EKREM DUMANLI YAZDI
Biz ne zaman ayrı düştük?
Bu soruyla başlıyor Zaman'ın 20. yıl reklâmı. Bu sualin öncesinde görüntüler geliyor kare kare. Bilgisayar oyununda şiddete kilitlenmiş bir çocuk, okul koridorunda kavga eden iki genç, sofra başında tartışan karı-koca, trafikte birbirine saldıran iki sürücü, stadyumda birbirine giren iki takımın taraftarı, parlamentoyu arenaya çeviren vekiller, sokakta yumruklaşan gençler, birbirine girmiş kitleler… Evet, reklâm filmimizin her biri dikkatle sunulan kareleri bunlar.
Seyrettiğinizde kendinizi bir şekilde bu kavganın içinde buluyorsunuz. En azından bizzat şahit olduğunuz bir manzarayla karşı karşıya kalıyorsunuz. İşte gerginliğin doruk noktasına ulaştığı bu anda bir ses çınlıyor kulaklarımızda. Onca sert görüntülerin arasından latif bir edayla, "Biz ne zaman ayrı düştük?" diyor. Çok kısa bir sessizlikten sonra cevabını da veriyor: "Anlamaktan vazgeçtiğimiz zaman." Doğru bir soru, doğru bir cevap!
Olaylara aklıselim ile bakabilmek
Uzun bir zamandan beri anlama gayretinin irtifa kaybetmesi, gerginliğin hayatımızı esir almasına sebep oldu. Her yerde, her bireyde kendini hissettiriyor bu gergin atmosfer. Oysa paylaşabileceğimiz o kadar çok değer var ki! Yeter ki olaylara bir başka açıdan bakma cesareti de gösterelim. "Karşıt" görülen herkesi anlama gayreti içine girelim. "Öteki" denilen kişilere karşı empatiyle yaklaşalım ve uzlaşma kültürünün tahammül sınırlarını zorlayalım. Şiddet görüntüleri akarken reklâmın son detay görüntülerinde bir annenin yavrusuna sarılıp onu bağrına bastığını, bir gencin elindeki sopayı bıraktığını görüyorsunuz. O çarpıcı sahneleri şu cümlelerle takip ediyoruz: "Tam anlamak için, tamamlamak için, ne okuyorsanız okuyun bir de zamanı okuyun!" Yani hem Zaman'ı hem de içinde bulunduğumuz çağı okuyun…