Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin: Suriye Hükümeti’ni güçlendirmeliyiz!

Suriye’de Astana ittifakına karşı oluşturulan ‘Küçük Grup’, bir yandan sahadaki askeri faaliyetlerini sürdürürken, bir yandan da Türkiye’yi oyalamak için kararlar almaya çalışıyor. Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Suriye’deki son gelişmeleri Aydınlık’a değerlendirdi.

Eklenme: 11 Şubat 2019 10:12 - Güncelleme: 11 Şubat 2019 10:16

ABD öncülüğündeki yedi ülkeden oluşan ‘Küçük Grup’ (Small Group), Suriye’de siyasi çözüm çağrısı yaptı.

Fakat Suriye sahasındaki askeri faaliyetlerini sürdüren bu yedi ülke, bölgedeki istikrarsızlığın da en büyük sebeplerinden.

‘Küçük Grup’un faaliyetlerini Aydınlık’a değerlendiren eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin, “ABD, sözü edilen ülkeleri koordine etmek suretiyle Türkiye ve Astana güçlerinin karşısına çıkarıyor” tespitinde bulunuyor.

Buna karşı İran, Rusya ve Irak’la işbirliğini geliştirmemiz gerektiğini belirten Pekin, Suriye Hükümeti’ni de güçlendirme çağrısı yapıyor.

6 Şubat’ta Washington’da bir araya gelen Mısır, Fransa, Almanya, Ürdün, Suudi Arabistan, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 numaralı kararı uyarınca, Suriye’de yaşanan silahlı çatışmalara siyasi çözüm bulma arayışına devam edeceklerini belirttiler.

Mısır’daki ABD Başkonsolosluğu sitesinden yayınlanan açıklamada, Suriye’de askeri yöntemlerle bir çözüm sağlanamayacağı, diplomasi ve siyasi iradeye ihtiyaç duyulduğu savunuldu. Açıklamada ayrıca ‘askeri çözümler peşinde koşanların’ söz konusu çabalarının, çatışmaların daha da tırmanması riskini doğuracağı öne sürüldü.

BMGK’nın 18 Aralık 2015’te oybirliği ile kabul edilen 2254 numaralı kararı özetle, “IŞİD ve Nusra gibi terörist gruplar dışındaki silahlı gruplar arasında ateşkes ilan edilmesini, müzakereler başlatılmasını; Suriye genelinde altı ay içinde ‘güvenilir, kapsayıcı ve mezhepsel olmayan bir yönetim’ oluşturulmasını; 18 ay içinde ise BM gözetimi altında ‘özgür ve adil seçimlerin’ gerçekleştirilmesini” öngörüyor.

HEDEFTE TÜRKİYE VAR

ABD, Suriye’de ‘kara gücü’ olarak nitelendirdiği PKK/PYD’yi bu kararın dışında tutuyor. Öyle ki, terör örgütü tarafından Mart 2018’de kurulan ‘Suriye Gelecek Partisi’ne ilişkin görüşleri sorulan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Suriye’nin geleceği için ‘siyasi müzakere sürecini öngören’ her siyasi partiyi memnuniyetle karşıladıklarını bildirerek, yeni partinin ‘çoklu bir etnik yapıdan’ oluştuğunu ve o bölgenin yapısını temsil ettiğini düşündüklerini dile getirmişti.

Bütün bu diplomatik detaylardan hareketle, Washington’da bir araya gelen yedi ülkenin söz konusu bildiriyi, Türkiye’nin bölgede PKK/PYD hedeflerine karşı düzenlemeyi öngördüğü harekata karşı yayınladığı oldukça aşikar.

‘ASTANA İTTİFAKINA MİSİLLEME’

Söz konusu ülkelerin bugün Suriye’de yürüttüğü askeri faaliyetlere göz atmadan önce konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı (E) Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in değerlendirmelerine kulak veriyoruz:

“ABD’nin o bölgeden geri çekilme isteği ve öne sürdüğü güvenli bölge önerisi tamamen Türkiye’nin o bölgeye harekat yapmasını önlemek, Türkiye’yi oyalamak için öne sürdüğü bir nevi tedbirdir. Biliyorsunuz, Türkiye bir yandan da Rusya ve İran ile Astana görüşmelerine devam ediyor. Bu durumda ABD, yukarıda sözü edilen ülkeleri koordine etmek suretiyle Türkiye ve Astana güçlerinin karşısına çıkarıyor. Dolayısıyla ABD’nin hesabı açık.

