Eski komutan Zeki Çolak 15 Temmuz'u anlattı! Hulusi Akar'ı aradığımda...

Washington DC Merkezli Düşünce kuruluşu Turkish Heritage Organization davetlisi olarak Amerika’ya gelen ve 15 Temmuz gecesi derdest edilen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak o geceye dair çok çarpıcı detayları ABD kamuoyu ile paylaştı.

Eklenme: 17 Temmuz 2018 19:22 - Güncelleme: 17 Temmuz 2018 19:28

Washington DC Merkezli Düşünce kuruluşu Turkish Heritage Organization davetlisi olarak Amerika’ya gelen ve 15 Temmuz gecesi derdest edilen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak o geceye dair çok çarpıcı detayları ABD kamuoyu ile paylaştı.

Çolak’ın 15 Temmuz gecesi yaşananları anlattığı konuşmasının tam metnine Odatv ulaştı. Çolak’ın konuşmasının tam metni şöyle:

“Çok kıymetli misafirler, değerli katılımcılar ve bizleri burada güzel bir ev sahipliğiyle ağırlayan, şahsıma sizlere hitap etme fırsatını sunan Türk Miras Organizasyonu Yönetici ve Temsilcileri; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

15 Temmuz 2016 Cuma günü akşamı, Türkiye'de meydana gelen darbe girişimiyle ilgili olarak yaşadıklarımı ve akabinde FETÖ'nün ne denli tehlikeli bir örgüt olduğuna yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmak üzere huzurlarınızda bulunuyorum.

Değerli katılımcılar,

Herkes tarafından malum olduğu üzere, Türkiye; Asya ile Avrupa'yı birleştiren, Avrupa'dan İran ve Ortadoğu'ya giden karayollarının, Akdeniz'le Karadeniz'i birleştiren deniz yollarının üzerinde bulunması, Batı sınırlarının Balkanlar'a, Doğu sınırlarının Kafkasya'ya, Güney sınırlarının Ortadoğu'ya kadar sokulmuş olması nedenleri ile her zaman jeopolitik ve stratejik önemli olan bir konuma sahip olmuştur. Kısacası topraklarımız üzerinde mücadele olgusu hiç bitmemiş, deyim yerinde ise bir gün bile mola vermemiştir. Bunun sonucu olarak, asırladır milletimizin düşmanlarına karşı savaşabilmesi ve haklarını koruyabilmesi için güçlü kara kuvvetlerinin yanında hava kuvvetleri ihdas edilerek dış güvenliğimiz sağlanmaya çalışılmıştır.

“DESTEK VE YÖNLENDİRME İLE DEVLETİN HER KURUMUNDA ÖRGÜTLENMEYİ BAŞARMIŞ”

Türkiye'de faaliyet göstermiş ve göstermeye devam eden terör örgütlerinin isimleri ve ideolojik görüşleri farklı olsa da amaçları ve kaynakları hep aynı olmuştur. Ortak amaç, enerji kaynakları açısından dünyanın en değerli bölgesinde stratejik bir bölgede bulunan Türk Devleti'nin güçlenmemesidir. Türk Devleti ve milletinin son olarak karşı karşıya kaldığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) diğerleriyle aynı amaç doğrultusunda hareket etse de yapılanması ve gelişimi anlamında farklı yöntem kullanmıştır. Bir cemaat kisvesi altında Türk insanının dini duygularını sömürerek küresel güçlerden de aldığı destek ve yönlendirme ile devletin başta silahlı kuvvetleri ve emniyet güçleri olmak üzere her kurumunda örgütlenmeyi başarmış ve zamanla inanılmaz bir güce kavuşmuştur.

Yarım asra yakın bir süre uluslararası ve ulusal dengeleri dikkate alarak, büyük bir disiplin içerisinde günden güne güçlenen örgüt, devleti ele geçirmek ana hedefi için her türlü yöntemi kullanmıştır. Bu tehlikeli örgütün yaratmakta olduğu tehdit boyutları PKK/DAEŞ terör örgütleri ile işbirliği yapma ve doğrudan hükümeti hedef alma girişimleri sonrasında daha açık anlaşılmış ve devletçe etkin mücadeleye başlanmış, bunun sonucunda örgüt gücünü kaybetmeye başlayınca, silahlı kuvvetler ve güvenlik birimleri içerisindeki elemanları vasıtasıyla silahlı bir kalkışmaya yönelmiştir.

