FOMO'ya yakalanan kişinin tedavi edilmesi gerekiyor

Uzman Psikolog Melisa Paker, FOMO'nun sadece medya bağımlılığı ile ilgili olmamakla beraber kişinin içinde bulunduğu ortamın dışında herhangi bir olayı kaçırma kaygısı olarak adlandırılabileceğini söyledi.

Eklenme: 10 Ocak 2019 16:51 - Güncelleme: 10 Ocak 2019 16:54

Psikolog Melisa Paker, sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusunun (FOMO) daha çok 18-25 yaş arasında görüldüğüne dikkat çekerek, "Bu yüzden kişi vaktini fazlasıyla internette ve sosyal medyada geçiriyorsa, bu durum onun duygu durumunu negatif oranda etkiliyorsa, özgüven problemine ve çevresindeki insanlarla iletişimini, ilişkisini negatif anlamda etkiliyorsa kişinin tedavi edilmesi gerekiyor" dedi.

Uzman Psikolog Melisa Paker, FOMO'nun sadece medya bağımlılığı ile ilgili olmamakla beraber kişinin içinde bulunduğu ortamın dışında herhangi bir olayı kaçırma kaygısı olarak adlandırılabileceğini söyledi. FOMO’nun daha çok 18-25 yaş aralığında ergenlerde ve genç yetişkinlerde görüldüğünü ifa edilen Paker, "Dünya popülasyonunda ergenlerin yüzde 70’inde FOMO dediğimiz durum yani sosyal medyada herhangi bir yeniliği kaçırmaya kaygılı olma durumu sıklıkla görülüyor. Dünya genelinde yetişkinlerde bu oran yüzde 56’dır" dedi.

"Kişi, kendini dışlanmış hissediyor"

FOMO'ya yakalanan bir bireyin sosyal medya kullanımında duygu durumlarının stabil olarak oturmamasından kaynaklı negatif etkilerinin olduğunu vurgulayan Paker, şunları söyledi:

"Kişi mutluyken, heyecanlıyken ve herhangi bir durumdan memnunken bir anda arkadaşlarının kendisi olmadan gittiği bir sosyal aktiviteyi görebiliyor. Bilinçli olarak tercih etmese de insanların gidip eğlendiği herhangi bir ortamdaki fotoğraflar veya videoları da görebiliyor. Bu da aidiyet ve güven hissini negatif derecede etkiliyor. Kişi bir noktada aslında kendini dışlanmış, grubun dışında kalmış ve o gruba ait olmamış gibi hissedebiliyor. Bu da duygu durumunda negatif geçişlere sebep oluyor."

"Yaşadığınız ortamı kaçırıyorsunuz"

Psikolog Paker, FOMO'ya yakalanan kişinin tedavi sürecine ilişkin şöyle dedi: 

"Kişi vaktini fazlasıyla internette ve sosyal medyada geçiriyorsa, bu durum onun duygu durumunu negatif oranda etkiliyorsa, özgüven problemine ve çevresindeki insanlarla iletişimini, ilişkisini negatif anlamda etkiliyorsa kişinin tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tedavi de 'bilinçli farkındalık' dediğimiz anı yaşamak ve anda kalabilme, bulunduğumuz ortamda hem bedensel hem zihinsel olarak bulunduğumuz ortama deneyimleme ilkesidir. Bilinçli farkındalıkta aslında kişi, şu anda ne deneyimliyorsa ne duyuyorsa ve ne hissediyorsa o hislerine yönelik yönelmesi öngörülüyor. Sosyal medya fazla kullanırsanız, yaşadığınız ortamı da kaçırıyorsunuz. Çevrenizde olup bitenleri, sesleri ve herhangi bir uyarıcıyı kaçırdığınız için anda da kalamıyorsunuz. FOMO rahatsızlığının tedavisinde bağımlılık tedavisinin yanı sıra bilinçli farkındalık ilkesinden de bu anlamda yararlanılıyor."

Öneri: Yeni hobiler edinmek

Paker, ilk başta ailelerin iyi birer model olması gerektiğini belirtti. Gençlere interneti ve sosyal medya kullanımını kısıtlarken ailelerinde örnek olması gerektiğini kaydeden Paker, şöyle konuştu:

"Herkes eve geldiğinde salonda otururlarken belli bir paylaşım yapılacağı zaman herkesin elinde cep telefonu varsa ve sosyal medyayı düzenli olarak takip ediyorsa, bu istenilen sağlıklı bir aile ortamı olmuyor. Ayrıca kişilerin yeni hobiler edinmesi FOMO rahatsızlığından kurtulmasını sağlıyor. Örneğin doğa yürüyüşleri, bir arkadaşınızla telefonları bir kenara bırakarak birebir göz temasıyla iletişim kurduğunuz herhangi bir aktivitede FOMO rahatsızlığından kurtulmaya yardımcı olabilir."

(DHA)