Güvenli bölge önerisi zaten bir kandırmacaydı. Şimdi de Türkiye bölgedeki tutumu konusunda oldukça ısrarcı, ABD de, ürettiği alternatiflerle Astana ittifakına karşılık vermeye çalışıyor.”

‘ŞAM’LA DİYALOG’

“Aslında Türkiye’nin artık güvenli bölge ve Münbiç meselelerinin bir kandırma ya da geciktirme aracı olduğunu; ABD’nin bölgede PKK/PYD’den teşekkül bir Kürt Federe Devleti kurmak istediğini, bunun için de çeşitli manevralar yaptığını kabul etmesi gerekiyor. Amerikalılar Türkiye’yi oyalıyorlar ve amaçları kesinlikle zaman kazanmak. Türkiye, açık ve net olarak Putin’in, Adana Mutabakatı hususundaki önerisini dikkate almalı. Bence bir şekilde Şam’la irtibat kurulması gerekiyor. Bunu sağlayıp ondan sonra birlikte hareket etmek gerekiyor.

Burada ABD’nin pozisyonu açık: İsrail’in güvenliği için bölgede bir Kürt Devleti kurmak istiyor. İran’ı o bölgeden çıkarmaya ve Türkiye’nin de o bölgeye müdahale etmesini engellemeye çalışıyor. İsrail’in bir çok temel kaygısı var ancak bunların başında güvenlik geliyor. Dolayısıyla, ABD’nin bölgeden çekilmesini kendi güvenliği için en ciddi tehdit olarak görüyor.

Bunun için de İran’ın bölgeden çıkarılması ve bölgede bir Kürt Devleti’nin inşa edilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin genel bir Avrasya stratejisi, bu strateji içinde bir Ortadoğu stratejisi, onun içinde de özel bir Suriye stratejisi olması gerekiyor. Söz konusu strateji, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısını korurken, Merkezi Hükümet’in de desteklenmesini öngörmeli. Bunun için de Türkiye’nin yapması gereken sınırları kapatıp Suriye ile birlikte terör örgütlerine yönelik ortak operasyonlar düzenlemek. Bunu yapacak gücümüz vardır. Bu alanda da Rusya ve İran’la birlikte hareket etmeliyiz.”

‘RUSYA’NIN YAKLAŞIMI YAPICI’

“Rusya’nın da Kürtler konusunda farklı bir tutumu var; bu kartı kimseye bırakmak istemiyor. Öte yandan Rusya bir devletçik kurmak ya da Suriye’yi parçalamak da istemiyor. Daha yapıcı bir rol üstleniyor; kültürel özerklik gibi bir yapı tesis etmek istiyor.”

‘SURİYE’Yİ GÜÇLENDİRMELİYİZ’

“Örneğin İran’la da zaman zaman Ortadoğu sahasında rekabet halinde olabiliriz ancak mevcut durumda İran, Irak ve Suriye ile işbirliğini sürdürmemiz gerekiyor. Arap devletleri Suriye’yi bırakmamak için Şam’da büyükelçilikler açmaya başladılar ve yakında Tunus’taki İslam İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne Suriye’yi davet etmeyi düşünüyorlar. Arap ülkeleri bu tutumlarıyla Türkiye’nin bölgeye müdahalesini önlemeye çalışıyorlar. Bu tutumun arkasında başta ABD olmak üzere İngiltere, İsrail, Fransa ve hatta Almanya var. Onun için Türkiye’nin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Biz Türkiye olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısının korunmasından yana olmalıyız. Bunun için de Suriye Merkezi Hükümeti’ni güçlendirmemiz gerekiyor. Irak’ta bunu en başında yapmadığımız için Barzani’nin bağımsızlık konusunda epey yol almasına sebep olduk ancak, daha sonra Irak Merkezi Hükümeti ve İran’la geliştirdiğimiz koordinasyon, Barzani’nin hayallerinin çökmesine sebep oldu.”