“İNCELEME YAPMAM İÇİN EMİR VERİLMİŞTİR”

Değerli katılımcılar,

Bu kalkışma girişimine kadar ülkemizde gerek ekonomik ve gerekse siyasal bir kriz bile yokken, Parlamento başarılı bir şekilde çalışıyorken, kamu düzeninde devlet bütünlüğünü tehlikeye sokacak herhangi bir sorun yokken, devlet içinde yuvalanmış radikal bir örgüt olan FETÖ'nün yapılanmasından arınma süreci gerçekleştiriliyorken, darbe girişiminde bulunulması ülkemizi kısa süreli de olsa bir kargaşaya sürüklemiş ise de binlerce yıllık devlet geleneğimiz gereği ve milletimizin feraset ve basireti ile bu süreç, yaşanan elim can kayıpları dışında, başarılı bir şekilde atlatılmıştır.

Böyle bir ortam içerisinde özetle 15 Temmuz 2016 saat 18.00 civarında SN.GNKUR.BŞK tarafından bana Kara Havacılık K.lığına yönelik MİT'ten gelen bir duyumla ilgili olarak saat 19.00'dan önce birliğe giderek burada inceleme yapmam ve gayri kanuni bir gece uçuşu faaliyetinin olması halinde uçuş yapanları derdest etmem ve bunun için de KK KUR.BŞK., askeri savcı, Merkez K. ve Merkez Komutanlığı'nın 5 personeli ile inceleme yapmam için emir verilmiştir. SN. Komutan ayrıca, KR.HVC.K.'lığına gidiş amacımı maskelemek amacıyla küçük bir nakliye uçağı olan B-200 cinsi uçaklardan birini hazırlatmamı ve sanki Ankara dışındaki birlikleri denetlemeye gidecekmiş gibi kışlaya gittiğimin anlaşılmasını istemiştir. Toplantı salonundan ayrılırken GNKUR.BŞK. Emir SB., "Sn. komutanım bir şey mi var?" diyerek ağzımı aramıştır. Ben de "Herhangi bir şey yok, toplantı bitti, karargaha dönüyoruz" diyerek durumu gizlediğimi hatırlıyorum. Hainlerden biri olan bu subay daha sonra SN.GNKUR.BŞK.'nın derdest edilmesinde aktif rol oynayacaktır. 18.50 civarında KR.HVC.K.'lığına vardığımda kışlada durum sakindi, müteakip incelemelerimde beraberimdeki diğer personel (KK KUR.BŞK., Ankara Garnizon Komutanı, KR.HVC.K:) le yaptığım maskeli faaliyette birlik içinde ne helikopter hareketi ve ne de dikkati çeken personel hareketi gözlemlenmemiştir.

“HER ŞEY NORMAL SÜSÜ VERMEKTEYDİLER”

İncelemelerim esnasında SN.GNKUR.BŞK ile iki defa telefonla görüşme yaptım ve durumun sakinliğini belirttim. 2,5 saatlik denetimim sonucunda, SN.GNKUR.BŞK. ile üçüncü kez görüşmek istediğimde emir SB. irtibat sağlarken hat düştü görüşemedik. Aslında bu esnada teröristlerin komutanın odasına girdiğini ve onun rehin almakta olduklarını sonradan öğreniyorum. Dördüncü defa görüşmek için gayret ettiğimde SN.GNKUR.BŞK.nın Emir SB., SN.K.nın beni KUR.BŞK. ile karargaha çağırdığını ifade etmesi üzerine KK KUR. BŞK. ile GNKUR.KH.na yöneldim. Kara Havacılık Komutanlığı'ndan 21.20 civarında ayrılana kadar hatta ayrıldıktan 15 dakika sonrasına kadar birlikte herhangi bir hareketlenme olmamıştır. Çünkü birlikten ayrıldıktan 15 dakika kadar sonra orada bulunan Garnizon Komutanı, KR.HVCL.K. yanındayken telefonla aradım ve olağanüstü bir durum olmadığını öğrendim. Ama, maalesef telefonla görüşme yaptıktan ve Garnizon Komutanı'nın KR.HVC.K odasından ayrılmasından kısa bir müddet sonra teröristler Kara Havacılık Komutanı'nın odasına girerek onu derdest etmişler ve onu bir odada ağzı, elleri bağlı olarak sabaha kadar rehin tutmuşlar, müteakiben illegal uçuşlar yapmaya başlamışlardır. Bunları daha sonraki yaptırdığımız idari tahkikatlardan anlıyoruz. Bu süreye kadar gerek yurt içi ve gerek yurt dışında görev yapan birlik içi veya birlik dışı terörist olan pilotlar, birlik dışındaki ana yolun çevresindeki cephelerde o saate kadar beklemektelermiş. 

