AKP'li Sayan: HDP’nin içinde çok iyi niyetli siyasetçiler var; Öcalan, PKK'ya ayar çekmeye çalışıyor

Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, gündeme ilişkin olarak Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı.

Eklenme: 13 Mayıs 2019 11:57 - Güncelleme: 13 Mayıs 2019 12:02

AKP'den aday olarak Ağrı Belediye Başkanı seçilen Savcı Sayan, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 6 Mayıs'taki avukatlar aracılığıyla paylaştığı mektubunu ve bu mektubun ardından başlayan çözüm süreci eksenili tartışmayı değerlendirdi.

Öcalan’ın açıklamasının tam da İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin arifesine denk gelmesini manidar bulmayan Sayan, "İstanbul’da Kürt oyları PKK’ya mı bağlı? İstanbul’daki Kürt oyları konuşulunca niye millet PKK’ya dikkat çekiyor" tepkisini gösterdi. Öcalan'ın kendi örgütüne ayar çekmeye çalıştığını iddia eden Sayan, "Örgüt onun kontrolünden çıktı" dedi.

Çözüm sürecini değerlendirirken "HDP’nin içinde çok iyi niyetli siyasetçiler var" diyen Sayan, "Elbette ki göbekten PKK’ya bağlı siyasetçiler de var ama gerçekten iyi niyetli, bu işin (Çözüm süreci) siyasi anlamda bir çözüme kavuşması gerektiğine dair önemli görüşleri olan siyasetçiler de var" ifadesini kullandı.

YSK'nın İstanbul büyükşehir seçimini de yenilediği tarih olan 6 Mayıs'ta Öcalan avukatlar aracılığıyla kamuoyuyla bir mektup paylaştı. Mektupta açlık grevleri ve Türkiye'nin Suriye'deki hassasiyetlerine vurgu yapılmıştı.

Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, HaberTürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin olarak açıklamalarda bulundu:

Öcalan’ın açıklamasında dikkat çeken noktalardan bir tanesi de 2013 Nevruz’undaki mektubuna atıfta bulunmasıydı. Öcalan’ın bu açıklamasıyla ilgili “Yeni bir çözüm sürecinin başlangıcına işaret” yorumları yapıldı, ne dersiniz?

Çözüm süreci çok iyi niyetlerle başlamıştı. Bölgede müthiş bir rahatlık yaratmıştı. İnsanlar tedirgin olmaktan kurtulmuştu. Artık ölümlerin olmayacağına, bir kardeşlik havasının hâkim olacağına canı gönülden inanmışlardı. Bunu gören hâkim güçler, Türkiye’nin şahlanacağını, savaşta harcanan parayla Türkiye’nin bölgede yıldız bir ülke olacağını anladı ve mutlaka çözüm sürecini bozmak istedi. 1990’ların başında, Kürtler dağa çıksın diye şiddetli işkenceler yapılmıştı.

Filistin askıları, insanlık dışı muameleler yapılmıştı. Bunun temel sebebi Kürtlerin dağa çıkmasını istemeleriydi. “Türkiye’de isyan başlasın, ülke bölünsün parçalansın” isteği vardı. Bunu isteyen bir kısım FETÖ’cülerin, ABD’yle iş tutan işbirlikçilerin o günkü planları buydu. Çözüm sürecinde ise bunların dağdan ineceğini, Türkiye’nin rahatlayacağını anladılar. Bu sefer, dağa gönderdikleri insanların geri dönmemesi için bir tezgâh içine girdiler. Hendek savaşlarıyla, oradaki birtakım senaryolarla bu tezgâhı başlattılar.

Çözüm sürecini bozanlar, dış güçler ve onun elinde olan PKK gibi örgütler, Türkler ile Kürtlerin kardeşliğini hazmedemedi. HDP demiyorum, HDP’nin içinde bu anlamda çok iyi niyetli siyasetçiler var. Elbette ki göbekten PKK’ya bağlı siyasetçiler de var ama gerçekten iyi niyetli, bu işin siyasi anlamda bir çözüme kavuşması gerektiğine dair önemli görüşleri olan siyasetçiler de var. Bunu bozdular, Türkiye’ye çok büyük haksızlık ettiler. Çünkü Tayyip Erdoğan siyasi hayatını bu işe adamıştı. Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz her şeyi kabullenmişti. Yeter ki kan akmasın, insanlarımız birbirini öldürmesin. Oğlu askerde şehit olan Yozgatlı anne, dağda oğlu öldürülen Kürt annesini gerçekten kabullenmişti. Bu çok önemli bir olay. Kucaklaşabilirlerdi, ki bunu yaptılar da. Ama bunu gören, yıllardan beri Türkiye’yi parçalamak isteyen güçler süreci kendi kötü emellerine alet etti.