ARADA KALMA DEVRİ SONA ERDİ

“Nihayet bugün Türkiye’nin tarafını belirlemesi gerekiyor. Bunun içinde Avrasya ve Ortadoğu politikalarını net çizgilerle çizmesi gerekiyor. Şayet NATO/Atlantik kampında kalacaksa da, o doğrultuda bir politik çizgiyi takip etmesi gerekiyor. Arada kalma devri sona erdi. Her gün strateji değişmez. Örneğin temel stratejin Suriye’nin toprak bütünlüğü ise hiç arzu etmediğiniz aktörlerle bile yan yana gelebilirsiniz.”

İMZACI ÜLKELERİN SURİYE'DEKİ SİLAHLI FAALİYETLERİ

6 Şubat’ta Washington’da imzaladıkları bildiriyle, üstü kapalı olarak Türkiye’yi bölgede işgalci ilan eden ve Fırat’ın doğusuna yönelik olası bir TSK operasyonunu yasadışı ilan eden ülkelerin Suriye’de savaşın başlangıcından bu yana terör örgütlerine en çok askeri ve mali destek veren ülkeler arasında başı çekmeleri dikkat çekiyor. İşte, o ülkelerin Suriye’deki askeri faaliyetleri:

■ Amerika Birleşik Devletleri

Başkan Trump’un çekilme yönündeki açıklamalarına karşın ABD’nin, Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK/PYD ile koordineli şekilde yürüttüğü silahlı faaliyetler artarak devam ediyor. Ülke genelindeki 25 askeri noktada beş binin üzerinde asker bulunduran ABD, ülkede silahlı ayrılıkçı

faaliyet yürüten örgütlere bugüne dek milyarlarca dolar değerinde askeri yardımda bulundu.

■ İngiltere

İngiliz Ordusu’nun 2012’den bu yana Suriye’deki savaşa çoğu kez örtülü operasyonlarla angaje olduğu biliniyor. IŞİD Karşıtı Koalisyon’a dahil olan İngiltere ülkedeki hava üslerinde RAF Typhoon tipi savaş uçakları bulunduruyor. İngiliz Özel Kuvvetleri Ürdün sınırındaki Tanf bölgesinde eğitip silahlandırdıkları ‘Yeni Suriye Ordusu’ milislerine örtülü destek vermeye devam ediyor.

■ Fransa

Fransa, PKK/PYD işgali altındaki Fırat’ın doğusundaki dokuz askeri noktada toplam 200 asker bulunduruyor. Topçu bataryaları, teknik eleman ve tam teçhizatlı özel kuvvetlerden oluşan bu birliklere, terör örgütü içinde koordinasyonu sağlayan 50’ye yakın Fransız savaşçı eşlik ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ülkesinin bu yıl da Suriye ve Irak’taki askeri varlığını sürdüreceğini bildirdi.

■ Ürdün

Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, 28 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD çekilse bile Tanf Sınır Kapısı’nı terketmeyeceklerini duyurdu. Bağdat-Şam karayolu üzerinde bulunan ve bilhassa İsrail’in güvenliği için büyük önem arz eden Tanf Sınır Kapısı İngiltere, Ürdün ve ABD tarafından desteklenen milislerin kontrolünde bulunuyor. Ürdün ayrıca başkent Amman’daki operasyon merkezinden Suriye’nin güneyindeki silahlı gruplara istihbarat desteği sağlıyor. Öte yandan, Koalisyon uçaklarına üslerini açan Ürdün, Suriye’deki silahlı gruplara eğitim, taktik danışmanlık, istihbarat desteğinin yanı sıra silah, cephane ve mali desteğin koordine edildiği Askeri Operasyonlar Merkezi’ne (MOC) ev sahipliği yapıyor.

■ Suudi Arabistan

Suudi Arabistan, Mayıs 2013’ten bu yana Suriye’de Hükümet’i devirmeye çalışan terörist grupların mali anlamda en büyük destekçisi oldu. Rusya’nın söz konusu örgütlere yönelik harekatlara başlamasının ardından, anti-tank füzeleri göndererek terör gruplarını destekledi. Geçen yıl Ocak ayında Suudi Arabistan’ın, PYD işgali altındaki Rakka’nın sözde yeniden restorasyonu amacıyla terör örgütüne 100 milyon dolar fon sağladığı basına yansımıştı.

Etiketler : İsmail Hakkı Pekin