Bir diğeri, tüm hava sahası uçuşlara kapatılmasına rağmen diğer üslerden izinsiz uçuş yaparak yakın meydanlara helikopter ile hareket halinde olanlar bulunuyordu. GNKUR.KH. ana nizamiyesine 21.40 civarında vardığımızda kapıdaki görevlilerin tatbikat yapmakta olduklarını belirtmeleri ile önce KHO nizamiyesine, kısa bir durum değerlendirmesini müteakip MSB giriş kapısına yöneldim ve bu kapıdan içeri giriş yaptım. Özel kuvvet giyimli askeri personel ile kışlanın normal giyimli görevlileri birlikte kışla içinde bulunmaktaydı ve sorduğumda müşterek tatbikat yapmakta olduklarını ifade ederek her şey normal süsü vermekteydiler.

“HAİN BAKIŞLARINI HALA UNUTAMIYORUM”

Araç ile SN.GNKUR.BŞK. karargah kapısı binası giriş kapısına yöneldiğimde her taraftan atış sesleri gelmeye başladı. Makam aracımın, kapının önünde durması ile bina içerisinden koşarak GNKUR.BŞK. Özel Kalem Müdürü'nün gelmekte olduğunu ve bana bağırarak "komutanım süratle içeri girin, süratle girin" diyor ve el kol hareketleriyle de bunu pekiştiriyordu. Silah sesleri altında KK KUR.BŞK., Emir SB. ile KH. binası camlı kapısından içeri girdikten kısa bir süre sonra yuvarlak sütunların arkasına daha önceden yerleştirdikleri eli tabancalı ve P.TF.li bir kısmı özel kuvvet giyimli, bir kısmı sivil giyimli personelin saldırısına maruz kaldık. Hain olan Özel Kalem Müdürü onları yönetiyordu. Üzerimize çullanarak zemine yatırdılar, yukarıdan başımızı kaldıramayacak şekilde baskı uyguladılar. Ellerimizi arkadan kelepçelediler, bu esnada cam kapıdan içeri girmeye çalışan koruma subayıma ateş edip onu vurduklarını ve sırt üstü yere düşürdüklerini gördüm. Bir darbe girişimi ile karşı karşıyaydık, ama bu eski zamanlarda yaşanan ve aslında hiç olmaması gereken darbe girişimlerinden farklıydı. Bir müddet sonra ellerimiz, arkadan plastik kelepçeyle bağlı olarak merdivenlerden ikinci kata çıkarılarak boş olan ve sadece TV'si çalışan GNKUR.II.BŞK. odasına aldılar. Odaya girerken GNKUR.II.BŞK. Özel Kalem Müdürü'nün de bu bölgedeki faaliyetleri organize ettiğini gördüm. Hain bakışlarını hala unutamıyorum. Bizi odaya almadan önce GNKUR.II.BŞK.nı da derdest etmişlerdi.

21.55 civarında GNKUR.II.BŞK odasında beni, KK KUR.BŞK. ve Emir SB.nı farklı yönlere bakacak şekilde ellerimiz bağlı olarak oturttular ve birbirimizle konuşmamak için sert hareketlerde bulundular. 22.00 civarında odanın karşı tarafında bulunan TBMM üzerinde, savaş uçakları uçmaya başlamıştı. Bu uçuş veya İstanbul'daki köprü üzerindeki zırhlı birlik intikali açık olan televizyonda son dakika haberi olarak yer almamıştı. Akabinde birkaç kişi başımıza yün başlık geçirip, çenemize kadar kapattılar. Nefes almakta zorluk çekiyorduk. Aynı anda ayaklarımıza da yine plastik kelepçe ile bağlayıp iyice sıktılar.

