CHP kongresi başladı! Kılıçdaroğlu kimi destekliyor?

CHP İl Kongresi başladı. İstanbul İl Kongresi’nde Canan Kaftancıoğlu ve il başkanı Cemal Canpolat yarışıyor.

Eklenme: 13 Ocak 2018 12:09 - Güncelleme: 13 Ocak 2018 13:19

36’ıncı CHP İstanbul İl Olağan Kongresi Bostancı Gösteri Merkezi'nde yapılıyor. Partililer, saat 10:00'dan itibaren salonu doldurmaya başladı. 654 delegeden oy kullanacağı seçimde, iki aday yarışıyor.

Daha önce İstanbul il örgütünde görev yapmış olan Canan Kaftancıoğlu’nun CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından desteklendiği iddiaları üzerine Kılıçdaroğlu, ‘taraf olmadığını’ her iki adaya da iletti.

Kılıçdaroğlu'na yakın isimler, son günlerde gazetecilere, CHP liderinin “2019 seçimlerine kavgasız gitmek istediğini" ve bu yüzden "orta yol" izlediğini söylüyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılacağı kongre için Bostancı Gösteri Merkezinin içi de pankartlarla donatıldı. En dikkat çekeni ise halen tutuklu bulunan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun fotoğrafının yer aldığı ve üzerinde "Buluşacağız özgürlükte, yarınlar bizim " yazılı pankart oldu.

DEMOKRASİ ŞÖLENİ

CHP’de 3-4 Şubat'ta Ankara'da yapılacak 36'ncı Olağan Kurultay öncesi il kongreleri bugün tamamlanıyor. CHP'de il kongreleri süreci İstanbul'da gerçekleşecek olan il kongresiyle final yapacak. 223 büyük kurultay delegesi ile en fazla delegeye sahip örgüt olan İstanbul’da, İl Kongresi bugün Bostancı Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirilecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılacağı kongrede, doğal delegelerle beraber 656 delege yeni başkanı belirleyecek. Adaylar, toplam delegenin bir fazla oyunu arayacak. İstanbul İl Kongresi 38 ilçede seçilen il delegeleriyle yapılacak. Bahçelievler İlçe Kongresi yapılamadığından il kongresinde temsil edilemeyecek.

Demokrasi şöleni havasında geçmesi beklenen İstanbul İl Kongresi'nde mevcut İl Başkanı Cemal Canpolat ile PM Üyesi Canan Kaftancıoğlu yarışacak.

Cemal Canpolat adaylık açıklamasında şu mesajı vermişti: "Bizim hedefimiz parti içinde iktidar değildir. Parti içindeki arkadaşlarımıza sadece başarılar dileriz. Bizim bir tek hedefimiz vardır. AKP'nin 94'ten beri yürüttüğü bu yolsuzluk, bu hırsızlık, bu talan düzenini yıkacağız. Yerine Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Mustafa Kemal Atatürk'ün anlayışını dikeceğiz. Bize güvenen milyonlar var. O milyonlarla beraber sokağa çıktığımız gün Türkiye'yi size dar ederiz. Bunu sizin bilmenizi istiyoruz. Biz artık sokaktayız, sokakta bunun mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz. Halkımızla bütünleşmiş durumdayız."

Canan Kaftancıoğlu ise "Kongre bittiği andan itibaren ben 39 ilçenin ilçe başkanı olmaya kararlıyım bu bir. Kongre yarışındaki farkların tümünü arkamızda bırakarak, büyük görevimizin sorumluluğunda ve bilincinde olarak hepimizin yapabileceği her türlü katkıyı bir araya getirip yeni bir dönem için adayım, İstanbul'u kazanmak için adayım. İstanbul'u kazanmakla kalmayıp, tek aday yönetimini sonlandırmak için adayım. 2019 İstanbul Büyükşehir'i partisine ve memleketine kazandıracak olan o inanmış ekibin öncüsü olarak adayım ve biliyoruz ki başaracağız" ifadelerini kulanmıştı.

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Bu kongrede bir eksiğimiz var. Hapishanede bir esir, tutsak Milletvekili arkadaşımız var. Hiçbir suçu olmamasına rağmen aramızda olmaması demokrasinin ayıbıdır.

Biz yürürken o hapishanede kitap yazıyordu; 'Ben yatarken, siz yürürken' diyordu. Evet, kalbimiz Türkiye'nin geleceği için aynı duygularla atıyordu. Birlikte mücadele ettik.

Türkiye için mücadele ediyoruz. Gittiğiniz her yerde anlatın; ağzımızdan bir söz çıkıyorsa, bunun tek bir nedeni var, Türkiye'yi büyütmek ve yüceltmek.

