Medyafaresi Facebook AdresiMedyafaresi Twitter AdresiHaber RSS

 

Ermeni asıllı gazeteci Jaklin Çelik bakın Türüt için neler dedi!!!

  • Ana Sayfa
  • Medya
  • Ermeni asıllı gazeteci Jaklin Çelik bakın Türüt için neler dedi!!!

Facebook Twitter Google Pinterest
Son günlerde İsmail Türüt'ün şarkısına çekilen kliple yeniden gündeme gelen 'Türk olma' ve 'öteki' kavramını Diyarbakır'da doğan, Ermeni asıllı kadın yazar Jaklin Çelik anlattı.
Arka plan... Son günlerde tartışmalar iyice iç sıkıcı bir hal aldı. Ne kadar karamsar olmamak gerek desek de hal böyle. Maalesef hâlâ ve uzun mesailerle türban meselesini tartışıyoruz. Türkiye daha kısa bir süre öncesine kadar AB"ye girme hayalleri kurarken artık "İranlaşmama" hayalleri kuruyor. Kısacası İslam üzerinden tartışmalar var. Bu, birinci tartışma ekseni.

İkinci tartışma ekseni ise Türklük kavramı üzerinden.

"Türk olma"yı, "Türk olmayana düşman" olmak ile eş tutan çevreler bir görünüp bir kayboluyorlar. Bunlardan sonuncusu kendini İsmail Türüt"ün şarkısında ve o şarkıya ait olduğu iddia edilen klipte gösterdi.

Biz de bu hafta gittikçe şiddetlenen iki tartışma eksenini masaya yatırmak istedik. Ve Diyarbakır"da doğan, Ermeni asıllı kadın yazar Jaklin Çelik ile cuma günü İstanbul"da bir araya geldik.

Çelik kırgındı. Kendini azınlık olarak hissettiğini bize hissettiriyordu ve istemediği halde "öteki" gömleği giydirildiğinden yakınıyordu. Farklı etnik ve dini kökenden insanların aslında ne kadar benzer olduğunu anlatan hikayeleri ile tanınan Jaklin Çelik, "Ana sorun hem Türklük"ten hem Müslümanlık"tan korkmak. İkisi ile barışmazsanız her şey daha kötüye gidecek" dedi ve ekledi: "Türkiye yüzde 99"u Müslüman ve çoğunluğu Türklerden oluşan bir ülke. Bu iki dominant öge ile daha sağlıklı ilişki kurmalısınız!"




Müslümanlıktan ve Türklükten korkmayın

İsmail Türüt"ün olay yaratan klibi ile Hrant Dink cinayeti yeniden gündeme geldi. Ermenilerin potansiyel suçlu gibi gösterilmesinden çok rahatsız olan Ermeni asıllı kadın yazar Jaklin Çelik, türban tartışmasını da aynı çerçevede yorumladı: Türkiye"de hep bir İranlaşma korkusu var. Korkuların geleceğine bu kadar güvenmemek gerekir. Önce izin vermek gerekir. İş rayından çıkarsa bakılır

  • "Kum Saatinde Kumkapı" adlı kitabınızda farklı etnik ve dini kökeni olan insanların evlerinin içine girildiğinde aslında hayatlarının birbirine çok benzediğini anlatmıştınız. Bugün böyle hikayeleri hatırlamaya ihtiyaç var diye düşünüyorum. Sanki lime lime oluyormuşuz gibi bir hava yaratıldı. Neden?

    Bu yeni bir şey değil, her zaman vardı. Ancak son dönemde siyaset başka bir şeye dönüşüyor. Her şey hallaç pamuğu gibi. Nedenini ben değil çoğunluk yanıtlarsa anlamlı olur.

  • Siz kendinizi azınlık olarak mı görüyorsunuz?

    Evet, azınlığım. Bunu ben değil başkaları söylüyor. E ben de söyleyeyim artık!

  • Statü olarak azınlık olmak başka, kendini azınlık hissetmek başka. Ermeniler kendilerini azınlık olarak hissediyorlar mı?

    Evet, çünkü çoğunluk bizleri hep "öteki" olarak anlatıyor, bizden bihaber çocuklarına. O zaman da o çocuk gelip size dokunma ihtiyacı duyuyor.

  • Ama Ermenileri tanıyoruz. Birlikte yaşıyoruz onlarla.