“SİZİN GİBİ CUMHURBAŞKANI DA TUTUKLANACAK”

Bu şekilde 22.18'e kadar odada bekletirlerken zaman zaman gelip başımızı öne bastırarak birbirimizle irtibatı kesmeye, konuşturmamaya devam ettiler. Biz odadayken ana kapı önündeki makam aracımın hareket etmemesi için iki ön lastiğine ateş ederek aracın lastiklerini söndürmüşler, radyatörüne ateş ederek suyunu boşaltmışlar. Araç şoförünü başka bir yere götürüp kapalı alanda alıkoymuşlar. Dışarıda beklemekte olan koruma astsubaylarımdan biri, teröristler tarafından ateş edilerek şehit edilmiştir. 22.18 civarında, "gidiyoruz" diye bir ses duyduk. İki kişi kolumdan tutarak ve ayak kelepçelerini bıçakla keserek, ellerim arkadan bağlı ve başımda maske olacak şekilde binaya giriş yaptığımız kapıdan çıkacak şekilde, merdivenlerden ittirerek aşağıya indirdiler. Bir helikoptere bindirdiler. Helikopterde de sağımda ve solumda birileri oturuyordu ve sürekli başıma baskı yaparak boynumu aşağıya ittiriyorlardı. Yaklaşık 20 dakika uçuşu müteakip Akıncı Üssü'ne indirdiler. Helikopterden indirip bir araca aktarıp, 10 dakika kadar ilerledikten sonra kapalı bir yere bıraktılar. Ayaklarımızı yeniden plastik kelepçe ile bağladılar.

Tutulduğumuz bu binanın, "141'inci Filo Savaş Harekât odası" olarak adlandırılan ana uçuş pistinin kenarında tel örgü ile çevrili tek katlı, çatısız bir beton bina olduğunu sonradan öğrendim. Bu binaya 23.00 civarında kapatıldı. Ertesi gün, saat 15.30'a kadar (yaklaşık 14 saat) ellerimiz, ayaklarımız bağlı ve kar maskeli olarak rehin tutulduk. El ve ayak bileklerimizde uyuşma ve kesikler oluştu. Sert uygulamalar yaptılar. yanımdaki KUR.BŞK., ellerinin çok uyuştuğunu beyan etmesi üzerine yoğun hareketlerde bulundular. "Sizin gibi Cumhurbaşkanı da, İçişleri Bakanı da, MİT Müsteşarı da tutuklanacak, birazdan onları da buraya getireceğiz" dediler. Üzerimizi aradılar ve ne varsa aldılar. Gece boyunca uçaklar piste iniyor ve kalkıyordu. Muhtemelen sabaha karşı Eskişehir'den kalkan uçaklar, önce makineli top ile atış, ardından piste bomba bırakmak için dalış yaptılar. Bu sesler, çok canlı duyuluyordu çünkü bizi tuttukları yer, piste 50-100 metre kadar yakındı. Bir ara üsten uçakların kalkmasının engellenmesi için pistin üzerine atılan bombaların etkisi ile bina sallandı ve yerlerimizden itildik. Muhtemelen gündüz saat 10.00-12.00 arası her 15-20 dakikada tekrar edecek şekilde üs ses yayın cihazından "dikkat, dikkat bu yaptığınız Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı bir ayaklanmadır, devletimiz her şeye hakimdir. Derhal üssü terk edin ve teslim olun" anonsları geçmeye başladı. Bu safhadan sonra yavaş yavaş üssün kontrolünün yeniden silahlı kuvvetlerimize geçmeye başladığını anladım.

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı dahil, yaklaşık 18 saat başımızda yün başlık, 8 saat ayaklarımız, 18 saat ellerimiz kelepçeli olarak derdest edilerek kapalı bir alanda tutulduk. Gece boyunca su, tuvalet ihtiyacımız dahi karşılanmadı. Özellikle öğle üzeri güneşin yakıcı etkisi ile çatısız olan bu binada başımızdaki yün başlığın da etkisiyle aşırı sıcaktan beynimin erimekte olduğunu hissetmiştim.

“BENİM ÇATIŞMADA ŞEHİT OLDUĞUMU SOSYAL MEDYADA YAYMAK SURETİYLE…”

Bizi tutsak alan terör örgütü elemanlarının birinci grubunun özel kuvvetler, darbenin seyrinin dönüşmeye başlamasıyla, ikinci grubunun özel kuvvetler unsurları, bulunduğu yeri terk ederek (muhtemelen sabaha karşı) yerini, SAS/SAT timlerine devretmesiyle, davranış ilkelerinde iyileşmeler oldu (su, lavabo ihtiyacını giderdiler). Bu grup da öğleden sonra 14.50 civarında, bulunduğumuz yerde bizleri olduğu gibi bırakarak alanı terk ettiler. Daha sonra kendi kendimiz kurtardığımızda araç içerisindeki silah, mühimmat ve sırt çantalarını bırakarak tel örgüden atlayıp kaçtıklarını anladık.

