AK Parti seçmeninde kızgınlık olabilir ama..

Karar.com yazarı gazeteci Mehmet Ocaktan seçimlere 15 gün kala çarpıcı bir AK Parti analizi kaleme aldı. Ocaktan'a göre seçmen partisine bir ikazda bulunmak istiyor..

Eklenme: 25 Mayıs 2015 12:59 - Güncelleme: 31 Mart 2016 09:06

İŞTE OCAKTAN'IN O YAZISI..

Seçimlere 14 gün kala kararsızların ya da kafası bozukların hala yüzde 20'lerde olduğu bir tablo ile karşı karşıyayız. Araştırma şirketlerinin verileri bu kararsızların ağırlıklı bölümünün AK Parti seçmeni olduğunu gösteriyor. Bu verilerin bir başka okuması ise AK Parti'nin yüzde 45'lerin altına düşmesi demektir ki, eğer kafası bozukların tercihi değişmezse 8 Haziran sabahı bir koalisyon kabusuyla uyanacağız demektir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle sürprizlere gebe bir 7 Haziran'a doğru ilerliyoruz. Hiç kuşkusuz seçmenin tercihi önemlidir, demokrasiyi değerli kılan da bu tercihtir. Ama unutmayalım ki kırgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi sandığa gitmeyerek telafi etmeye kalkarsak 8 Haziran'da gerçekten telafisi imkansız bir siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya kalabiliriz.

Aslında gerek Türkiye’deki, gerekse uluslararası ekonomi piyasalarında bir koalisyon algısı yok. Hatta toplumun genelinde bir koalisyon ihtimali, daha da önemlisi asla böyle bir beklenti yok.

İşte esas kritik nokta da burası. Bugüne kadar AK Parti’ye oy veren seçmenler ve muhalif kesimler de dahil olmak üzere hemen herkes 8 Haziran’da yeni bir AK Parti iktidarına garanti gözüyle bakıyor. Bu yüzden de özellikle kafasında bir takım tereddütleri olan AK Partili seçmen, ‘Nasıl olsa iktidar olacaklar, bu defa sandığa gitmesem de olur’ havasında...

Unutmayalım ki farklı gerekçelerle ortaya çıkan bu sandık rehaveti sadece AK Parti’nin zaafa uğrama sonucunu değil, Türkiye’nin 15 yıl önce maruz kaldığı utanç fotoğrafına dönmesinin yolunu açacaktır ki herhalde hiçbirimiz böyle bir geriye dönüşü istemeyiz.

Elbette AK Partili seçmenin mutsuzluğu, kızgınlığı, hayal kırıklığı olabilir. Az bir süre değil, tam 13 yıldır iktidarda bulunan bir partiden söz ediyoruz. Biliyoruz ki bu seçmen, şu ana kadar bir başka partiye meyletmiş değil. Muhtemeldir ki bir ikazda bulunmak istiyor. Ama asla bir koalisyon istemiyor.

Gelin değişik gerekçelerle de olsa zihinlerde oluşan sandık rehavetinin Türkiye’yi nasıl bir kaosa sürükleyebileceğini iyi anlayabilmek için küçük bir koalisyon dersi çalışalım.

Çok gerilere gitmeye gerek yok, 1991-1999 yılları arasında 28 Şubat ‘ara rejimi’ dahil olmak üzere 8,5 yılda tam 8 farklı koalisyon ya da azınlık hükümeti kuruldu.

1999-2002 yıllarındaki DSP-MHP-ANAP koalisyonu kelimenin tam anlamıyla bir kabus döneminin adıdır. Faizler yüzde 60’larda, anayasa kitapçıkları, yazar kasalar havalarda uçuşuyor, hastaneler tuvalet gibi, doktor yok, ilaç yok. Şehirler arası yollar tam bir Afrika görüntüsü sergiliyor.

Enflasyon yüzde 25’lerde, işsizlik yüzde 20... İkinci Dünya Savaşı yılları hariç, 1.2 gibi en düşük büyüme performansının yaşandığı dönem yine bu koalisyon dönemidir. Batan bankaların maliyeti ise 55 milyar dolar...

Koalisyon kabusunun yaşandığı bu yıllarda Türkiye’nin kaybı sadece ekonomik alanda değildi elbette. İnsani kayıpların üzerindeki perdeyi araladığımızda yürekleri yakan kocaman bir acının olduğunu görürüz.

Koalisyon dönemlerindeki didişmelerle enerji kaybeden Türkiye, 90’lı yıllar boyunca faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplu öldürmeler, siyasi cinayetler, yargısız infazlar, ‘asker-polis-mafya’ tarafından oluşturulmuş çeteler, provokasyonlar ve bunlara uydurulmaya çalışılan kılıflarla uğraştı.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre bu 10 yılda yalnız polis bölgesinde 1912 siyasi cinayet işlendi. Bunun 608’i faili meçhul olarak bildirildi.1993’te 411, 1994’te 453 olmak üzere 864 siyasi cinayet işlendi, 303’ü faili meçhul olarak kaldı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) göre bu rakamların misliyle fazla insan öldürüldü. Öldürmeler akademisyenler, askerler, işadamları, siyasetçiler avukatlara uzandı. 

İşte bunlar 1990’lı yıllardaki koalisyonların karanlık fotoğraflarından sadece bir bölümü. 7 Haziran istikrarı ya da kabusu seçmek için son tarih. Geleceğimizi sadece biz belirleyebiliriz, başkası değil...

Mehmet Ocaktan / Karar.com