek kimseyi ayırmadı. Herkesi kucakladı. Her anlamda özgürlük verdi.

Emperyalist değildi. Emperyalizm dilini, dinini değiştirmektir. Bakın İngiltere’nin yaptıklarına. Emperyalizm işte onların yaptığıdır. Osmanlı’da emperyalizm yoktur. Sırpların, Boşnakların kimsenin dilini değiştirmedi. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldı ama çok eşitlikçi bir sistem kurdu. “Hepinizi Müslüman yapacağım” demedi. Her millet bir arada huzur içinde yaşadı. Bize o ruh lazım işte.

● Bu anlamda günümüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim için Mardin en büyük semboldür. Gidin Mardin’e her milletten insan bir arada huzur içinde yaşar. İsteyen yılbaşını kutlar isteyen Cuma’sına gider. Açgözlülük ve petrol yüzünden, çirkin siyaset yüzünden bugün abuk sabuk şeyler yaşanıyor.

Neymiş efendim ‘güneşin batmadığı ülke’ymiş. Ben tarih okuduğum için biliyorum. İngiltere’ye ‘güneşin batmadığı ülke’ diyorlar. Ama güneşin batmadığı ülkenin siyaseti yüzünden her yerde güneş batıyor. Kimsin sen abi? Kim veriyor sana bu yetkiyi?

● Bu konulara bu kadar kafa yorduğunuz için mi müzikten bu kadar uzaklaştınız acaba?

Ben müzikten asla uzaklaşmadım. Konserlerime asla ara vermedim ama albüm konusunda evet uzun aralar veriyorum. Çünkü dünyadan bihaber yaşamıyorum. Bir yerde bir acı yaşanıyorsa benim de acım o. Afrika’da açlıktan ölen her çocuk için bizim de sorumluluğumuz var. Ben kendimi sorumlu hissediyorum. Zaten hep şunu derim, benim için her türlü servet haramdır. Senin çocuğun orada değil diye burada kendi servetini gönül rahatlığıyla yiyemezsin.

EVİMİN ÇATISI AKIYOR AMA BU HOŞUMA GİDİYOR

● Sizin de bir dönem çok büyük paralar kazanmış olmanız lazım...

Doğru, mantık olarak doğru. Ama ben gönül servetimi büyüttüm. Benim yüreğim insan sevgisiyle dolu. Şimdi çatısı akan bir evde oturuyorum.

● Nerede bu ev? Neden yaptırmıyorsunuz çatıyı?

Başakşehir’de. Öyle seviyorum ben. Hoşuma gidiyor. Evim var ki çatısı damlıyor. Arabam var ki lastiği patlıyor. Ben böyle bakıyorum olaya. Hatta kabul ederlerse tüm siyasi liderleri o çatısı akan evimde bir çay içmeye davet etmek isterim.

BENİM KAŞEM BÜTÜN ROCK'ÇILARDAN DAHA PAHALIDIR

● Siz hiç kendiniz için para harcamadınız mı?

Paylaşmak güzeldir. Dört tane yetim büyüttüm ben, sana öyle söyleyeyim. Bir gün desteklediğim bir vakıftan telefon geldi. “Murat Bey Afrikalı çocuklar için bir yardım konseri düzenleyeceğiz ama kaşeniz çok pahalı, biz o rakamı karşılayamayız. Bize biraz indirim yapar mısınız?” dediler. “Ne kadar gerekiyorsa üstünü ben veririm” dedim. İnanamadılar. Ben böyle bir adamım.

● Kaşeniz o kadar pahalı mı?

Evet pahalı. Bütün rock’çılardan daha pahalıyım şu anda. Yardım edecek çok insanım var çünkü.

TÜM OLAY GERÇEKLİĞİMDE

● ‘Bu Akşam Ölürüm’ şarkısının alametifarikası neydi sizce? Dünyaca ünlü yıldız Inna bile Türkiye’den sizi tanıdığını, o şarkıyı sevdiğini söyledi.

Beni yıllar önce bir ödül için davet ettiklerinde onlara şunu sormuştum. “Neden bu ödülü bana veriyorsunuz?” Şöyle dediler: “Çünkü siz gerçeksiniz!” Bence tüm olay burada. Ben sahiciyim, samimiyim. İnsanlar da hissediyor. O şarkının alıp başını gitmesi de benim onu çok içten okumam ve insanlara şarkının duygusunu çok iyi geçirebilmemden herhalde.

KENDİMİ HİÇ AFFETMEDİĞİM HATALARIM VAR

● Geriye dönüp bakınca büyük hata yaptığınızı düşünüyor musunuz?

Çoook hatalar yaptım. Kendimi hiç affedemediğim konular oldu.

● Neler mesela?

Söylemem çünkü rol model teşkil eder. Ben vizyon sahibi bir insanım. İyi yönlerimi örnek olsun diye anlatırım ama yanlışlarımı anlatmam.

● Sanat camiasından yakın dostlarınız var mı?

Olmaz mı? Çok sever, sevilirim. ‘Düş Sokağı Sakinleri’ni çok severim. Feridun Düzağaç’la birbirimizi çok severiz. Haluk Levent çok yakın arkadaşımdır.