

"BEYEFENDİ, Türkiye'de neler olduğunun, mensubu olduğun ve bir türlü kopamadığın AKP'nin neler yaptığının, Cumhuriyet rejimiyle nasıl hesaplaştığının, Türk Ordusu'nu adeta 'düşman ordusu' gibi gördüğünün, devletin kurumlarını nasıl ele geçirip kullandığının farkında mısın? Elbette farkındasın.
Ama olmuyor muhterem, olmuyor. Sen AKP'li de olsan, orada Mustafa Kemal Atatürk'ün saygın makamında -kaderin cilvesiyle- oturuyorsun. Devletin en yüce ve Anayasa uyarınca TARAFSIZ olması gereken makamına seni çıkardılar. Olanları biraz gör, biraz ses ver.
Bak, daha dün devletin emekli kuvvet komutanlarının, general ve albaylarının evleri basıldı ve topluca gözaltına alındılar. Senin hükümetin devletin generallerini, hakim ve savcılarını dinletiyor, izletiyor. Ortalık "DARBE MASALLARIYLA'' birbirine giriyor.
Emekli olmuş kuvvet komutanlarının evlerinin basılacağını, dün saatler öncesinde senin hükümetinin emrindeki Anadolu Ajansı ve TRT duyurdu. Bu nasıl rezalettir beyefendi? Senin yayın organlarına polis ve savcılıktan mı haber sızdırılıyor, yoksa adamlar gaipten mi haber alıyor?
Devletin en sorumlu makamlarında bulunan saygın ve yurtsever kişiler, komutanlar, savcılar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Şimdi sırada Erzincan'da 3. Ordu Komutam Orgeneral Saldıray Berk var. Avcılar onun peşinde! Sen orada devletin tepesinde otururken, hiç aklına gelmiyor mu "Yaa ne oluyor kardeşim" diye sormak!
Hiç aklına gelmiyor mu, Cumhurbaşkanı kimliğinle ülkenin bu gidişine bir ses vermek, tepki göstermek?..
Ve AKP gömleğini birkaç gün için olsun üzerinden çıkarmak!
* * *
Bugünkü görevine seçildiğinde TBMM kürsüsünden andiçmiştin. Hem de "NAMUSUN VE ŞEREFİN" üzerine! Bak, Anayasada yer alan ve üzerine yemin ettiğin o metni sana bir kez daha (özetleyerek) anımsatayım:
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARINA ve LAİK CUMHURİYET İLKESİNE bağlı kalacağıma,
Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE andiçerim."
Bay Abdullah Gül, hani nerede kaldı hukukun üstünlüğü, Atatürk ilke ve devrimleri, laik Cumhuriyet ilkesi, tarafsızlık gibi kavramlar?
Nerede kaldı Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak?
Hani nerede senin tarafsızlığın? O tarafsızlığı arıyoruz ama bir türlü bulamıyoruz!
Hani, nerede namusun ve şerefin üzerine ettiğin o yemin?
* * *
Senin AKP isimli partin -maşallah- devletin tamamını eline geçirdi. Kendisinden olmayan herkesi "darbe masallarıyla" korkuttu. Yahu Abdullah Bey, bu kuvvet komutanları, orgeneraller, generaller, öteki subay ve astsubaylar ne beceriksiz darbecilermiş ki, bu işi bir türlü yapamamışlar!
Emirlerinde Kuvvet'ler var, Ordu Komutanlıkları var, yüzlerce askeri birlik var, darbe dosyaları (!) var, ne ararsan var, fakat gel gör ki, darbe yok!
Bence onlar hem beceriksiz, hem de korkakmış! Onları kınıyorum!
Fakat aklıma tuhaf bir şey gelmiyor da değil. Kendi kendime diyorum ki "Bu AKP
iktidarı Türk Ordusu'nu düşman gibi görüp tahrik ederken, acaba onların gerçekten bir darbe yapmasını mı istiyor? Böylece ülkenin sorumluluğundan kurtulmayı, hem de kendini acındırmayı mı düşünüyor?"
Bak Abdullah Bey, ülkenin durumu iç açıcı değil. Bu ülkede Başsavcı İlhan Cihaner'in dosyalarını görevden el çektirildikten sonra apar topar, yangından mal kaçırırcasına İstanbul'a gönderen Erzurum savcıları var. Hukuku çiğnediler. Neyse ki İstanbul Başsavcılığı dün bu dosyaları reddedip iade etti. Ama Tayyip'in emrinde polis devleti kuruldu, TSK'ya karşı ikinci bir silahlı güç oluşturuldu. Sen bunları görmüyor musun?
Senin milletvekilin Avni Doğan '40 yıl onlar bizi fişledi, şimdi biz onları fişliyoruz' dedi.
Bay Abdullah Gül, sakın ola ki unutma! O makam, Mustafa Kemal Atatürk'ün makamıdır. Sen orada geçici görevle oturuyorsun. Bu günler geçecek. Ancak geçinceye kadar, ülkede olanlar konusunda TARAFSIZ konumuna uygun davranmakla yükümlüsün. Senin partin, ele geçiremediği tek kurum olan Türk Ordusu'nu 'KENDİSİNE DÜŞMAN' olarak görebilir. O partiyi ve yakın adamın Tayyip'i uyarmak senin görevidir.
Sana tavsiyem, Tayyip ve AKP'nin değil, milletin Cumhurbaşkanı ol ve o makamı doldur!
Millet inim inim inlerken sen Çankaya'da ne iş yapıyorsun Allah aşkına? Çıkar artık şu AKP gömleğini üzerinden Abdullah Bey. Eğer NAMUSUN VE ŞEREFİN üzerine ettiğin yemin geçerli değilse, söyle de hepimiz bilelim, ona göre davranalım.
Yok eğer geçerliyse, gereğini yapmanı bekleyelim!
Bu gidişin gidiş değil. O yalak ve korkak medyaya, sizlere gaz veren o satılık gazetecilere sen hiç bakma. Yarın devir değişince, sizleri önce onlar satışa getirecektir.
Milyonlarca Türk insanı adına sana kaygılarımı, kuşkularımı ve endişelerimi iletiyor, görevini yapmanı bekliyor ve mektubumu kısacık bir şiirle noktalıyorum Bay Abdullah Gül.
Hasandağı arpalıktır, eğer saban yürürse/ Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse/ Her kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse/ Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse!"
Emin Çölaşan - Sözcü



