Medya Faresi






Anasayfa  >  Güncel kategorisindeki haberler

Yarım blöf candan eder! Saddam'ın son sorgusundan ilginç detay!

Saddam Hüseyin'in ölmeden önce yapılan son sorgusunun detayları ortaya çıktı!

Irak'ın eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in, tehdit olarak gördüğü İran'a gözdağı vermek için, kitle imha silahı blöfünü kullandığı bildirildi.

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) dün açıklanan raporunda, Saddam Hüseyin'in sorgulanması sırasında edinilen bilgilere değinildi ve Saddam'ın, İran'ı büyük bir tehdit olarak gördüğü, kitle imha silahı blöfünü kullanarak savunmasız görünmek istemediği belirtildi.

Rapora, "Saddam, düşmanlarına, özellikle İran'a karşı zayıf görünmemeleri gerektiğine inanıyordu" diye not düşen FBI ajanlarından George Piro, Irak'ın eski liderinin ülkesini, bölgedeki diğer ülkelerin tehdidi altında hissettiğini ve bu blöfü yaparak kendisini savunmak istediğini belirtti.

Saddam'ın, İran'a karşı zayıflığını göstermek yerine, nükleer silah denetçilerini ülkesine sokmayarak ABD'yi karşısına aldığına ve böylece işgale zemin hazırladığına işaret edilen raporda, Irak'ın eski liderinin, İran'ın, BM denetçileri sayesinde, Irak'a en büyük zararın nereden verilebileceği konusunda bilgilendirilebileceği kuşkusu duyduğu da ifade edildi.

Ulusal Güvenlik Arşivleri tarafından açıklanan rapora göre FBI ajanlarınca 20 kez resmi sorgulamaya tabi tutulan Saddam Hüseyin, Usame Bin Ladin ile bağlantısı olduğu iddialarını reddetti ve El Kaide liderini "bağnaz" olarak nitelendirdi.

Saddam, 1991'deki Körfez Savaşı sırasında, İsrail hedeflerine SCUD füzeleriyle saldırılmasının sorumluluğunu üstlendi ve Arapların tüm sorunlarının nedenini, İsrail ile bu ülkenin ABD üzerindeki etkisine bağladı.

Yakalandıktan sonra yargılanan ve insanlığa karşı işlediği suçlardan ölüm cezasına çarptırılan Saddam, Aralık 2006'da idam edilmişti.

ABD'nin, Barack Obama'dan bir önceki başkanı George Bush, 2003 yılında, nükleer silah sahibi olduğunu ileri sürerek Irak'ı işgal etmiş, ancak işgalin ardından bu ülkede nükleer silah olmadığı ortaya çıkmıştı.

(Haberturk)

02.07.09 17:33

İlgili Haberler



BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gereklidir.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ. Eğer üye iseniz buraya tıklayarak giriş yapınız.
Elden ne gelir, âlem “Global” olmuş bir kere!
(diğer yorumları) 02.07.09 20:02
Atom bombası veya kimyasal bir silahı imal edebilecek teknolojiye sahip terör örgütü olabilmesi mümkün değildir. Bunu ancak “büyük bir devlet”ten “bir şekilde” elde etmesi gereklidir.

Terörist ya “satın alacak”, ya “çalacak” ya da kendisine “gönüllü” olarak verilecektir.

Ülkemizde “En Büyük Korku” ismiyle gösterilen (The Sum of All Fears, 2002) film bu konuyu işleyen bir romandan uyarlamadır.

Terörün “kaynağını” ve “evrenselliğini” göstermekle birlikte, beklenmedik bir anda “kaynağını” da nasıl vurabileceğini çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır.

Filmde anlatılan olay şöyledir: Silah envanterini sayan ABD ordu yetkilileri nükleer silah deposundan iki tane bombanın eksildiğini fark ederler. Bu bombalar öyle kocaman füzeler değildir. Kolayca taşınabilen “piknik tipi” bombalardır.

Olay araştırıldığında bunların çalınmadığı, aslında “birileri”nin direktifiyle “el altından” kendilerinin “desteklediği” “bir gruba” teslim edildiği anlaşılır. Ancak bunların takibinde bir aksilik olmuş, şu anda nerede oldukları bilinmemektedir.

Çünkü; bu bombalar kaybolduktan sonra başka “biri”ne satılmış, derken birkaç el değiştirmeden sonra ABD%u2019de eylem yapmak isteyen “diğerleri”nin eline geçmiştir ve ülkeye gizlice sokularak başkanın da bulunduğu bir sırada stadyumda patlatılır.

Silahın da terörün de savaşın da aynı kaynaktan doğması kaçınılmazdır. Terör ve savaş olmadan silah üretmenin anlamı ve kazancı olamayacaktır.

Aslında filmde anlatılan olay ABD%u2019nin Irak%u2019ı işgal etme gerekçesiyle paralellik göstermektedir.

Hatırlayalım; başta başkanları olmak üzere ABD yetkilileri sürekli olarak Irak%u2019ta “nükleer” ve “kimyasal” silah olduğunu iddia ediyorlardı. Her ne kadar uluslararası kuruluşlar “gittik, inceledik, yok öyle bir şeyler” dedikçe, “var, var biz biliyoruz da konuşuyoruz” mealinden açıklamalar yapıyorlardı.

Kimsenin görüp bulamadığı halde ısrarla var demelerinin nedeni acaba ne olabilirdi? İran-Irak savaşı sırasında Saddam%u2019ın destekçisi ve hamisi olan ABD, o zamanlar verdiği “nükleer ve kimyasal” silahların akıbetini mi merak ediyordu?

Öyle ya; savaş bu, o kargaşada bunlar İran%u2019ın eline geçmiş olabilir veya dahili grupların kontrolünde kalmış olabilirdi.

Sonrasında da kimlere, nerelere gittiğini bulmak oldukça zorlaşıyordu.

Bir de bakmışsın ki eski dost, yeni düşman Taliban%u2019ın eline geçivermiş.

Elden ne gelir, âlem “Global” olmuş bir kere!








AK Parti de Tarkan krizi! O sözlere hangi Bakan tepki gösterdi?

Yeni nesil 20 köşe yazarı açıklandı! Kim var kim yok?

Yağmur Atacan ın  Bebek  özlemi! Eski evini özledi!

Çocuklar Duymasın mı Kavak Yelleri mi? İşte reytingler!

Otogarda sigara içen savcıya  Ramazan  dayağı!




Medya Faresi
www.medyafaresi.com

"Türkiye'nin Özgür Sesi"
2003 - 2009 ©
Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Medyafaresi CHA, İHA ve MTM Abonesidir.