GNKUR.BŞK.lığından tahliyemizle birlikte aynı anda KK Komutanı olarak, benim çatışmada şehit olduğumu sosyal medyada yaymak suretiyle algı yönetimi uygulayarak KKK.lığı personelinin direncini kırmaya çalıştılar. Sonuçta bu 18 saatlik sürede bir askerin, düşman askerine dahi yapmayacağı bir muamele ile karşılaştık. 15 Temmuz gecesi, TSK içerisindeki örgütlenmiş olan hain FETÖ mensupları tarafından demokratik anayasal düzenin, cebir ve şiddet kullanılarak ortadan kaldırılma teşebbüsünde bulunulmuştu. Bu hain darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini bir kaos ortamına sürüklemeye ve ipotek altına almayı amaçlamıştı. Bu kapsamda Hain FETÖ, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını, TBMM, Başbakanlık, TSK, MİT, Emniyet başta olmak üzere kamu kurumu ve kuruluşlarını ve millet iradesini hedeflemiş, gözünü kırpmadan ağır silahlar dahil her türlü savaş silahlarını ve araçlarını kullanmıştır. Bu tür anti-demokratik girişimlere ve terör yapılanmalarına karşı daha güçlü ve kararlı olan yüce milletimiz, vatanperverliğini dünyaya örnek olacak şekilde sergilemiş, azim ve kararlılığı ile milli birliğine, beraberliğine, değerlerine özenle, dikkatle ve içtenlikle TSK ve Emniyet güçleri ile bütünleşerek sahip çıkmıştır.

“PERDE KAPALIYKEN ROBOTİK DÜŞÜNEN DUYGUSUZ BİR İNSAN”

Kara Havacılık K.lığında yapmış olduğum denetim ve kontrol görevi, örgütü panikleten etkenlerden biri olmuş ve o gece 03.00'da, başlatmayı planladıkları darbe girişimini, açığa çıktığından şüphelenmeleri sebebi ile erken (akşam saatlerine) almışlardır. FETÖ yapılanma esaslarından bahsedecek olursak, büyük bir gizlilik yönetimini uyguladıklarını ve hatta üyelerini kendi aile çevrelerinde soyutlamaya çalıştıklarını görmekteyiz. Çocuk yaşta, örgüte katılanlar için yatılı mahalle evleri, yurtlar, okullar ve dershaneler açtılar. Buna "hizmet hareketi" diyorlar. Üniversite öğrencilerine yönelik evler oluşturdular. Bu evlerde, sözde "ağabeyler ve ablalar" vasıtası ile her şeylerini kontrol ediyorlar. Başıboş bırakmıyorlar, kod isimleri veriyorlar ve aidiyet duygusunu sağlıyorlar. Bu öğrencilerin, hiçbir tercih hakkı bulunmuyor. Her şeyi örgüt talimatı ile yapıyorlar. Kayıt altına alınan görüntüler dahil, her şeyi rahatlıkla inkar edebiliyorlar. Hangi mesleği seçecekleri, hangi kurumda çalışacakları, hangi haberleşme sistemini (GSM, yüz yüze, internet programları, kriptolu hatlar, canlı kurye, buluşma, sosyal medya, not ile haberleşme, basın yayın yoluyla talimat alma/verme, ardışık haberleşme, şifreli haberleşme) kullanacakları, kiminle katalog evliliği yapacaklar, devlet organizasyonu içindeki paralel yapılanmaları, algı operasyonları, kendisinden olmayanlara karşı kullanılan illegal yöntemleri (mobbing, yıpratma, itibarsızlaştırma) etkin olarak kullanıyorlar.

Gücü, adım adım elde etme stratejisini başarı ile uyguluyorlar. Her işe alınan, bir sonra gelecek olanlar için, istihbarat, referans, rehber olma görevini yürütüyorlar. Örgütün, 30-40 yıllık süreçte, kurumsal güce, silaha ve şiddete her an ulaşabilme imkanına kavuştuklarını görüyoruz. Örgüt, yaklaşık 40 yılda, bu yapılanma modeli ile ülkemizin bütün kurumlarına, en alt kademeden en üst kademeye kadar eleman yerleştirmeyi başarabilmişlerdir. İçlerinde, General rütbesinde olan, birlikte mesai yaptığımız, tanışık olduğumuz bu tür insanlar, bir gece ansızın gelen talimatla, bir kısmı tamamen robota dönüşebilmiş, bir kısmı kendisini müteakip safhalar için gizlemeyi başarabilmiştir. İnsanın gözünün önünde bir perde düşünün, perde açıkken normal bir insan, perde kapalıyken robotik düşünen duygusuz bir insan.

