İstanbullu Gelin dizisinin yazarı karakterleri hastalarından ilham almış

İstanbullu Gelin dizisinin ekranda yer alma hikayesini paylaşan BUDAYICIOĞLU, psikolojik bir kitabın diziye uyarlanması noktasında yaşanan süreci anlattı.

Eklenme: 24 Nisan 2019 15:48 - Güncelleme: 24 Nisan 2019 17:57

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Psikiyatri Günleri’nin Nisan ayı konuğu, “İstanbullu Gelin Psikolojik Bakış Açısı” konu başlığıyla söz konusu diziye ilham veren “Hayata Dön” adlı kitabın yazarı Uzm.Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU oldu.

Etkinliğe, Dr. Rıdvan Ege Konferans Salonu’nda Ufuk Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Op.Dr. Orhan GİRGİN, Mütevelli Heyet Üyeleri, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrencinin katılımı ile gerçekleşti.

“Hastalarımdan öğrendiğim bilgiler kitaplardan öğrendiğimden fazla”

 Uzm. Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU, psikiyatrinin diğer hekimlik alanlarından farklı olarak insan ruhunu tanıtması dolayısıyla ayrıştığına işaret etti.

 İnsanların herkesin gördüğü yüzünün yanı sıra sadece psikiyatristlerin fark edebildiği başka bir yüzü olduğunu ifade eden BUDAYICIOĞLU, hastalarından öğrendiği bilgilerin kitaplardakinden çok daha fazla olduğunu ve kitaplarında insanların kimseye göstermedikleri yüzlerini anlatmaya çalıştığını kaydetti.

İstanbullu Gelin dizisinin ekranda yer alma hikayesini paylaşan BUDAYICIOĞLU, psikolojik bir kitabın diziye uyarlanması noktasında yaşanan süreci anlattı. “Bir televizyon dizisinde, oyuncuya karakter kazandırabilmeyi ve o karakterin üzerinden seyredilmesini sağlamayı hep birlikte öğrendik. Dizide yer alan tüm karakterler benim hastalarımdı” ifadelerini kullanan Uzm.Dr. BUDAYICIOĞLU, dizide yer alan oyuncu kadrosunun zaman içerisinde oynadıkları karakterler ile anılmaya başladığına dikkati çekti.

Dizide yer alan Âdem karakterinin psikiyatrist ile görüştüğü sahnelerin zaman içerisinde dizinin en çok izlenen sahnelerinden biri haline geldiğinin altını çizen BUDAYICIOĞLU, televizyon dizilerin gerçek hayatın bir parçası haline geldiğini belirtti ve ekledi: “Komşumuz veya akrabamız gibi bizimle yaşıyor.”

 “Kaderimiz doğduğumuz evlerde yazılıyor”

Konferansın ilerleyen dakikalarında “kader motifi”nden bahseden BUDAYICIOĞLU, şunları anlattı: “İleri yaşlarda hayat bize bir başka perde daha açıyor. Daha önce bunu bize asla göstermiyor. Ben o perdeye dünyanın sırları diyorum. Hayatın size zaman zaman fısıldadıkları… Ve bizim önceden altıncı his dediğimiz şeyden daha ileri bir şeyden bahsediyorum. Ben bunları görmeye başladığım zaman bir başka giz var ve benim bunları görmem lazım diye düşündüm. Ve adına da ‘kader motifi’ dedim. Bizim kaderimiz doğduğumuz evlerde yazılıyor. Ve kalemler genellikle annelerimizin elinde oluyor. O evlerde bize bir kader yazıyor hayat. Ailelerimiz bizlere hayatı uygulamalı olarak öğretiyor. Ve zannediyoruz ki dünya böyle bir yer. Aslında binlerce dünya var ancak bize o evin içinde sadece birini öğreniyoruz. Biz o evden o kişi olarak çıkıyoruz hayata. Artık bir rengimiz olmuş.”