    Birlikte yaşıyor olmak birbirimizi tanıyor olmak anlamına gelmiyor. Son olarak bir olay yaşadık. Şarkıcının biri bir şarkı okudu ve o şarkıya bir de klip çekildi. Klip şarkıya göre abartılı değildi. Öyle bir şarkı böyle bir senaryoyla "ruh" bulabilirdi ancak. Şimdi biz ne o şarkıcıyı, ne söz yazarını ne de klibi çeken öğrenciyi ve onlar gibi düşünen insanları inkâr edebilir miyiz? Bu insanlar bu topluma ait. İthal etmiyoruz onları.

  • Bunlar hep vardı da yeni yeni mi ortaya çıkıyor yoksa onların oluşmasını sağlayan dinamikler mi ortaya çıktı?

    Daha önce de söylediğim gibi bunu çoğunluğun yanıtlaması gerek...

  • Ben sizin hislerinizi merak ediyorum.

    Nedenleri bulmak gerek. Neden Hrant"ı öldürdüler, neden Malatya"daki o insanlar öldü? Neden böyle bir klip yapma gereği duyuldu? Daha önceki papaz cinayeti... Bunları çoğunluk yanıtlasın.

  • Çoğunluk dediğiniz de yekpare bir parça değil ki. Belki de çoğunluğun içinde de azınlıklar oluştu. Ben kendimi İsmail Türüt ile aynı çoğunluğun içinde görmek istemiyorum örneğin.

    Evet, doğru. Koronun dışına çıkanlar var. Çoğunluk derken resmi söylemle konuşanları kastediyorum. Devletin artık başka bir rota izlemesi gerekiyor.

  • Türk olmamak, Müslüman olmamak, erkek olmamak hep "diğerinin" etiketleri Türkiye"de. Siz bu üç etikete de sahipsiniz. Zor mu hep "diğeri"nin etiketleriyle yaşamak?

    Nereden baktığınıza bağlı. Ben kendimi bu coğrafyada hiçbir zaman azınlık olarak görmedim. Bu, benim giymek istediğim bir gömlek değildi. Ben kendi kimliğimle var olmaya çalıştım ve ötekileşmek istemedim. Ama bu röportaj bile öteki olmamın bir kanıtı. Bu, benim arzuladığım bir gömlek değil.

    BANA GÖRE TÜRBAN BİR TEHLİKE DEĞİL

  • Ben de sizi "öteki" olarak görmeyi istemiyorum. Ama sizi "öteki" yapma eğilimi var Türkiye"de.

    Evet ama aslında diğerlerinden farkım yok. Aynı kadın sorunlarını yaşıyorum, aynı toplumsal sıkıntılarım var. Üstelik kimlikler çoğaldıkça sorunlar da çoğalıyor.

  • İsmail Türüt"ün klibi çevrenizde nasıl karşılandı?

    Ermeniler potansiyel suçlu gibi gösteriliyor ve bu tabii ki rahatsızlık yaratıyor. Bunlar çok tehlikeli şeyler. Bunu türban meselesinde de görüyoruz.

  • Yani türbanlı da potansiyel suçlu gibi mi gösteriliyor?

    Öyle gösteriliyor. Bu ülkede türban takmak isteyen insanlar var. Bana kalırsa bu bir tehlike değil, asıl bunu görmezden gelmek bir tehlike unsuru haline gelebilir. O zaman olay ideolojikleşir. İşte ondan korkulur! Ama bizde yasakçı bir zihniyet var. Her yasak bir süre sonra toplumsal travmaya dönüşüyor.

  • Türbanın serbest kalması durumunda İranlaşacağımız konuşuluyor. Siz böyle bir tehlike görmüyor musunuz?

    Türkiye"de hep bir İranlaşma korkusu var. Korkuların geleceğine bu kadar güvenmemek gerekir. Önce izin vermek gerekir. İş rayından çıkarsa bakılır.

  • Ama iş rayından çıkarsa darbe mi olacak?

    Demokratikleşme sürecinden bahsediyoruz. Demokrasinin çatısı altında serbest kalması gerektiğini söylüyorum.

    İş rayından çıkarsa aynı çatı altında başka türlü formüller bulunur. Ama hep bir darbe miti var. Çünkü ordu var. Ama şunu da unutmamak gerekir ki Türkiye, yüzde 99"u Müslüman olan bir ülke. Çoğunluğun sesine kulak kabartmak, o seslerin taleplerini dinlemek gerektiğine inanıyorum.