15 Temmuz darbe girişimi, TSK içine sızmış ve üniforma giymiş bir grup teröristin, devletin imkan ve yeteneklerini, "kilit noktalardaki hainlerin silah kullanması, darbe talimatı vermesi, medya iletişim organlarını ele geçirmeye çalışarak" ordunun bütününün ve milletimizin, bunun bir ordu darbesi olduğuna inandırmaya çalışması şeklinde tezahür ettirmeye çalışmışlardır. Ancak bu noktada, başta Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere hükümetimiz, aziz milletimiz ve kalpleri vatan sevgisi ile dolu TSK, Jandarma ve Emniyet mensuplarının gayretleri ile yapmaya çalıştıkları girişim bozulmuştur. Türk ordusu, milletinin üzerine asla yürümemiştir. Darbe girişiminde ilk anda kaybedilen mevziler çok kısa bir zaman sonra geri alınmıştır. Devlet televizyonunda bildiri okuyanlar istedikleri sonuca ulaşamamıştır. TRT kısa zamanda darbecilerden temizlenmiştir. Bu, darbenin girişiminin akamete uğradığının ilk sinyali olmuştur. Sonrasında milletimizle birlikte ordumuz ve güvenlik birimlerimiz tarafından gecenin sabahına doğru darbe teşebbüsü bastırılmıştır.

"Ülkemizin başına daha önce görülmeyen, böyle bir radikal terör eylemi gelmedi. Türkiye bunu kendi iç dinamikleri ile çok kolay atlattı. Ama bilinmesi gerekir ki burada tehlikeli bir örgütlenme yapısı var. Dünya, bu örgütlenme türüne, bu radikalleşmeye karşı tetikte olmalıdır" diye düşünüyorum.

“ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE YÜREKTEN BAĞLI MENSUPLARI, MİLLİ BİR DURUŞ SERGİLEYEREK…”

Dünya kamuoyunun, terör örgütleriyle ve radikalizmle mücadelede, kişiler ve ülkeler üzerinden değil, ilkeler üzerinden politika üretilmesine ihtiyaç vardır. Sonuç olarak, terör örgütleri kurumsallaşmakta, küreselleşmekte, yeni stratejiler ve yeni yöntemler denemektedirler. FETÖ, bunların içerisinde en stratejik olarak örgütlenmiş ama dünya için yeni olanıdır. Türkiye'nin, FETÖ'ye olan tepkisini, basit bir iktidar kaygısı çerçevesinde yorumlamamak gerekir.

TSK'nın, millet egemenliğine dayanan demokratik hukuk devleti ile Atatürkçü düşünce sistemine yürekten bağlı mensupları, milli bir duruş sergileyerek, devletin ve bağrından çıktıkları yüce Türk Milleti'nin emrinde olduğunu göstermişlerdir. Ülkemizin bulunduğu coğrafyada TSK üç cephede birden mücadele etmektedir. 15 Temmuz darbe girişimi, sadece TSK içerisinde yer alan örgüt elemanları tarafından gerçekleştirilmiş bir kalkışma değildir. FETÖ/PDY, Emniyet, Yargı, Mülkiye, Milli Eğitim, Saplık, Diyanet, Mit ve diğer kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere tüm devlet kurumlarına sızmış, onlarca yıl hain ve sinsice yürütülen bir planlama ve organizasyon neticesinde bu alçakça eylemi gerçekleştirmişlerdir.

TSK'nın, 40 yıldır her türlü usulsüz ve hukuksuz yolları deneyerek TSK içerisine sızan bir örgütten tamamen arındırılması kısa bir sürede mümkün olmasa da darbe girişimine fiilen katılan FETÖ/PDY mensubu ve bu örgütle irtibatlı veya iltisakı olan TSK personelinin tespit edilmesine yönelik soruşturmalar adli ve idari olarak kararlılıkla sürdürülmektedir. Şu ana kadar FETÖ'den tutuklu sayısı 5 bin 772'dir. Görevden ihraç edilen personel sayısı 15 bin 242'dir.

Beni sabırla ve samimiyetle dinlediğiniz için ülkem adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

(OdaTV)