...

Bugünlerde Türkiye terör örgütü PKK lideri Öcalan’ın son açıklamasını konuşuyor. Avukatları sekiz yıl aradan sonra Öcalan’la görüştü, o da dikkat çeken bir açıklama gönderdi. “Bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Fiziki şiddet araçlarıyla değil, yumuşak güçle; yani akıl, politik ve kültürel güçle bu süreci çözebiliriz. 2013 Nevroz bildirgesinin belirttiğimizi ifade tarzını daha da derinleştirerek ve netleştirerek sürdürülmesine kararlıyız” diyor. Suriye’ye ve PYD’ye dair de mesajları var. Öcalan’ın bu açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Amerika Birleşik Devleti Öcalan’ı Türkiye’ye teslim ederken bir taşla iki kuş vurmak istedi. Birincisi, o günkü şartlarda Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye vererek, kendi amaçları doğrultusunda Türkiye’den bir şeyler kopardı. İkincisi, “Ben Abdullah Öcalan’ı Türkiye’nin başına bela ederim. Dolayısıyla her zaman benim dediğimle oturur, benim dediğimle kalkar. Türkiye’ye karşı istediğim gibi kullanırım, bu maksatla Türkiye’ye verdim” mesajıydı. Fakat bugün görüyoruz ki Abdullah Öcalan artık ABD’nin dediklerini yapmıyor. ABD’nin dediklerini yapmayınca, ABD, Abdullah Öcalan’ı PKK’dan ayrı değerlendirmeye başladı. Dolayısıyla PKK üzerinden Türkiye’ye saldırmaya başladı. 

Çözüm sürecinin bozulmasına baktığımızda da bu süreci bozanın PKK olduğunu görüyoruz. Onlar da ABD’nin desteğiyle bu işi yapmıştır, çünkü Abdullah Öcalan ABD’nin kontrolünden çıktı. Abdullah Öcalan ile Türkiye’yi karıştıramıyor, provokatif eylemler yaptıramıyor. Abdullah Öcalan içeride belki de Türkiye’nin işine gelecek söylemlerde bulundu, bu da ABD’nin işine gelmedi ve ABD, PKK’yı direkt kullanmaya başladı. Şimdi süreç böyle devam ediyor. Ayrıca PKK da Abdullah Öcalan’ı dinlememeye başladı.

Abdullah Öcalan’a çok bağlı milletvekilleri onun dediğini düşünebilir ama PKK’nın çözüm sürecini bozan ana kadrosuna baktığımızda, tamamen ABD’ye bağlı olduğunu görüyoruz. Abdullah Öcalan’ın mesajları artık PKK’nın cenahında dikkate alınmıyor. Bu da ileride PKK’nın içinde belki de bölünmeye yol açacak. Dolayısıyla Abdullah Öcalan, ABD’nin artık Kürtlerle oynadığını, Kürtleri komşu oldukları ya da yaşamış oldukları ülkeyle savaşa götürdüğünü anlamış. Bunu anladığı için de bu anlamda açıklamalar yapıyor.

Aslında kendi örgütüne, “ABD’nin oyununa gelmeyin. Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşı çıkmayın. Türkiye’nin hassasiyetlerine değer verin” mesajları vererek yardım ediyor. Ama Amerika, başka amaçlarda olduğu için PKK’yı hızlı bir şekilde kullanmak istiyor. PKK da artık ekonomik anlamda Amerika’ya muhtaç durumda ve göbek bağıyla buna bağlı. Böyle bir çatışma var ve bu çatışmanın içerisinde Abdullah Öcalan’ının söylemlerinin PKK’yı ne kadar kontrol altına alabileceğinin tahmin edilmesi çok zor.

Öcalan, kendi örgütünün Amerika’nın güdümüne girdiğini, Ortadoğu’da büyük bir felakete sebep olacağını ve bu felaketin altında Kürtlerin de, Türklerin de, Arapların da ezileceğini gördü. Kendi örgütüne ayar çekmeye çalışıyor, fakat örgüt onun kontrolünden çıktı. PKK artık ekonomik, stratejik, lojistik anlamda hâkim güçlerin güdümünde.

Söyleşinin devamı için tıklayın