Enis Berberoğlu başta olmak üzere hiçbir Milletvekilinin hapishanede olmasını kabul etmiyoruz. Bu bir demokrasi ayıbıdır.

İstanbul bütün dünyanın yakından izlediği bir kenttir. İstanbul'un anahtarını bize Fatih Sultan Mehmet teslim etmiştir. Bu nedenle bu anahtarı teslim eden Fatih'e minnet ve şükran borçluyuz.

Ve aynen şunları söyledim. Geldikleri gibi gidecekler dedim. Ve geldikleri gibi gönderdi onları. Fatih Sultan Mehmet'ten anahtarı Atatürk oldu.

Biz yeri geldiği zaman insan hakları uğruna, demokrası adına, hukuk uğruna mücadele etmesini biliriz. Çünkü biz kentin anahtarını İstanbul'un anahtarını birilerine teslim etmeyeceğiz.

İstanbul'dayız. Görkemli bir kentteyiz. Olağanüstü bir kentteyiz . Dünyanın en büyük metropollerinden birindeyiz. Bu kenti yönetenler İstanbul'a ihanet ettik dediler. İhanet bıçağını çekip alacağım. İstanbul'u yine tarihi görkemli günlerine kavuşturmak bizim boynumuzun borcudur.

Herkes şunu çok iyi bilsin; 2019 geliyor, referandumda hangi sonucu elde ettiysek İBB seçimlerinde daha büyük çoğunluk elde edeceğiz.

Biz İstanbul'u onların yaptıklarını yapmak için değil, İstanbul'un tarihini yok etmek için değil, yeniden düze çıkarmak için istiyoruz. Sözümüz söz, İstanbul'a adaleti getireceğiz.

İstanbul'a ihanet edenleri temizleyeceğiz.

Her birimize İstanbul'da görev yapan ister partili ister partisiz herkesin İstanbul için çalışması lazım. İstanbul bizim İstanbulumuz. Üzerine titrediğimiz en önemli kentlerden birisi.

İstanbulda yaşanan bir çok sorun bütün Türkiye'de yaşanıyor ve biz bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz .

Evet Türkiye büyük sorunlarla uğraşan bir ülke olabilir. Bizim siyaset anlayışımız bunun laflardan öte her soruna çözüm üretmektir. Halka sorunları anlatmak için değil hem sorunları hem çözümleri anlatmak için gideceğiz.

Her partilinin bilgiye dayalı söylem, bilgiye dayalı muhalefetle halka gitmesini organize edeceğiz.Size 'Para var mı' diye soracaklar 'Evet var Türkiye dünyanın en güzel ülkelerinden birisidir ama para yerli yerinde kullanılmıyor. Para başka yerlere gidiyor. Bizim kaynağımızda var imkanımız da var.' diyeceksiniz.

Sabah kalkıyoruzsunuz eğitim sistemi değişmiş. Böyle bir eğitim sistemi mi olur? Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız, o ülkenin eğitim sistemini bozacaksınız. Bu hükümetin yaptığı şey bu. Türkiye'yi geri bırakmak istiyorlar.

Adalet ifade özgürlüğü hayatı sorgulama geleceği sorgulama insanlığı sorgulama. Herkes ve isteyerek çocuğunu kendi istediği okula gönderecek.

Çocukları zorla okuluna b okulna değil arzu ettikleri okula götüreceğiz. Taşımalı eğitim yaptırmayacağız. Gittiğimiz her yerde anlatacağız. Sokakta kahvede fabrikada anlatacağız.

Dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyoruz. Kamyon şoförüyle konuştum. Bunu ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi ortaya çıkardı.

Bizim insanımız üçüncü sınıf demokrasiye layık değil. Özgürlükçü, sorgulayan bir demokrasi, birinci sınıf demokrasi istiyoruz. Baskıcı yönetime, kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran sisteme hayır diyoruz.

İflas eden bir yargı sistemiyle karşı karşıyayız. Dünyanın bütün demorkasilerinde kimin suçlu oduğuna hakim karar verir. Ama siyasi irade bütün gücü elinde toplamışsa, söyleyecek söz kalmamıştır.

1940'ların Almanyası ile 2010'ların Türkiye'si hemen hemen aynı. Biz bu düzeni değiştireceğiz derken, Almanlar Hitler düzenini nasıl yıktılarsa, biz de öyle yıkacağız.

Adalet üzerinde hepimizin titremesi gerekir. ADaletin olmadığı yerde devlet olmaz. İnsan hakları olmaz. Düşünce özgürlüğü olmaz.

Dün bir genç TBMM kapısında geçinemediği gerekçesiyle kendisini yakmak istedi. Büyümenin %11 olduğu Türkiye bu mu?