    İNSAN HİKAYELERİ YAZAN CESUR KALEM

    Jaklin Çelik"in 2000 yılında Kum Saatine Kumkapı adlı öykü kitabı yayınlandı. Kitap, 2002 yılında Amerika"da da basıldı. 2003 yılında Yılanın Yolu adını verdiği ikinci öykü kitabı çıktı. 2004 yılında çocuklar için yazdığı Öykülerle ABC kitabı, 2005 yılında Türkiye"de gezdiği 35 şehirden devşirdiği insan hikâyelerinin yer aldığı Kaçak Yolcu kitabı yayınlandı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında proje bazlı çalışmalar yürüten Jaklin Çelik 2006 yılında TESEV"e zorunlu göçle ilgili bir belgesel ve sergi hazırladı. Şu sıralar İKSV"nin kurum tarihini yazmayı sürdürüyor.

    Dinden bu kadar uzak durmamalı

  • Türkiye Müslüman ama ibadete zorlamayan bir ülke. Oysa artık ibadet konusunda çevrenin baskı oluşturabileceğinden bahsediliyor.

    Bütün düşüncelerimizde toptancıyız. Farkındaysanız bütün korkularımız bahsedilir şeylerden öteye gitmiyor. Ama bir de gerçekler var. Biz herşeye İstanbul odaklı bakıyoruz. Bütün korkularımızda İstanbul merkezli bir huzurun yok olması üzerine şekilleniyor. hristiyan ülkelere baktığınızda oralarda da dominant dini öğeler var. Burada neden rahatsız ediyor? İslam"la ilgili bir problem olmasın? Ben dinden bu kadar uzak durmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda da insanları ibadete zorlayan organize bir gücün olduğunu düşünmüyorum. Bazı şeylerle barışık yaşamayı bilmek gerekiyor.

  • Yani dinle barışmamız mı gerekiyor?

    En azından reddetmemek gerekiyor. Toplumlar kendi içlerinde iyiyi de kötüyü de barındırır. Barışık olmak kötüyle mücadelenin, onu yok etmenin yol ve yöntemlerini belirlememizde yol almamızı sağlar. İki sorun var: hem Müslümanlıktan hem de Türklükten korkmak.

  • Söylemek kolay da İsmail Türüt ile nasıl barışılır?

    Orada bir karanlık var. O karanlık beni ilgilendirmez, diyemeyiz. O zaman o karanlık büyür, bizi de içine alır. Burası Türkiye ve çoğunluğu Türk-Müslümanlardan oluşuyor. Bunu da kimse değiştirmeye çalışmıyor. Önce bu toptancı korkuyla barışılsın.
  • Facebook Twitter Google Pinterest


    Kaldır ayağını Shoefie çekeceğiz!

    İstanbul Emniyet Müdürlüğüne saldırı anı!

    Emniyet'e saldırıdan ilk görüntüler

    Toprak kayması yolcu otobüsünü yuttu

    Video İzle





    Günün Haberleri



    En Çok Okunanlar



    GÜNÜN SPOR HABERLERİ

    Burak Yılmaz baba oldu
    Wozniacki de 1 Nisan ruhuna uydu
    Fenerbahçe yönetiminden köle Isaura tepkisi!
    Milli takım uçağında Arda Turan şoku!

    Milli takım uçağında Arda Turan şoku!

    A Milli Futbol Takımı kafilesinin Lüksemburg dönüşünde uçakta büy&uu ...
    Tümü

    GÜNÜN FOTO GALERİLERİ

    Uluslararası New York Otomobil Fuarı açıldı
    Elektrik kesintisi, kedi capslerini patlattı
    MİNE TUGAY
    Bu mankenler güzellik tabularını yıkıyor

    Bu mankenler güzellik tabularını yıkıyor

    Onlar Amerika'nın büyük beden olarak kabul ettiği mankenler. Bu mankenler güzelli ...
    Tümü





    Hosting
    Haber Ajansları - Dha - AA - İha

    Medyafaresi "Haberin Doğru Adresi" 2003 - 2015 ©

    0.0842
    Medyafaresi başta medya dünyası (televizyon, reytingler, magazin ) olmak üzere Türkiye ve Dünya'dan Gündeme ilişkin, köşe yazıları, sağlık haberleri, spor dalları, kadınlara özel haberler, videolar, medya analizleri sunan Türkiye'nin en bağımsız ve güncel haber sitesidir.
    Medyafaresi muhabirlerinin yayınladığı tüm yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı MedyaFaresine Aittir bunun dışında alıntı yapılan haberler ve içerikler, abonesi olduğumuz haber ajansları ( Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı), köşe yazarları ve yorumu yapan kullanıcılar gibi haber kaynaklarına aittir izinsiz kopyalanamaz ya da yayınlanamaz. Online Müzik Ucuz Alışveriş Boş Taksi Kurumsal Yazılım Sosyal Sağlık