Kulis: CHP'ye kırgın HDP seçmeni sandıkta ne yapar?

TürkiyeGündemi yazarı Enis Ersoy, YSK'nın iptal kararından sonra gözlerin çevrildiği İstanbul seçimlerinde değişen dengeleri masaya yatırdı: HDP’nin İstanbul’daki ilçe binalarında bir süredir toplantı üstüne toplantı yapılıyor. HDP’de, “CHP bizi sattı” diyenlerin sayısı giderek artıyor.

Eklenme: 07 Mayıs 2019 23:45 - Güncelleme: 07 Mayıs 2019 23:46

İŞTE ENİS ERSOY'UN YAZISI

Kim ne derse desin, Ekrem İmamoğlu’na İstanbul’u kazandıran HDP oylarıdır. Hesap açık, eğer HDP aday çıkarsaydı, yüzde 0.5 oy bile alsa koltuğa İmamoğlu değil, Binali Yıldırım otururdu. Parti yönetiminin “batıda AKP-MHP’ye kazandırmayacağız” mesajını alan seçmeni, blok halinde Ekrem İmamoğlu’na oy verdi.

Enis Ersoy

Şimdi yeniden sandığa gidilecek, peki HDP seçmeni İmamoğlu’na aynı desteği verecek mi, işte orası biraz şüpheli. Gelin bu iddianın sebebine bakalım.

Seçim sonrasında siyaset çevrelerinde en çok tartışılan konulardan biri cumhur ittifakı ortakları AKP ile MHP arasında bir çatlak olup olmadığıydı. Herkes, o yöne bakarken, çatlağın büyüğü tabanda işbirliği yapan CHP-HDP hattında ortaya çıktı.

HDP’nin, İmamoğlu’nu destekleme kararı, cumhur/millet ittifakları gibi resmen imza altına alınmadı ama adı konmamış işbirliği, seçim sonrasına dair HDP kadrolarında belli beklentiler yaratmıştı. Hatta belki de kendilerine bazı sözler verilmişti, bilemem.

İmamoğlu’nun mazbata beklediği günlerde, seçimleri kazanan CHP’li ilçe belediye başkanları koltuklarına oturunca, HDP yöneticileri de başkanların kapılarını çalmaya başladılar. Ancak karşılaştıkları soğukluk, HDP’lilerde büyük şok yarattı.

HDP’nin İstanbul’daki ilçe binalarında bir süredir toplantı üstüne toplantı yapılıyor. Partinin, taban üzerinde etkili isimleri, seçilen CHP’li belediye başkanlarının, değil bazı taleplerini karşılamak, kendileriyle tokalaşmaktan bile kaçındığını anlatıyor. Daha net söyleyeyim, HDP’de, “CHP bizi sattı” diyenlerin sayısı giderek artıyor.

HDP için ciddi kriz sayılabilecek bu durumdan acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın habersiz olma ihtimali var mıdır dersiniz? Hiç sanmam.

Peki, tam böyle bir ortamda, YSK’nın iptal kararını verdiği gün, 8 yıl aradan sonra avukatlarıyla görüştürülen Abdullah Öcalan’ın, mesajlarının kamuoyuna duyurulmasına ne demeli?

PYD’den Türkiye’nin hassasiyetlerine dikkat etmesini isteyen Öcalan, açlık grevindeki yandaşlarına da eylemlerini sona erdirme çağrısı yaptı.

Öcalan, önümüzdeki günlerde mesela, kardeşinin bir ziyareti sonrasında “CHP ile ortaklık bize fayda sağlamıyor” gibi bir mesaj verirse, bunun İstanbul’daki HDP seçmeni üzerinde yaratacağı etkinin ne olacağı çok açıktır.

Parti yöneticilerinin YSK kararını hedef alan ağır eleştirilerinin, “31 Mart kararımızın arkasındayız” açıklamalarının hiçbir anlamı kalmaz.

Öcalan’ın doğrudan CHP’yi hedef alacak bir açıklamasının, cumhur ittifakında kriz yaratma olasılığı da yoktur. Devlet Bahçeli, buna kızıp CHP’ye sahip çıkacak değil ya?

Sonuç olarak; YSK’nın iptal kararı bugün Ekrem İmamoğlu’nu mağdur hale getirdi. Belki 31 Mart’ta AKP’ye oy veren seçmenlerden bir kısmı, mağdurun yanında olmayı tercih eder. Küçük partiler adaylarını geri çeker, İmamoğlu’nu destekler. Ama bu taraftan gelecek oy, HDP’den eksilme ihtimali olan oyların yerini doldurur mu, şimdilik bunu kestirmek mümkün değil. Ama bir gerçek var ki; CHP, HDP’den gelen oyları koruyamazsa İmamoğlu’nun işi çok zora girer.

ENİS ERSOY / TÜRKİYE GÜNDEMİ